1938 – Dersim Katliamı Belgeseli ( Çayan Demirel )

18 Kas


Yapım Tarihi : 2006 Süre : 00:68:00
Türü : Belgesel
Yönetmen – Çayan DEMİREL Danışman – Ali Naki GÜNDOĞDU Kurgu – Ali Haydar GÜLER
Müzik - Metin Kemal KAHRAMAN
Dersim isyanı belgesel film oldu…

Dersim isyanı üzerine şimdiye kadar çok kez konuşuldu, yazıldı, kitaplar yayımlandı ve şimdi de belgesel konusu oldu. Çayan Demirel’in hazırladığı “38” adlı belgesel Dersim isyanını, belgeler ve tanıkların ağzından sunuyor izleyiciye.

“…tarihin altında kalanlara, tarihi altüst edenlere…” diye başlıyor Dersim 38 belgeseli… Dersim’de 1938’de gerçekleştirilen sindirme ve yok etme harekatının detaylarına bakıyoruz. Fonda Metin Kemal Kahraman’ın suya ve dağlara ad koyan ağıtları var. Bir dram koridorundan geçecegiz zaten, müzikler koridorun uzamasına neden oluyor.

Yaşlı bir adam, Haydar Amca, “kamerayı kapatırsanız konuşurum” diyor. Konuşursa yeniden yıkıma ve kıyıma uğratılmaktan korkuyor. Genciz iste, ne anlamı var ki bu korkunun diyoruz. Hayır, korkmakta hakli olduğunu anlıyoruz, belgeselin içinde kaybolmaya başladıkça…

“Şimdi bu Kemal Paşa, ama kapat haaa!” diyor yeniden Haydar Amca. Kapanıyor kamera, başlıyor uzun bir ağıt…

Onlar konuştukça yüzlerindeki yankıyı okuyor ve dokuyor bellek denilen marifet. “Munzur’un üzeri cesetlerle doluydu…” Görüyoruz ama inanamıyoruz… Evliya evliya gezen Dünya ana gerçeklerin kapısına da uğramış ama yanıt alamamış yaşadıklarına. “Halk halka ağlasın” temennisine sığınmış en son.

Halk halka ağladı mı gerçekten? Geçmişe tahammülü olmayan bir halk, geçmişine saldırdığı diğer halkı anlamak istedi mi ya da?

Çocukluğumuzun geçtiği asker mahalleleri düşünüyorum ve sırtımızı övgüyle Dağ Mahallesi’ne dayayışımızı seviyorum. “Unutmayın bu derdi” diyor Dünya Ana yine, “bunu unutmayın…”

Dersim’e 1935-36’da yapılan yolların ve köprülerin yalnızca bir zulme uzadığını düşünmek, Dersim‘i yeniden şekillendirmek için bir temizlik yapılacağını İsmet İnönü imzalı resmi yazılardan okumak… “Sark Çıbanı”nı patlatmak, kanatmak ve temizlemek… Resmi tarihin hiçbir sayfasında değinilmeyen Dersim harekatının, Beşikçi‘nin tespitiyle gerçek bir jenoside dönüştürülüşünü dönemin gazetelerinde atılan zalim manşetlerden öğrenmek…

Saf  Türk olmayanlara bu ülkede hizmetçi ve köle olma hakkı veren bir Adalet Bakanı’nı atlayarak tarih dersinden on alarak sınıf geçmek…

“Kavramlarin eksik olduğu yerlere sözcükler tam zamanında yetişir…” Yetişiyor da… Önce ayaklandırmak için kışkırtıyorsun; ardından “bak, ayaklandı asiler” deyip imha amaçlı saldırıyorsun… Oysa Dersim’liler devleti yol ve okul olarak görüyor. Öğreniyor ki devlet, aynı zamanda cana ve mala kastedebilen de bir şey… Devlet kavramı o zaman anlamını yitiriyor ve zulmü anlatan sözcüklerle aynı anlama gelmeye başlıyor.

Ekmek istediği köylünün güzel eşini de isteyen askerleri öldüren bir adam, katliamın ilk çırasını tutuşturuyor. Yakalandığında öldürüleceğini bilen köylü, ardından köprüyü yakıyor, köprünün yangını dağlara bulaşıyor ve Abdullah Alpdoğan’ın emriyle yangın, evlere sıçrıyor. Zaten devletin istediği de bu… İmha sürecini hızlandırmak için gereksinme duyulan bahane kendiliğinden yaratılmış oluyor: “Dersimli köylü asker öldürdü!”

Sonrası gözlere sinen korku ve dehşetin fotoğraf kareleri sadece… “Laç deresinde vurulmuştu o, ölmüş, öldürülmüş, asker gitmiş ki çocuğu etrafinda dolanıyor. Kayınbabam anlattı, o zaman askerin milisiymiş, çocuk etrafında dolanıyor, gidip annesinin memesini emiyor, memeleri dışarı çıkmış ya, gidip biraz emiyor, sonra geri dönüp kumda oyun oynuyor, sonra dönüp tekrar meme emiyor. Askerlerin başındaki subay “yazıktır karışmayın, o zaten kendi halinde ölür” diyor. O subay orada karışmamış çocuğa. Biraz uzaklaşınca arkadaki askerin biri çocuğu süngüleyip, nehre firlattı.”

Rivayete göre derler ki, komutan bu olaydan sonra kalp krizi geçirip, oracıkta ölüverir… Ağrının asılı kaldığı yerdir kalp çünkü…

Çayan Demirel’i ve belgeselin kurgusunu yapan Ali Haydar Güler’i, belgeselin danışmanı Ali Naki Gündoğdu’yu, belgeselde emeğini esirgemeyen Burak ve Koray’ı bir Dersimli olarak kutluyorum.

Orada, kütüphanede sararmış gazete başlıklarından ve yaşlanıp da belleği diri tutan Dersimli yaşlılardan derlediği travmatik hayatın özetini sundular bize…

Dipnot: “Gerçeğin üzerindeki örtüyü kaldırmalı sözlerimiz…’

About these ads

8 Yanıt to “1938 – Dersim Katliamı Belgeseli ( Çayan Demirel )”

  1. mustafa tuba orgun 25 Şubat Cuma 2011 at 17:05 #

    bir bütün olmaya çalışan milletin içinden etnik amaç çıkarmaya çalışanlara,1.dünya ve kurtuluş savaşlarının yıkıntılarının doğurduğu zafiyetleri kullanarak kendilerine menfaat sağlamaya çalışan vatan hainlerine karşı dünyanın her yerinde güç uygulanır,öyle karısını istedi onun için askeri öldürdü senaryolarıda ikna edici değil,daha yapılan binlerce kalleşlik var cezası ağır olsada uıygulama haklıdır,bu tip toplumlar her zaman kadınların eteğinin altına saklanır, çocukların barındığı yerleri kendine siper eder sonrada kadınları çocukları vurdunuz diye isyan eder tıpkı filistinliler gibi kalleşliklerine devam eder o zamanı şartlarında bunları ayır etmek iyice zordu

  2. AY_DENİZ 16 Eylül Perşembe 2010 at 3:35 #

    saf Türk olmayanlara bu ülkede hizmetçi ve köle olma hakkı veren bir adalet bakanı ve onun gibi düşünen onlarca gerici zihniyet malesef günümüzde halen varlığını korumakta ve yeni bir dersim katliamını yapmaya kendilerini muktedir görmektedirler.

    • mustafa tuba orgun 25 Şubat Cuma 2011 at 17:06 #

      niye bunlar sadece bu tip insanlar hiç sorguladınmı kardeşim.

  3. ısman hakkarili 27 Nisan Salı 2010 at 12:32 #

    herkesin izlemesi gereken bir tarih gerçeği

  4. Metin 1 Ocak Cuma 2010 at 18:37 #

    Kendine Dersimli Deyip bunu seyreden ve hala olanlari kavriyamamis olanlaradir.
    vede bu haksizliklari icine sindirip o sistemin savunuculugunu yapanlaradir
    zaten yapanlardan ve sistemden bir beklenti olmaz.
    Ve de Kour olmayinda gorun kendi gerçekligimizi. kendiniz ogrenin ve gelecek nesile aktarin nerden nasil geldiklerini bilsinler.
    Bunlari yapanin onurundan bahs etmek onur olsaydi halen devam etmezdi.
    Bimri koledari Biji AZADI

  5. hidir 21 Kasım Cumartesi 2009 at 4:12 #

    Bu ne kindir ki, bir insanin korumasiz, masum ve öksüz bir yavruyu katledecek kadar hirslandirmis. Bu nefretdir ki, insanlar yakilmis kursuna dizilmis ve üstelik kadin erkek ayrimini birakin, cocuklar bile gözetilmeksizin öldürülmüs ve o da yetmeyip ölü bedenlerin kafasi kesilip cok büyük bir marifetmis gibi poz verilmis. Su belgeseli seyretdikten sonra kendi kendime sordum. Bu katliami yapanlar; Hic mi insanliginizdan utanmadiniz, hic mi vicdaniniz sizlamadi mi, hic mi düsünmediniz ayni durumda ben olsaydim bunlar bana veya aileme yapilsaydi diye, daha dogrusu hic mi onurunuz yoktu…

  6. hilal aydemir 19 Kasım Perşembe 2009 at 19:52 #

    söyleneceği seyit rıza söylemiştir. ”evladı kerbelayı,bi hatayı, ayıptır,zulümdür cinayettir”

  7. renasroy 18 Kasım Çarşamba 2009 at 1:07 #

    Ne kadar büyük bir aci, ne kadar büyük bir korku yasanmistir ki, katliamin tanigi, tanikligini bir kamera karsisinda anlatmaya 71 yil sonra dahi aktarmaya korkabiliyor. Daha önce de seyretmistim, defalarca daha seyredecegim, cocuklarim, torunlarim da seyredecekler, söz veriyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 64 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: