Ebru Türel: Asıl baskıyı başı açıklar yapıyor

8 Kas

Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin bu zamana kadar olamadığı kadar görkemli bir festival haline gelmesinde Belediye Başkanı Menderes Türel’in yadsınamaz katkısı var.

Bu sebeple de festivalde, konuk Hollywood yıldızları kadar ön plandaydı. Sahneden hiç inmedi denilebilir. Kâh ödül verdi kâh konuştu. Türel’in en az kendisi kadar dikkat çeken genç ve güzel eşi Ebru Türel de henüz festival afişlerinin ve süslerinin kaldırılmadığı Antalya Kültür Merkezi’nde Türkiye’de ilk defa yapılan bir etkinliğe imza attı ve ekolojik tarım konferansı düzenledi. Organik tarım yapan çiftçiler, organik pazarın müdavimi tüketiciler ve uzmanların yer aldığı konferansın bahanesiyle Türel’le görüştük.

Endüstri mühendisisiniz. Organik ürünler pazarı kurmak ve ekolojik tarımla ilgili bir panel düzenlemek nereden geldi aklınıza?

Tamamen annelik içgüdümün bir sonucu. Ekolojik tarım ve organik ürünlere farkındalığım çocuğumu doğurmamla başladı. Anne sütünden sonra ek gıdalara geçerken çocuğumu sağlıklı nasıl beslerim diye araştırma yapmaya başladım. Düşündüm ki bir anne olarak buna ihtiyaç duyuyorsam, Antalya’da benim gibi binlerce anne var. İncelemeye gittiğim İstanbul Şişli’deki ekolojik pazarın bir benzerini burada kurmaya karar verdim. Çiftçi de sağ olsun beni destekledi.

Antalya’da meslekî eğitim kurslarını kurdunuz, sonra ekolojik pazar ve bu panel, neredeyse eşiniz kadar aktifsiniz. Evlenmeden önce siyasetle ilgilenir miydiniz?

Evlenmeden önce, İstanbul’da büyük sanayi kuruluşlarına üretim, kontrol, planlama, kalite yönetimi gibi konularda danışmanlık yapıyordum. Çoğunlukla Anadolu grubuyla çalışıyordum. Esasında 11 yıllık profesyonel basketbol geçmişim var. Türkiye birinci liginde oynadım. Ama basketbolu hiçbir zaman kendime bir meslek olarak görmedim. Her zaman üniversite bittiği zaman iş hayatına dönecek şekilde eğitimimle basketbolu paralel olarak sürdürdüm. Evlendikten 3 ay sonra eşim siyasete girdi. Eşimi beklemediği kadar çok destekledim. Hatta yapmış olduğum sosyal faaliyetlerle eşimi her alanda desteklemeye çalışıyorum. Fakat bunları siyasi bir kimlik olarak değil bir iş kadını olarak yapıyorum. Eğer siyasi kimliğimle yapsaydım ekolojik tarım paneli düzenlemezdim. Çünkü burada gerçekten doğrular, dolayısıyla eksik noktalar dile getirildi. Bence artık siyasetçiler bir eksiklik varsa bunu saklamamalı. Bunu dile getirmeli ki tedbir alınmalı.

Eşinizin politikalarını eleştirir misiniz?

Tabii ki, eşimin en büyük eleştirmeni benim. Her şeyini eleştiriyorum. Bir kere hiç kimse ona benden daha doğru eleştirilerde bulunamaz. Çünkü insanlar kırılacağını düşünebilir. İleride kendisine bir zarar gelebileceğini düşünebilir, o yüzden en büyük eleştirmeni benim.

Galiba Menderes Bey, siyasete girdikten sonra şirket yönetimi size kaldı…

Hatta siyasetçi olmadan önce. Balayından döndüğümüz gün Menderes Bey işini bana devretti. Sadece iş hayatıma değil, eğitimime de devam ediyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansı yapıyorum. Doktoramı da bitirip üniversitede ders vermek istiyorum.

Babanız İzmir’in önde gelen CHP’lilerinden. Eşinizin AK Parti’den siyasete girmesini nasıl karşıladı?

Biz o zaman sözlüydük. Menderes, “Babanla konuşmak istiyorum, önümüzdeki seçimlerde AK Parti’den belediye başkanı adayı olma durumum söz konusu.” dedi. “Babam bizi öldürecek. Beni sana vermeyecek.” dedim. Menderes İzmir’e geldi; “Baba benim önümüzdeki seçimlerde siyasete girmem söz konusu olabilir, ama sizin izninizi almak istiyorum. Çünkü ben AK Parti’den girmek istiyorum.” dedi. Babam hiç beklemediğim bir tepki verdi: “Çok iyi yaparsın oğlum. Çünkü CHP’den olsan seni çalıştırmazlar.” dedi. Babam çok uzun zamandır CHP’nin içerisindeydi, ama son zamanlarda oluşan yönetim problemleri dolayısıyla partinin küskünlerindendi. Zaten istifa etti.

İzmir kızı olarak nam salmışsınız, ama aslında Diyarbakırlısınız…

Baba tarafım Diyarbakırlı, annem Elazığlıdır. Ben üç yaşına gelene kadar babamın işi sebebiyle Batman’da yaşamışız. Sonra tayini İzmir’e çıkmış. İzmir’e geldikten sonra da hukuk fakültesine girmiş ve avukat olmuş.

Gecekondu semtlerine gider misiniz? Yani her kesimden insana kulak verir misiniz?

