Nokta Haftalık Siyasi Haber Dergisi 29 Mart 4 Nisan 2007 Sayı 22
Emekli Oramiral Özden Örnek’in birkaç sayfası yayımlandığında büyük tartışma yaratan günlükleri Nokta’da
Alper GÖRMÜŞ
agormus@noktadergisi.com.tr
“Ele geçirdik” demiyoruz…
Türk basınının tatsız klişelerinden biri de “Ele geçirdiktir… Ama biz, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in (2003-2005) günlüklerini “ele geçirdiğimizi” iddia etmeyeceğiz.
“Ele geçirdik, ulaştık” haberciliğinde olan nedir? Bazı haberler aslında “ele geçirilemeyecek” kadar zordur. Ama birileri şu veya bu nedenle, şu veya bu amaçla sözü edilen dosyayı, haberi sözü edilen yayın organına iletir. Bu kişiler, yayımlanmasını istedikleri kimi enformasyonu hangi yayın organına iletecekleri konusunda son derece titiz davranırlar. Çünkü ilettikleri haber yayımlanmayabilir (ama böylece konu da fâş edilmiş olur) ya da çarpıtılarak yayımlanır; ikisi de onlar açısından istenmeyen sonuçlar doğurur. Peki, “ele geçirilemeyecek” dosyalar bu dönemde neden hep Nokta’ya ulaşıyor? “Andıç” da göz önünde tutulduğunda, son derece haklı bir soru…
Sabah gazetesi genel yayın yönetmeni Fatih Altaylı, Nokta’nın “Andıç” kapağıyla yayımlandığı gün kaleme aldığı yazısında, Genelkurmay kaynaklarına dayanarak şöyle yazmıştı:
“Andıçın Nokta dergisi gibi hiçbir gruba bağlı olmayan, bağımsız, İslamcı veya ulusal kimliği ön plana çıkmayan bir dergiyle kamuoyuna duyurulması da Genelkurmay’ın incelediği bir başka nokta.”
Sözünü ettiğim türden haberler, işte bu satırlarda tanımlanan türden yayın organlarıyla kamuoyuna duyurulursa, etkileri çok daha güçlü olur. Haber kaynaklarının bu bilgiden mahrum olduğu hiç kuşkusuz düşünülemez. Ama o kaynaklar, bu türden yayın organlarını seçmenin bir maliyetinin olduğunu da bilirler: Haberin doğruluğuna ikna olunmazsa, o haber yayımlanmaz, bir daha da o kaynağın haberlerine itibar edilmez.
- **
Kapak haberimizle ilgili olarak şu soru da sorulabilir: Günlük, neticede kişisel bir şeydir, bunları yayımlayarak “özel hayat”ın sınırlarını ihlal etmiş olmuyor musunuz?
Cevabım şöyle: Biz, Özden Örnek’in 1957′de henüz bir askeri lise öğrencisiyken tutmaya başlayıp emekli olduğu güne kadar sürdürdüğü ve birkaç bin sayfa tutan günlüklerinden sadece “kamusal” nitelikli olanlarını yayımlıyoruz. Hepimizin hayatını etkileyecek kararlar alabilecek bir mevkide görev icra eden bir insanın düşünceleri ve kararları “kamusaldır, onları yayımlamak da gazetecilerin hakkıdır. Tekrar ediyorum: Günlükler’deki “özel” nitelikli hiçbir bilgiye haberimizde yer vermedik.
Özden Örnek, 27 Mayıs’ı şöyle değerlendiriyor anılarında: “İhtilali duyduğum anda; bende bir şok etkisi yapmıştı. Ülkemizde bir ihtilal olabileceğine inanamamıştım. Sorunlarımızı Güney Amerikalılar gibi zorla değil tartışarak çözeceğimize inanıyordum. Hele Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın tutuklanmaları beni buz gibi yapmıştı. Daha 17 yaşındaydım ama demokrasinin her şeyi halledebileceğine inanmıştım. Öyle eğitiliyorduk.”
Örnek’i o noktadan, darbe girişimcisi bir oramiral haline getiren süreci çok iyi değerlendirmek, özellikle 27 Mayıs’ı bir daha düşünmek gerekiyor.
- **
Sizi kapak haberimizle baş başa bırakmadan önce bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum: Haberimizin ana gövdesini teşkil eden “Sarıkız” darbesi bölümünün içine yerleştirilmiş çerçeve unsurlardan şu başlıkları taşıyanları sakın atlamayın: ‘insan içinden geldiği toplumu nasıl inkâr edebilir?”, “Atatürk’ü bir idol haline getirmişiz”, “Askerin karışması yönetmeye döndü” ve “Üst kahve söylerse, alt çay istemelidir…” O bölümleri, Örnek’in “Aşağıdakiler emekliye ayrılacağım şu sıralarda bende TSK yaşantımdan kalan bazı izler. Bunlar tenkidler olarak yorumlanabilir” diye sunduğu bölümden aldık. Oramiral Örnek orada çok önemli şeyler söylüyor.
Hepinize iyi haftalar.






















Son Yorumlar