Arşiv | Şubat, 2009

Bu seferde Yunan vekilden İsrail`e tokat gibi cevap

2 Şub

Kendisine Golan Tepeleri`nde üretilen şarap hediye edilen Yunan milletvekili, “ben çalıntı mal kabul etmem” dedi

İsrail`in Yunanistan büyükelçiliği, Yunan parlamentosundaki bütün milletvekillerine hediye olarak üç şişe şarap gönderdi.

Pasok milletvekili Theodoros Pangalos, kendisine gönderilen hediye şarapları, bir mektupla beraber geri iade etti. (daha fazla…)

Kassam komutanından Türkiye’ye mesaj

2 Şub

Hamas’ın askeri kanadı İzzettin Kassam Birlikleri’nin komutanı Ebu Hamza, İsrail saldırıları sonrası konuştu. Ebu Hamza “Filistin bizim olduğu kadar Türklerindir” dedi.

Adem ÖZKÖSE/GERÇEK HAYAT

Hamas’ın askeri kanadı olan İzzettin Kassam Birlikleri İsrail saldırılarında en çok öne çıkan silahlı gruptu. İzzettin Kassam Birlikleri ile ilgili gerek Türk, gerekse de dünya basınında savaş boyunca birçok şey yazılıp çizildi. Biz de Gazze’ye girdiğimizin ikinci günü bir evde İzzettin Kassam Birlikleri’ne bağlı direnişçilerle bir araya geldik. Evde, hepsi Gazze’de yaşanan son savaşta cephede olan beş direnişçi vardı. Sonra odaya yüzleri maskeli ve silahlı iki kişi daha girdi. Biri Han Yunus Bölgesi’ndeki İzzettin Kassam Birlikleri’nin basın sözcüsü, diğeri de komutanlardan Ebu Hamza’ydı. Röportaj boyunca yüzünü açmayan Ebu Hamza, İsrail Ordusu’nu Gazze’nin girişinde nasıl durduklarını ve İzzettin Kasam Birlikleri hakkında merak edilenleri anlattı.

- Ateşkes devam ederken bir kara harekâtı ile karşılaştınız. Siz bu çapta bir saldırı bekliyor muydunuz?

İsrail’den her zaman her türlü saldırıyı bekleriz. Çünkü Siyonist düşman daha önce de ateşkes esnasında halkımıza birçok kez saldırmıştı. Kur-an’ı Kerim “Müminlerin İslam düşmanlarına karşı güç hazırlamaları gerektiğini” söylüyor. Bizler Şehit İzzettin Kassam’ın evlatlarıyız ve işgalci düşmandan korkmuyoruz. Kardeşlerimiz, Yahudilerin hayatı sevdiklerinden çok daha fazla şahadeti seviyorlar.

- Şu anki psikolojik durumunuz nedir?

Ümmetimize ve savaş boyunca bizim yanımızda olan Türkiye halkına artık zafer devrinin başladığını müjdeliyoruz. Gençlerimiz İslam’a yöneldiler ve dinlerini en aziz emanet olarak kabul ettiler. Rabbimiz de bu savaşta bize yardımını gönderdi. Biz bu harp esnasında Yahudilerin ne kadar korkak olduklarını bir kez daha gördük. Mücahitlerden korktukları için tanklarından dışarı çıkamadılar. Çünkü Tankların dışında onları ölümün beklediğini biliyorlardı. İşgalci İsrail Hükümeti’nin bütün hedefleri de savaşta başarısızlığa uğradı. İslam Ümmetine hediye ettiğimiz bu büyük zafer Siyonist Devletin bitişinin başlangıcıdır.

GAZZE’NİN ALTINDA BİR GAZZE DAHA VAR! 

- İzzettin Kassam Birlikleri’nin dışında bu savaşa başka hangi Filistinli gruplar dâhil oldu?

Bizim dışımızda İslami Cihad Hareketi’nin askeri kanadı olan Kudüs Seriyyeleri, Halk Cephesi’nin askeri kanadı Ebu Ali Mustafa Birlikleri ve El Fetih’in silahlı kanadı Aksa Şehitleri Grubu iştirak etti. Savaş esnasında aramızda görev dağılımı yaptık ve Siyonist düşmana karşı aynı safta savaştık.

- Savaşta nasıl bir strateji izlediniz?

Gazze’nin altında bir Gazze daha var. Bunu Siyonist düşman da biliyor. İsrail Ordusu Beyt Lahye, Beyt Hanun ve Gazze’den topraklarımıza girme teşebbüsünde bulunduğu an yerin altındaki çukurlardan çıkan mücahitler saldırıya geçtiler. Ayrıca evlerinin çatısında nöbet tutan Gazzeliler de İsrail Askerlerinin uçaklardan Gazze’ye indirme yapmasını engelledi. Mücahitler Siyonist Askerleri Gazze’nin girişinde durdurmayı başardılar ve Siyonist düşman Gazze’nin içine giremedi. Bu savaş gerçekten çok şiddetli geçti. Mücahitler büyük bir sabır gösterdiler ve sonunda Rabbimiz İslam Ümmeti’ne Filistinli Mücahitlerin eliyle büyük bir zafer bahşetti. Ben Allah katından gönderilen bu yardımcıları gözlerimle gördüm.

-Bu konuyu biraz daha açalım. Savaşta nelere şahit oldunuz?

Cebaliye’de Yahudi Askerlerle aramızda saatler süren çok şiddetli çatışmalar oldu. Ben bölgedeki birlikleri yönetiyordum. Zaman zaman da çarpışmalara da iştirak ediyordum. Birden yan tarafımızda beyaz elbiseli ve yüzü nur gibi parlayan birini gördük. Yüzü öyle parlıyordu ki yüzüne bakamıyorduk. Yanımdaki 9 mücahit de aynı kişiyi gördüler. Bu kişi uzun zaman bizimle birlikte İsrail Askerlerine karşı savaştı, daha sonra da birdenbire ortadan kayboldu. Mücahitlerin çoğu bu savaşta bu tür olaylar yaşadılar ve Allah’ın katından gelen yardıma gözleriyle şahit oldular.

- Kamplarınızın hemen hemen hepsi İsrail uçakları tarafından vuruldu. Bu sizi ne kadar zayıflattı?

Ağaçların olduğu her yere 1 saat içinde kamp kurabiliriz. Çünkü kamplarımız ağaçların arasına çekilen iplerden ve spor aletlerinden ibarettir. Gazze’nin her yeri ağaç dolu ve birkaç gün içinde tekrar kamplarımızı kurduk ve eğitimlerimize başladık.

“SİLAHLANMAYI SÜRDÜRECEĞİZ” 

- İsrail uçakları 22 gün süren savaş boyunca özellikle Gazze ve Refah arasındaki geçiş tünellerini bombaladı. Şu an bu tünellerin durumu nedir?

Tünellerin yüzde 40’ı kullanılamaz hale geldi. Fakat yüzde 60’ı şu an işliyor. İsrail bizim silahlanmamızı asla engelleyemeyecek. Her türlü engele rağmen İzzettin Kassam Birlikleri silahlanmaya devam edecek.

- İsrail Ordusu yakın bir zamanda sizce tekrar Gazze’ye saldıracak mı?

İsrail Ordusu Furkan Savaşında büyük bir hezimet yaşadı. İsrail Basını da bu hezimeti kabul etti. Biz İsrail’in yakın bir zamanda tekrar Gazze’ye saldıracağını düşünmüyoruz. Fakat önümüzdeki aylarda işgalciler mutlaka tekrar saldıracaklar. Saldırmayı denerlerse düşmanla her zaman ve her yerde savaşmaya, onlara yeni hüzünler yaşatmaya hazırız.

- Savaş sürerken bir çok medya organında İzzettin Kassam Birliklerine bağlı Şahadet Eylemcilerinin Tel-Aviv’de canlı bomba eylemleri gerçekleştirecekleri yönünde haberler çıktı. Fakat bu eylemler gerçekleşmedi. Niçin?

Tel-Aviv’de şahadet eylemleri gerçekleştiren mücahitlerin çoğu Ramallah’tan Tel-Aviv’e sızıyordu. Abbas Yönetimi savaş başlamadan önce yüzlerce Hamas mensubunu tutuklayarak Tel-Aviv’de gerçekleşecek şahadet eylemlerini engellemeye çalıştı. Ayrıca kara harekâtında elde ettiğimiz başarılar nedeniyle böyle bir eyleme gerek duymadık.

- İzzettin Kassam Birlikleri nerelerden yardım alıyor?

Hiçbir devletten yardım almıyoruz. Fakat İslam Dünyası’nın dört bir yanındaki kardeşlerimiz bize yardım ediyorlar.

- Beklenen olmadı ve Hizbullah İsrail’e saldırmadı. Ne diyorsunuz?

Seyyid Hasan Nasrallah Furkan Savaşı’nda bizimle birlikte durdu, yaptığı konuşmalarla da Müslümanları direnişe ve Gazze Halkına destek olmaya çağırdı. Biz Hizbullah’tan askeri yardım istemedik. Çünkü böyle bir yardıma ihtiyacımız yoktu. İzzettin Kassam Birlikleri Gazze’yi savunacak güce sahiptir. Hizbullah’ın yiğit direnişçilerinin ve Seyyid Hasan Nasrallah’ın Siyonist düşman karşısındaki duruşu bize güç veriyor. 

“KUDÜSE GERİ DÖNECEĞİZ” 

- Türk Ordusu’nun Birleşmiş Milletler bünyesinde barış gücü olarak Gazze’ye gelmesine nasıl bakıyorsunuz?

Türkler yıllarca Filistin’e hükmettiler ve Filistin bizim olduğu kadar Türklerindir. Fakat biz Türk Ordusu’nun veya başka bir ülkenin ordusunun Birleşmiş Milletler bünyesinde Gazze’ye gelmesine iyi bakmıyoruz. Amerikan yönetimi bölgeye gönderilecek barış gücü aracılığıyla Filistinli direnişçileri silahsızlandırmak ve Gazze direnişini sona erdirmek istiyor. Fakat biz bütün Siyonistleri işgal ettikleri Filistin topraklarımızdan çıkarana ve Kudüs’ü geri alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

- Türkiye Halkı’nın ve Türk Hükümeti’nin savaş esnasındaki tutumu hakkında neler söyleyeceksiniz?

Bizler Filistinli mücahitler olarak Furkan Savaşı’nda bizim yanımızda durdukları ve bizimle birlikte Siyonist düşmana karşı direndikleri için Türkiye Halkına çok teşekkür ediyoruz. Filistinli mücahitler gösteriler yaparak bize destek olan Türkiye Halkının bu direnişini asla unutmayacak. Ayrıca Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Üstad Necmeddin Erbakan’a Filistin Halkına verdikleri destek nedeniyle şükranlarımızı sunuyoruz. Türkiye Halkı mücahitlere destek olmak için sokaklarda gösteriler düzenlerken ve Türkiyeli gençler Siyonist düşmanın İstanbul’daki konsolosluğunu kuşatırken bizler cephede sevinçten gözyaşı döküyorduk. Fatih Sultan Muhammed ve Sultan Abdülhamid’in torunları olan Türkler bizim kardeşlerimizdir. Türkler, Sudanlılar, Endonezyalılar, Malezyalılar, Araplar bizi bu savaşta yalnız bırakmadılar. Bu savaş Ümmet-i Muhammed için bir bereket oldu. Allah’a şükürler olsun ki Müslümanlar dinlerini savunmak ve Kudüs’ü özgürleştirmek için birleşiyorlar. Furkan Savaşı İslam’a ve İslam’ın yiğit evlatlarına güç verdi ve biz Allah’a yemin ediyoruz ki Kudüs’ü bir gün Siyonistlerin elinden geri alacağız.

İSRAİL BÜYÜK HEZİMET YAŞADI

- Merak edilen konulardan biri de bu savaşta iki tarafın verdiği kayıplar. Bize Filistinli direnişçilerin ve İsrail Ordusu’nun kayıpları hakkında gerçek rakamlar verebilir misiniz?

İzzettin Kassam Birlikleri olarak 49 İsrail askerini öldürdük. İsrail Ordusu en büyük kayıplarını Cebaliye bölgesinde verdi. Cebaliye’de 10’dan fazla işgalci asker kısa zamanda imha edildi. İslami Cihad Hareketi’nin askeri kanadı olan Kudüs Seriyyeleri’ndeki kardeşlerimiz de 18 İsrail Askerini öldürdüler. Diğer grupların öldürdükleri İsrail Askerleriyle birlikte bu savaşta 80’in üzerinde İsrail Askeri imha edildi. Yüzlerce İsrail Askeri ise yaralandı. Furkan Savaşı ismini verdiğimiz bu savaş esnasında 4 İsrail uçağını vurduk, vurduğumuz uçaklardan biri düştü. 47düşman tankına da zarar verdik. Ayrıca düşman saflarına 980 füze fırlattık. Bu füzelerin 340’ı Kassam Roketi, 210’u Grad, 422’si ise Katyuşa Füzesi’dir. 48 Kardeşimiz de Siyonist düşmana karşı savaşırken şehit düştü. Bu şiddetli harpte Mücahitler karşısında büyük hezimet yaşayan Siyonist düşman çocuklarımızı ve kadınlarımızı öldürdü.

DİRENİŞÇİLER NASIL SEÇİLİYOR? 

- Direnişçileri neye göre seçiyorsunuz?

Bizim hareketimiz bir cami hareketidir. İzzettin Kassam’a girecek bir kişi küçük yaşlardan itibaren yetiştirilir. Şehit İzzettin Kassam’ın evlatları akide, fıkıh, hadis, tarih, edebiyat, matematik, fizik alanlarında dersler alarak ve çeşitli dövüş sporlarında uzman olarak büyürler. Bizim için namaz, sır tutma, dürüstlük ve cesaret çok önemlidir. Cemaate, özellikle de sabah namazlarına devam eden gençler bir takım sınavlardan geçirildikten sonra İzzettin Kassam Birlikleri’ne kabul edilirler. Daha sonra da sıkı bir eğitim süreci başlar.

GERÇEK HAYAT

PKK yandaşları İslami derneğe saldırdı

2 Şub
Adana’da İslami bir dernek binasına taş ve molotof kokteylleriyle saldırı düzenledi. Çıkan kavgada, yaklaşık 20 kişi yaralandı.

Haber Merkezi/ TIMETURK

Adana’da İslami bir dernek binasına taş ve molotof kokteylleriyle saldırı düzenledi. Çıkan kavgada, yaklaşık 20 kişi yaralandı.

Barbaros Mahallesi 52 Sokak’ta gece saat 22.00 sıralarında Eminağa Caddesi üzerinde bulunan Toplumsal Dayanışma ve Şura Derneği (Şura-Der) üyeleri ile Terör örgütü PKK yandaşları arasında çatışma çıktı.

‘’Sizi burada istemiyoruz’’ diyen PKK yandaşları Şura Derneği binasına taş ve molotoflarla saldırdı. Bu sırada bina içeresinde toplantı yapan dernek üyeleri PKK yandaşlarına karşı kendilerini savundular.