Gecekonduya da en sosyetik mekâna da gidiyorum. Ve iki Türkiye gerçeğini görüyorum. İstanbul’da danışmanlık yaptığım yıllarda çok farklı bir Türkiye’de yaşıyordum. Eşim belediye başkanı olduktan sonra Türkiye gerçeklerini görmeye başladım. Artık fikirlerim, tavrım düşüncelerim ve yapmak istediklerim çok farklılaştı. Çünkü sadece gelir düzeyi yüksek bölümde olduğunuz zaman diğer Türkiye gerçeğini kaçırıyorsunuz. Çok farklı bir Türkiye var esasında.

Ak Partili bir siyasetçinin eşi olmak zor mu?

Farklı bir zorluğu yok bence. Zaten hangi partiden olursa olsun siyasetçi eşi olmak zor.

Eşinizin Ak Partili olmasına yakın çevreniz nasıl tepki verdi?

Yakın çevremden çok medyanın ilginç tepkileri oldu. Gazeteciler ne zaman türban takacaksınız, kapanacakmısınız gibi sorular sordu. Sinir etmek istiyorlar diye düşünüyordum. Zaten ilerleyen süreçte partinin bu konuda hiçbir yaptırımının olmadığını kendileri de gördü. Çünkü benim açık olmam parti için rahatsız edici bir şey değil. Hiçbir kimsenin açık olması rahatsız edici bir şey değil. Esasında kapalı insanlara karşı daha fazla tepki var Türkiye’de. Asıl onlar rahatsız ediliyor. Medyada çok yanlı şeyler yazılıyor. Hatta Başbakanla ilgili önyargılı şeyler yazılıyor. Bana sorduklarında Başbakanımızı ve hanfendiyi çok yakından tanıdığımı ve öyle birşey yapmayacağını söylüyorum. İnanın medyada öyle önyargılı şeyler yazılıyor, gösteriliyor ki yakından tanımasam benim de ön yargılarım oluşurdu.

***

“Menderes’i ilk gördüğümde Korhan Abay sanmıştım”

Ebru ve Menderes Türel 5 yıldır evli. Menderes Türel’in sunucu Korhan Abay’a benzerliğini dile getirdiğimizde Ebru Türel komik tanışma hikayelerini anlatıyor: “Eşimle ortak arkadaşlarımız tarafından tanıştırıldık. O zaman arkadaşım benimle birisini tanıştırmak istediğini, şöyle iyi olduğunu, böyle iyi olduğunu söylerdi. Beni bir iki hafta boyunca böyle motive etti. Menderes Bey tanışmak için ortak arkadaşımla beraber evinin önünden beni almaya geldi. Arkadaşımız eşiyle arabanın önünde oturuyordu. Menderes Bey arkada oturuyordu. Arabanın ışığı biraz daha loştu. Kapıyı açtılar oturdum ve yanımda Korhan Abay! Şok geçirdim. Korhan Abay geldi zannettim. O kadar büyük bir benzerlik var ki. Hatta bozuldum biraz; ‘niye Korhan Abay olduğunu bana söylemediler, sonuçta tanırdım’ diye düşündüm. Bir şeyler içmek için gittiğimiz yere kadar bir yarım saat böyle düşündüm. Ancak arabadan inip daha fazla ışıklı bir yere geçince, Korhan Abay olmadığını fark ettim. İnanılmaz bir benzerlikleri var.”

Emine Erdoğan’la aranız nasıldır?

Çok iyidir. Emine Hanım’ın beni bir kız evladı gibi gördüğünü hissediyorum. Bana bakışlarından, benimle konuşmalarından gerçekten beni sevdiğini hissediyorum. Ben de onu çok seviyorum. Hanımefendinin ne kadar bilgili, görgülü ve kültürlü olduğunu biliyorum. Benim çalışmalarımda önayak olmuştur. Mesleki eğitim kurslarının kurulması bana ilk kendisi söylemişti. Ekolojik pazara kendisi önder olmuştur. Bunların ana fikrinin sahibi ben değilim kendisi.

Film festivalinin amacının Antalya’nın uluslararası piyasada marka değerini artırmak olduğunu söyleyen Ebru Türel, sanat filmlerini sadece festival sırasında izliyor. Sinemayla pek ilgili değil. Sadece rahatlamak amacıyla film izlediğini söylüyor. Bunun için de daha çok romantik ya da komedi filmleri tercih ediyor.

Siyasete girmeyi düşünmüyor ama…

Ebru Türel, neyi nasıl konuşması gerektiğini çok iyi biliyor. En absürt ve kışkırtıcı soruya bile tecrübeli siyasetçilere taş çıkartacak profesyonellikle cevap veriyor. Bu sebepledir ki bizim gibi birçok kişi ona, siyasete girmeyi düşünüp düşünmediğini soruyormuş. Siyasete girmeyi düşünmediğini söyleyen Türel, akıcı konuşmasını basketbolculuk kariyerine bağlıyor; “Çünkü sporcular trübünlere oynamaya alışıktır. Kendine güveni yüksektir.” diyor.

Türel çiftinin 3 yaşında bir oğulları var. Akand, biraz daha büyüyünce yine çocuk sahibi olmayı istediklerini söyleyen Ebru Türel; “Çocuğumuzla konuşup onu dinleyip onunla kaliteli zaman geçirmeye çalışıyoruz. Zaten ben kendi çocuğuma zaman ayırmayıp onu doğru yetiştirmemişsem toplumsal fayda uğruna ne kadar uğraşmışım yani yazıklar olsun bana denir. İnsan önce kendi çocuğuna bakmalı, önce kendi çocuğunu doğru yetiştirebilmeli.”

GÜLİZAR BAKİ

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 64 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: