Ordu uslanmıyor… Ahmet Altan

2009 Haziran 14

İnsan nasıl kanlı sonuçlar verebileceğini bilmese, okuduklarına “takıntılı bir çocuğun yazdığı tuhaflıklar” deyip geçecek ama böyle bir “eylem planı” hazırlayanın, yedi yüz bin askeri olan bir ordu olduğunu bilince, ülkenin başına neler gelebileceğini görüp ürperiyorsunuz.

Bu eylem planının hazırlanma tarihi 2009 Nisan.

Daha çok yeni.

Bizim ordunun kafasının nasıl çalıştığını göstermesi bakımından da ibret verici.

Ergenekon sanığı bir emekli subayın evinde ele geçirilmiş.

Belge, “şeriat isteyen AKP hükümeti” diye başlıyor.

Ordu ya da ordunun “bazı birimleri”, hükümetin “şeriat” istediğine karar vermiş.

Ellerinde bir belge var mı?

Yok.

Onlara “öyle geliyorsa” belgeye ne hacet zaten.

Ordu, bir hükümetin “şeriatçı” olduğuna karar verdiğinde “darbe” gerekçesini de kendine göre hazırlamış oluyor.

Ve, emrinde çalıştığı hükümete “şeriatçı” etiketini yapıştırıyor.

Bizim günlük dilde “Fethullahçılar” dediğimiz Fethullah Gülen Cemaati’nin de “şeriat” getirmek için hükümetle işbirliği yaptığını söylüyor. read more…

KCK İddianamesi’nin tam metni

2009 Haziran 8

PKK’nın beyni olarak nitelenen ve Türkiye’de gölge devlet kuran yapılanması KCK, büyük bir operasyonla çökertilmişti…

Savcılık talimatıyla Emniyet’in 1,5 yıl süren çalışma sonrası çökerttiği KCK yapılanmasıyla ilgili iddianame açıklandı.

İddianamede Türkiye’nin pekçok ünlü ismi hakkında çarpıcı bilgiler, KCK’nın derin planları var.

Tam metnini okumak isteyenler için iddianameyi yayınlıyoruz…

TIKLA İNDİR…

read more…

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172

Suriye Sınırındaki Mayın Döşeli Arazi ve Asıl Sorun

2009 Haziran 2
by habermerkezi

Asıl sorun Mayınları döşediği halde, bu iş için emrinde onlarca istihkam taburları ve Mühendisleri var iken Bu işi yapamam diyen, Komutanın hala Görev başında olmasıdır. Genel kurmay başkanının yapamam deme Lüksü yoktur. Genel kurmay başkanlığına derhal yapacak bir getirilmedir.

Aklından Bile Geçirme!

2009 Mayıs 28
by habermerkezi

Sınırlarına mayın döşe, geçmesin bir adem karşı yakaya. İnat eder başarırsa kavgasını, keskin gözlerle bakan bir adamdan bulur hışmını.
Elli kilo çaydır ‘kaçak’ cinsinden. Kınadır, hurmadır; şifa niyetine.
‘Fırsatı ganimet bilerek’ sıyrılmışsa aradan silahlar… Döşemeli boydan boya, toprağa gömülü pat patlar.
Bir kabustur, Yayladağ’dan Habur’a can yakan. Bacak koparan, kalça yerinden.
‘İlelebet kapalıyız, dostluğa, kardeşliğe!’ diyerekten, ince bir itinayla(!) örtülmüştür üzeri toprakla.
……………..
Kırmançi bir ezgiyle koyunlarını otlatırken Abdullah, vermiştir bacağını soysuz bir mayına. O gün bugün, bıçak açmaz ağzını.
Bakamaz yüzüne sözlüsünün, on dokuzunda kışa dönmüştür baharı. Sedirden seyreder hayatı. Pencereye konan hüdhüd müdür, saka mı?
Akranları, düşerken yollara başlık parası niyetine, çeşme başında duyulur acının en tazesi:
‘Topala verecek kızım yok, bekledi boşuna bunca sene!’
Firavun’dan bir mirastır. Sağ bacakla, sol kol. Çaprazlama işkence. read more…

Haşim Haşimi, Ergenekon Terör Örgütü, Kürt Meselesinde Çözüme Engel

2009 Mayıs 24

Güneydoğu’yu yakından tanıyan eski
milletvekillerinden Haşim Haşimi, sorunun çözümüne ilk defa bu kadar
yaklaşıldığını ifade etti ve ekledi: “Ergenekon ve benzeri yapılanmalar
çözüm istemiyor…”

Güneydoğu Anadolu’nun en köklü ailelerinden birine mensup olan Haşim Haşimi, 1984-1989 yılları arasında Cizre Belediye Başkanlığı yaptı. Ardından 20 ve 21. dönemlerde Diyarbakır Milletvekili olarak Meclis’te yer aldı. TBMM’de, 1996 yılında kurulan ve 2 yıl süren Göç Araştırma Komisyonu’nun başkanlığı da yapan Haşimi, bugün Kürt meselesinin çözümüne ilk defa çok yaklaşıldığını söyledi. Vakit’in sorularını cevaplandıran Haşimi, kamuoyuna çok önemli mesajlar verdi.

“BU KARARLILIK SİLAHLARI SUSTURUR”

- Cumhurbaşkanı Gül’ün Kürt meselesi konusunda yaptığı açıklamaların ardından başlayan süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Taşların hepsi yerli yerinde değil ancak yeni bir dönem yaşanıyor. Bir yol haritası çizildiği de belli. Sorun ile ilgili olarak devletin birçok önemli kurumunun siyasiler ile eşgüdüm içinde olması bu yeni dönemin başlangıcıdır. Atılan adımlara önemli kurumlar geçmişte olduğu gibi karışmıyor. Bu yaklaşımı çok önemsiyorum. Bununla birlikte ilk defa herkes dayatmada bulunmaksızın çözüme destek arıyor. Hükümetin siyasi iradesi ve devletin önemli kurumlarının kararlılığı ve yaklaşımı da silahları susturacak güçtedir. Zaten silahlı süreç sürdükçe kimse konuşamıyor, konuşulsa da dinleyen olmuyor. Bu açıdan Sayın Gül’ün sözleri çok önemlidir. read more…

Necla Kelek Kimdir?

2009 Mayıs 24
by habermerkezi

ABD’deki mühendis Zeyno Baran’ın yerini Soner Çağaptay almıştı. Almanya’daki versiyonları ise Necla Kelek… Almanya’yla gerilen ilişkilerde derin izleri var…

AK Parti’den Ergenekon’a birçok konuda Alman bakış açısının şekillenmesinde Kelek’in büyük bir etkisi varmış.

Bayan Kelek kimmiş diye küçük bir araştırma yapınca, karşıma ilginç bir tablo çıktı. 2002′de yazdığı Günlük Yaşamda İslam (İslam im Alltag) adlı kitabında Kelek, Müslümanlığın Almanya’da uyumu zorlaştıran bir din olduğunu ifade etmiş.

Yabancı Gelin adlı kitabında ise Türk aile yapısına ve İslamiyet’e hakaret etmekten geri durmayan Kelek, Alman medyasına verdiği demeçlerde domuz eti yemenin bir Müslüman için sakıncası olmadığını söylüyor. Müslüman erkeklerin sünnet edilmesinin ‘adam yaralama’ suçu kabul edilmesini talep ediyor. Kelek ismi, ayrıca meşhur Vicdan Testi’nin mimarları arasında geçiyor.

Abdülhamit Bilici/Zaman

Almanya: Necla Kelek olayı read more…

Türk Toplumu nereye koşuyor?

2009 Mayıs 23
by habermerkezi

Son günlerde gördüğüm ve medyaya yansıyan bazı olaylar sonucunda toplumun bir uçuruma doğru hızla sürüklendiğini görüyorum. Özellikle gençlerimizde büyük bir kültür erozyonu yaşanıyor. Milli ve manevi değerlerimiz, her geçen gün yozlaşıyor, aşınıyor ve kayboluyor. Toplumu ayakta tutan ve inancımızda beslenen geleneklerimiz, geçmişte yaşanan nostaljik ve folklorik bir olay olarak değerlendiriliyor. Aile kavramın içi boşalıyor, yerini geçici birliktelikler ve metres hayatı alıyor, karşı cins arkadaşlığı yayılıyor. Birbirine nikâhı düşen iki genç, arkadaşlık kavramına sığınarak ana- babanın ve yakınlarının karşısında el ele tutuşup gezebiliyor, oturup kalkabiliyor, hatta aynı evi paylaşıp birlikte kalabiliyor. Artık genç kız -erkek arkadaşlığı normal görülüyor ve sıradanlaşıyor. Karşı çıkan büyükler, geri kafalı, yobaz ve görgüsüz olarak yaftalanıyor. read more…

‘Necip’ Bir Şair, ‘Fazıl’ Bir Yürek!

2009 Mayıs 23
by habermerkezi

“Geldik işte! Şu dağların ardında, aradığın! Burda başlar, hayat yolculuğu!”
“Ya otuz yıl? Yaşamamış mı, hiç gelmemiş mi dünyaya? Hatırası, hayalleri… Dünü, yarını…!”
“Saati işlemiş, o durmuş; bunca sene. ‘Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuş…’ Derin bir pişmanlıkmış, aykırı bir duruş!”
“Sen tut, Istanbul’u, Sorbon’u bırak; Şemdinlili Kürt Hoca’nın izini sür, koş gel buralara.”
“Düz mantıkla anlaşılmaz elbet. Yaşamak gerek. Kavramlar dünyasının kurbanı sen! Beğenmezsin ıhlamur kokulu dağları, cağıl cağıl akan suları.
Bilmezsin, kuzuyu doğar doğmaz kucağına almayı, alnına kına sürmeyi. Ezanla karşılamayı hayatı, ‘İlk O’nu duysun!’ diye adını vermeyi.
‘Mecburi hizmet’ dersin, ‘doğu görevi’ diye kestirip atarsın. Işık doğudan gelir, Büyük Doğu’dur adı.
…………………….
“Duyuyor musun?”
“Neyi?”
“Nuh’un gemisi karaya oturuyor sanki. Tufan Günü yakınlarda bir yerde, Cudi’de. İşte ayak bastığın yerde kuruldu, Hak Batıl terazisi.
İbrahim, on yedisinde bir bilekti Harran’da. Eyyup, çıktı doruğa sabrıyla, Urfa’da.
Anladın mı şimdi, Maraşlı Şair’i çekeni? Kapanmayan bir dertti. Solgundu benzi, sararmıştı rengi. Seyyid Taha’nın fendi, Sorbon’u yendi.”
“Onun için getirdin buralara! Yüzleşeyim Anadolu’yla, helalleşeyim toprağıyla.”
“Vasiyeti vardı, lakin getirmediler yerine. ‘Taha’nın yanına gömün!’ diye.”
“Köyüne gidelim Taha’nın!”
………………………
“Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Hanemize neşe kattınız. Demek, Üstad’ın izini sürersiniz. Ne iyi ettiniz de geldiniz!
Sıradışı kitabını burda düşündü, uzaklardan gelen sese kulak verdi. Adını da şu minderde koydu kitabının.
‘Son Devrin Din Mazlumları olsun adı.’
Piranlı Hoca çekilirken dar ağacına, yirmi ikisindeymiş şair, bilmezmiş o zamanlar. Bohem hayatıymış sürdüğü. Nice sonra berraklaşınca zihin, anlamış o vakit:
‘İnananı çizin!’
Silistreli’ye yapılan, gitmezmiş hayalinden. Ayırmazmış hiçbir şey, Sonsuzluk Emeli’nden.
Erbilli gatakulliye gelmiş, Menemen’in bağrında. Onulmaz bir yaraymış, Yirmi Beş’in baharında.”
“Herşeyi paylaşmış sizinle. Siz Kürt, o Türk!”
“İnsan anlaşmaz, söz ile kelam ile. Lakin anlaşır insan, lisan-ı hal ile. Bir Büyük Medeniyettir birlikte kurduğumuz. Yalnız O’nadır yalnız, Bir Olan’a kulluğumuz!”
“Kalk gidelim, yol uzun. Yaylalardan aşalım, ırmaklardan geçelim. Rastlarız bir çobana, talim ederiz ayrana, içeriz kana kana, şükrederiz Yaradan’a!”
………………………
“Duyuyor musun?”
“Yine neyi?”
“İstiklal rafa kalktı, kaldı ‘Mahkemeleri.’ Yüz binler Hakk’a yürür, kanla dolar bentleri. Fırat ile Dicle’nin ahını kimse duymaz, götürürler bir anda hesabını sorar sormaz.”
“Şu Şair’in derdine bak, bir eli yağda bir eli balda geçerken ömrü, vurmuş kendini dağlara, yaralıymış belli, gönlü.”
……………………….
“İşte göründü Maraş, emir gelir Sütçü İmam’dan: Sonuna kadar savaş!”
“Uzunoluk dedikleri, demek burası. Kısakürek şaire ilham katan, Maraşlının duası. Bir kere çıkıp dönmeyen evine, yiğitlerin yuvası.
Şair olmaz mı insan, havasına suyuna…! Zarifoğlu Cahit’tir, Beyazıt bir Erdem. Kapılan rüzgarına….”
……………………….
Arvaslı’yla kesişir, yolları Anadolu’da. Tek satır yazmaz, dünyasından kopunca.
‘Bak incele, var mı edebe ters. Sonra girerim vebale, lanet okur bana herkes!’
Sağlam bir bağdır, Arvaslı’ya uzanan. Bağlum’a düşer yolu, odur mezarını kazan. Islatır gözyaşları kefenini, bezini. Van’dan gelen nefestir, haykırırken sesini.”
……………………….
‘Konuşturman, vurun. Sokun tabutluklara. Ola ki konuşursa, foyamız çıkar meydana.
Sen misin tek başına, çılgınca eleştiren. Dokunulmaz kılmadık mı, çıkmasın sakın ortaya.
Sonra benden sorarlar, hesabını On İki Ada’nın,
Milli Şef’tir adımız, sarsılmasın itibarımız!’ read more…

Alman Gizli Servisi (BND) Alman Derin Devleti Gladio İsrail Ergenekon PKK ve Neoconlar

2009 Mayıs 23

Yakında bir çok gerçek daha aydınlanacak …
31 Mart ihtilali ve İttatçıların Almanya bağlantısı
Alman Kiliselerinin Kudüs Sevinci
Alman Vakıfları ve Türk Siyaseti
Ergenekon ve Alman Gladiosu – fikir ve strateji alışverişi
PKK Yöneticileri nasıl ve neden himaye ediliyor?
Kapatılması istenen Alman Irkçı partisi NSDP Başkanı aslında Derin Devlete’ mi çalışıyordu?
Mesut Yılmaz Mavi Akım Macaristan’da kırılan burun
Almanya’nın Türkiye’de yürüttüğü kirli savaş (Grey WAR)
Altın aramaları protesto eden köylüleri kim nasıl yönlendirdi?
Aydın Doğan Medyası ve Axel Springer Verlag’ın bağlılık yemini
hepsi burada

paylas

paylas

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği kazanın sır perdesi aralanamıyor.

2009 Mayıs 21
by habermerkezi

Çantası Hala Kayıp, Telefonu İse..

BBP liderinin hayatını kaybettiği kazayla ilgili sır perdesi aralanmaya çalışılıyor. Komisyonda çok önemli iki soru soruldu: O telefon ve çanta nerede?
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği kazanın sır perdesi aralanamıyor. TBMM’de kurulan komisyon bugün kazayla ilgili Gülefer Yazıcıoğlu’nun da aralarında bulunduğu heyeti dinledi. Komisyonda Yazıcıoğlu’nun kayıp çantası soruldu.

Eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili kurulan TBMM Araştırma Komisyonu, Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu, Genel Başkan Yardımcıları Mustafa Destici, Ahmet Şanverdi, Özel Kalem Müdürü Okan Köksal ile MKYK üyesi ve avukatı Kemal Yavuz’u dinledi. read more…

Suriye sınırında yükselen şaibe bulutu

2009 Mayıs 20
by habermerkezi

Hakan Albayrak
halbayrak@yahoo.com

Suriye sınırında yükselen şaibe bulutu

Suriye sınırındaki mayınlı arazinin, mayınlardan temizlenmesi karşılığında, organik tarım için 44 yıllığına yabancı firmalara verilebileceği ihtimali, MHP ve CHP’yi ayağa kaldırdı.

Şahsen beni de ayağa kaldırdı.

Hatay’dan başlayıp Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak’a kadar uzanan, 350 metre eninde ve 510 kilometre uzunluğunda, fevkalade stratejik bir bölgeden bahsediyoruz. read more…

USAK Başkanı Sedat Laçiner, 10 milyar dolara boru hattı döşeyen 100 milyon dolara adam satın alır

2009 Mayıs 18
by habermerkezi

USAK Başkanı Sedat Laçiner, “Gazprom siyasetçileri satın alma çabasındaydı. 10 milyar dolara boru hattı döşeyen 100 milyon dolara adam satın alır” dedi.

Sedat Laçiner, Neşe Düzel’e konuştu: Rusya ile imzalanan Mavi Akım’ın karanlık kısımları aydınlanırsa Ergenekon’un enerji anlaşmalarındaki rolü daha iyi ortaya çıkar.

“Petrol ve gazı taşıyabilen iki hat var. Rusya ve Anadolu. Türkiye, Rusya’ya alternatif oluyor. Dünyanın askeri devi Rusya bunu kabul etmez. Zaten Ergenekoncular da enerji meselelerinin içindeler.”

“Boru hatları bir ülkeyi birleştirir. Ülkenizi bölmek istemiyorsanız, boru hatları yapın. Kürt bölgesini, Türkiye’ye en fazla boru hatları birleştirecek.”

Neşe Düzel / Taraf

NEDEN: SEDAT LAÇİNER

Biz Türkiye’de anlam veremediğimiz birçok olayla karşılaşıyoruz. Birçok sorun mantıklı bir biçimde çözülmüyor. Devlet görevlisi pek çok insan, ülkenin çıkarlarına uymayan işler yapıyor. Bütün bunlar niye oluyor? Devletin içinde olduğu halde ülkenin istikrarını bozmaya çalışanları kim destekliyor? read more…

12 Eylül Diyarbakır Cezaevi işkencelerinin en ağırını gören Selim Dindar anlattı ve ağlattı

2009 Mayıs 18
by habermerkezi

DARBE DÖNEMİNİN PKK’YA KIYAĞI

Karşımda 48 yaşında bir adam oturuyor. Öyle bir hikaye anlatıyor ki.. Bir o ağlıyor bir ben. İnsan bazen hırsından ağlıyor, bazen dehşetten… Aslında Selim Dindar’ın hikayesini yedi sekiz sene önce Neşe Düzel’in kaleminden okumuştum. Bugün “Kürt sorunu hakkında sevindirici gelişmeler olabilir” bakış açısının ardından kopan kıyamete karşı demek istedim ki.. “Kürt sorununu çözmek istiyorsak, 12 Eylül Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde yaşananları konuşmalıyız. Kenarlarda dolaşmaktan vazgeçin, gelin gerçeği konuşalım.”

Selim Dindar her ne kadar “Anlatmak istiyorum” dese de öyle kolay açılabilen bir isim değil. Birkaç görüşmeden, ortak dostlarımızın desteğinden sonra ikna oldu ve ortaya bu röportaj çıktı. Ben Selim Dindar’ı sevdim. Anlattıklarına üzüldüm, yapılanlardan utandım. Kısacası kelimelerim yetersiz kalıyor hislerimi anlatmaya. Siz okuyun, siz kararınızı verin.

Selim Dindar’la Habertürk Gazetesi’nden Balçiçek Pamir’in röportajı:

Diyarbakır Cezaevi’nde neler yaşadınız?
-Mardin’de sorgulamalar günlerce sürdü. Tabutların içine dikili bir şekilde
kıpırdamadan duruyorduk. Aklınıza gelebilecek her türlü işkenceyi gördüm. Ama Diyarbakır’a geçince asıl “cehennem”i orada yaşadım. read more…

Ne büyük bir hesapmış bu!

2009 Mayıs 17

Kemal Özer

Demirel’in faturasını öde öde bitmiyor. 1962′de siyaset sahnesine giren Demirel, aradan yarım asır geçmesine rağmen hâlâ siyasetle meşgul. Tarihi seksen altı yıl olan bir devletin kırk yedi yılını bir kişiye adaması ne büyük bir talihsizlik. Sözü edilen bu kişinin Demirel olması ülkenin bu talihsizliğini kat be kat artırmakta.

Demirel’in siyaset yaptığı bir ülkede yaşamak hem o ülkeye hem de o ülke insanına yapılabilecek en büyük zulüm olsa gerek.

Her dönemin ve ülkenin Ebu Leheb‘leri vardır. Günümüz Türkiye’sinin Ebu Leheb’i herkesin malumu. Artık ıslahı mümkün olmadığına göre onu da benzer bir akıbetin beklediği aşikâr.

 

Demirel, özellikle Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un tutuklanması sonrası Ergenekon sürecinin kendisine iyice yaklaştığı endişesiyle apar topar ofisine kilit vurmuştu. Süreçten tedirginliğini gizlemeyen Demirel, muhtemeldir ki Türkiye’nin son elli altmış yılına ışık tutacak tüm belgeleri imha etmiştir.

read more…

Hüsamettin Cindoruk’un darbecilerle işbirliği

2009 Mayıs 16

Merkez sağın duayen isimlerinden Koca Reis lakaplı Bilgiç, Hüsamettin Cindoruk’un darbecilerden nasıl icabet aldığını ve işbirliği yaptığını anlattı.
Eski Adalet Partili ve DYP’li Sadettin Bilgiç, Demokrat Parti (DP) liderliğine soyunan Hüsamettin Cindoruk’a ağır eleştirilerde bulundu. Merkez sağın duayen isimlerinden Koca Reis lakaplı Bilgiç, Cindoruk’un hiçbir zaman demokrat olmadığını, hem 28 Şubat’ta hem de 367 krizinde gerçek kimliğini gösterdiğini belirtiyor.

Demirel ve Cindoruk’un sandıklarından DP’ye oy çıkmamasına şaşırmadığını ifade eden Bilgiç, bugünkü kongreyle ilgili tarihi bir uyarı yapıyor: “Cindoruk kazanırsa Demokrat Parti, CHP’nin payandası olur. Eğer Hüsamettin lider olursa yüzde 3 oy bile alamazlar. Delegeyi kazansalar bile milletin desteğini alamazlar. Parti tamamıyla tasfiye olur.” read more…