(daha fazla…)

Hamas İstanbul’u da savunuyor işte büyük israil planları

2 Şub

Haber Merkezi / TIMETURK

<pİSRAİL IRAK’TAKİ “BÜYÜK İSRAİL” PLANLARI

<pWayne Madsen*

İsrailli yayılmacıların Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nin tüm kontrolünü ele geçirmeyi, Suriye’nin Golan Tepeleri’nin hakimiyetini Güney Lübnan’a yayarak ellerinde tutmayı devam ettirmeyi istedikleri bilinmektedir. Ancak gözlerini İncil’deki “Büyük İsrail”in parçaları olarak gördükleri Irak topraklarına da dikmişlerdir.

İsrail’in Kürt İran’dan gelen sürgünler dahil İsrail’den binlerce Kürt Yahudi’yi, Irak şehirleri Musul ve Ninova’ya, kadim Yahudi dini mekanlara gelen dini hacılar kisvesi altında, yerleştirme planları olduğu bildirilmektedir. Kürt kaynaklara göre, İsrailliler gizlice Kürdistan Bölgesel Hükümeti (KRG) ile birlikte çalışarak KRG kontrolündeki Irak bölgelerine Kürt ve diğer Yahudileri yerleştirmeye çalışmaktadır

(daha fazla…)

BM: Gazze’de gıda sıkıntısı iyice arttı

2 Şub

FAO, İsrail saldırılarının tarımda büyük tahribata yol açtığını, bunun da gıda sıkıntısını arttırdığını açıkladı.

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırılarının bölgede gıda sıkıntısını iyice arttırdığını bildirdi.

FAO, saldırıların bölgede tarım alanlarında büyük tahribata yol açtığını, bunun da gıda sıkıntısını arttırdığını kaydetti. Merkezi Roma’da bulunan kuruluş, “Gazze’de tarım, hayvancılık ve balıkçılıkla geçinen 13 bin ailenin hemen hemen tamamı son ihtilafta büyük zarara uğradı. Çoğu çiftlik tamamen tahrip oldu” açıklamasında bulundu. (daha fazla…)

Diyanet, Holding mi?

1 Şub

eposta@kemalozer.com Kemal Özer

Cuma Hutbesi’nde imam efendiler konumuz “umre ibadeti” deyince, içimden dedim ki: Reklâmları dinleyeceğiz anlaşılan. Umre ibadeti övüldü övüldü hatta ‘Ramazan umresine hac sevabı’ verildiği de ifade edildi.

 

Hislerimde yanılmamışım. Sıra reklâmlar bölümüne geldi ve “Diyanet İşleri Başkanlığı 2009 yılı umre kayıtları, 19 Ocak 2009 tarihi itibariyle başlamış olup ilk tur 04–10 Mart tarihleri arasında hareket edecektir. Ücretler, tercih edilen tip ve süreye göre değişmektedir. Müracaat, kayıt-kabul ve diğer hususlarla ilgili bilgi için İl ve İlçe Müftülüklerine başvurulmalıdır” diye tanıttı imamlarımız Diyanet Holding’in ticari faaliyetlerini.

 

Bu reklâm beni iki açıdan rahatsız etti.

(daha fazla…)

SAYIN BAŞBAKANIMIZA AÇIK MEKTUP

1 Şub

BAŞBAKANIMIZA MEKTUP

Sayın Başbakanım,

29 Ocak günü akşamı Davos’ta Müslüman Türkün asaletine ve vakarına uygun duruşunuzu ve oturuşunuzu tebrik ve teşekkür etmek için bu satırları yazıyorum.

Evet Sayın Başbakanım, 29 Ocakta tarihe not düştünüz. Artık dünyanın gündeminde Türkiye ve onun Başbakanı Tayyip Erdoğan var. Davos’ta sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin onurunu değil, tüm İslam âleminin şerefini kurtardınız. Sadece yedi milyonluk küçük bir İsrail’i değil, dünyayı avucuna almış Yahudi sermayesini, mason lobilerini, küresel emperyalist güçleri karşınıza aldınız. O yüzden sizi alkışladık, sizi kucağımıza bastık, sizi gecenin üçünde yüz binler olup karşıladık, size dünyanın ve mazlumların yeni lideri dedik.

Atatürk’ten bu tarafa böyle bir cesarete, böyle bir cesur yüreğe, böyle bir özgüvene, böyle bir gür sedaya hasrettik, adeta susamıştık. Susamışlara su, hasret çekenlere sıla, yaralı gönüllere ilaç oldun. Bu milletin, daha nice Kanuniler, Abdülhamitler ve Atatürkler çıkarabileceğini dünyaya ilan ettin.

Amerika Başkanı karşısında el bağlayan, sünepe ve pısırık liderler görmüştük te üzülmüştük. Batılılar karşısında ezik ve başı eğik Başbakanlarla özgüvenimizi kaybetmiştik. Başı dik ve sesi tok liderleri ne kadar özlemiştik. Sayenizde özgüvenimizi kazandık, büyüklüğümüzü anladık, Osmanlı dedemizin gücünü ve mirasını fark ettik, Türkiyesiz bir Ortadoğu’nun olamayacağını dünyaya gösterdik.

Artık özlemimiz ve hayalimiz gerçek oldu. Başı dik ve sesi gür bir lider gördük Dünya liderlerinin ve ağababalarının huzurunda, eleştirilemez bildiğimiz İsrail’e ve onun Peres’ine ders vermeyi bilen bir lider. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanının sözünü kesmeye kalkan moderetör parçasına haddini bildiren bir Başbakan. Tavrından, cesaretinden, gür sesinden, çok şeyler anlatan vücut dilinden, zulme ve zalime başkaldırışından, mazluma sahip çıkışından ve haksızlık karşısında koltuktan kalkışından gurur duyduğumuz, konuştukça huzur bulduğumuz bir kahraman gördük Davos’ta.

Sayın Başbakanım,

Gecenin ikisinde Yeşilköy’de sizi coşkuyla karşılayışımız, cesaretli liderlere hasret kalan bir milletin ayağa kalkışıydı. Siz kahraman bir milletin küllenen iman korunu üflediniz ve içindeki ateşi ortaya çıkardınız. Artık bu milleti kimse tutamaz, yetmiş iki milyonu ayağa kaldıran Davos’taki yiğiti kimse unutamaz.

Size, Gazze’deki yetim kalan çocukların, gözü yaşlı anaların, aç ve açıkta kalan nur yüzlü mazlumların duası yeter. Zira mazlumun duasıyla Allah arasında engel yoktur. O dualar sayesinde yüreklere kazındınız, İslam âleminin gözbebeği oldunuz, fincanlara resimleriniz yapıştırıldı, şarkılarınız yazıldı.

Merhum Akif sanki sizi resmetmiş ve bu günleri anlatmış:

“Adam aldırma geç git diyemem, aldırırım,

Çiğnerim, çiğnenirim, Hakkı tutar kaldırırım.”

“Yumuşak başlı isem, kim demiş uysal koyunum,

Çekerim, fakat çekmeye gelmez asla boynum.”

Sayın Başbakanım,

Adam aldırma geç git demedin aldırdın, Davos’ta Hakkı tuttun kaldırdın. Uysal koyun olmadığımızı gösterdin, boynumuzu çektirmedin, başımızı eğdirmedin. Teşekkürler ve tebrikler Başbakanım. En kalbi dualarımı ve selamlarımı gönderiyorum. Sağolasın, varolasın!

Recep Öğütçü-Konya

Kağıthane’ye “Kağıttepe” diyen Kılıçdaroğlu, bu kez Latin Amerika ülkesi Şili’ye ‘Şile’ dedi.

1 Şub

Kağıthane’ye “Kağıttepe” diyen Kılıçdaroğlu, bu kez Latin Amerika ülkesi Şili’ye ‘Şile’ dedi.

Politikacıların dil sürçmelerine, eski başbakanlardan Yıldırım Akbulut ve Tansu Çiller’den sonra şimdi bu kervana bir yenisi eklenedi.

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisini hayalci olmakla suçlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a cevap verdi.

İstanbul için vaat ettiği bütün projelerini gerçekleştireceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Sayın Başbakan bana oy versin, desin ki, ‘CHP’ye oy verin’. Seçildiğim taktirde söylediklerimi yapmazsam o zaman görürsünüz” dedi.

‘Şili’ yerine ‘Şile’ dedi

(daha fazla…)

Sultan Abdülhamid’in petrol kurnazlığı

1 Şub
Osmanlı İmparatorluğu son dönemlerini yaşamaktadır; hem ekonomik olarak hem de toprak bütünlüğü açısından sıkıntılı günler geçirmektedir.

Bu ortamda işi şansa bırakmak istemeyen Sultan 2. Abdülhamid, Musul, Kerkük ve Bağdat başta olmak üzere ülkedeki petrol yataklarını özel mülkü haline getirir. Bu şekilde, petrol kaynaklarını korumaya alır. Daha sonra araştırmalar yaptırarak bölgenin bir petrol haritasını çıkartır.

Petrolün hâmisi Sultan Abdülhamid
Bir petrol kuyusu açmak için yüzlerce metre yerin altına inmek gerekiyor, hatta bu derinlik bazen bin metreleri buluyor. Durum böyleyken bundan yüz yıl önce ‘petrol gölleri’ (daha fazla…)

İşte medyanın iki yüzü

1 Şub
Erdoğan’ın Gazze’deki tutumunu doğru bulmayan bir kısım medya, 1996 yılının Ekim ayında Erbakan’ı Kaddafi karşısında yumuşak davranmakla böyle suçlamışlardı…

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki Gazze panelinde ortaya koyduğu tarihi protesto dünyanın ve Türkiye’nin gündemine oturdu.

Oturumu yöneticisi gazetecinin haddini aşan müdahaleleri ve İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres’in Gazze’deki katliamı savunuşundaki pervasızlık ile Başbakan Erdoğan’ın bunlara verdiği karşılığın isabeti konusunda tüm dünya hemfikir.

Türk basınının bir kısmı hariç
Başbakanın tutumunun halkta yarattığı heyecanı görüp “akıntıya karşı kürek çekmeyelim” kurnazlığını gösterenler bile bir “ama” ekleyip Erdoğan’ın tutumundaki yanlışları saymaya başlıyorlar.
Halbuki, basının aynı kalemleri 1996 yılının Ekim ayında başka bir olay hakkında tam tersi görüşler açıklıyor, manşetler atıyorlardı.
(daha fazla…)

Gazze’de yaşamak…

1 Şub

 
Gazeteci Adem Özköse Gazze izlenimlerini Timeturk için yazdı. Gazze’deki insanlar hangi şartlar içinde yaşıyorlar? Geleceğe nasıl bakıyorlar? İşte Gazze’den mesajlar…

 

 

Adem Özköse / TIMETURK / Gazze 

 

Birkaç gün önce fotoğraf çekmek ve insanlarla sohbet etmek için Gazze sokaklarında dolaşıyordum. Bir ara gözlerim  kumlar üzerinde neşeyle  oynayan bir grup çocuğa takıldı.  Çocuklara doğru yöneldim ve fotoğraf makinemi çantamdan çıkardım. Tam bu sırada  4-5 yaşlarındaki  bir kız çocuğuyla göz göze geldik. Yüzü korkudan sapsarı kesilen çocuk hızlıca ayağa kalktı ve “Anne anne” diye bağırarak koşmaya başladı. (daha fazla…)

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 28 other followers