Şehit başına 27 ay
22 Kas
Elazığ’da dört askeri şehit eden bombanın pimini çeken Teğmen Tümer’e dokuz yıl iki ay hapis cezası verildi.
Elazığ’ın Karakoçan ilçesi Gültepe mevkii Nohuttepe Jandarma Karakolu’nda nöbette uyuyan er İbrahim Öztürk’ün eline pimi çekilmiş bomba vererek dört askerin ölümüne sebep olan Teğmen Mehmet Tümer dokuz yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı.
Elazığ 8. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesi’nde görülen dünkü duruşmaya tutuklu sanık Teğmen Mehmet Tümer’in yanı sıra olayda şehit olan İbrahim Öztürk’ün babası Hacı Öztürk, Musa Bulut’un babası Sinan Bulut ve İbrahim Yamaner’in babası Adem Yamaner de katıldı. (daha fazla…)
DERSİM KATLİAMININ KRONOLOJİSİ
22 KasSeyfi Cengiz
1937-1938 OLAYLARININ KRONOLOJİSİ
1937-38 Dersim direnişi Kemalist devletin Dersim’i işgal ve dağıtma girişimine karşı bir savunma savaşı olarak patlak verdi.
Direnişe öngelen 1928, 29 ve 31 yıllarında Dersimliler’den birkaç kez silahlarını teslim etmeleri ve başta Alişer olmak üzere Dersim’e sığınmış Koçkiri savaşçılarını iade etmeleri istenir. Bu ısrarlı tehditler ve saldırı hazırlıkları karşısında 1932‘de Dersim’de bir kıpırdanma görülür. Karakollar ve nahiye merkezleri basılır.
25 Aralık 1935‘te Tunceli Kanunu çıkarılır. Bu kanunla birlikte Dersim’in adı Tunceli olarak değiştirilir. Hemen sonra daha önce Birinci Genel Müfettişlik kapsamında bulunan Elazığ, Tunceli, Erzincan ve Bingöl’ü içeren Elazığ merkezli Dördüncü Genel Valilik kurulur (6 Ocak 1936). Bu genel valiliğin başına Dersim Valisi ve Kumandanı sıfatıyla Abdullah Alpdoğan atanır. (daha fazla…)
Hangi Atatürk?
22 Kas
“Atatürk sorunların çözümünde daha çok askeri metotlara alışkın olduğu için radikaldir. ‘İdare-i maslahatçılar, esaslı inkılâpçı olamazlar’ diye sözü var Atatürk’ün.”
“Büyük Taarruz’a hazırlanırken, ‘Türkiyeliler’ diye konuşan Mustafa Kemal, İzmir’i aldıktan sonra beyanatına, ‘büyük ve asil Türk milleti’ diye başladı.”
“Kemalizm halka dayanan bir rejim değildi. Demokrasi değildi. Rejimin halka değil silaha dayandığını Kemalist Yakup Kadri de, Falih Rıfkı da söyledi.”
* * *
NEDEN: TAHA AKYOL
CHP’li Onur Öymen’in, Kürt açılımında kullanılan Atatürk’ün “yurtta sulh, cihanda sulh” sözünün, böyle bir barış girişimine uymayacağını ima ederek Dersim örneğini vermesi, Atatürk’ün “yurtta sulh” konusundaki gerçek görüşlerinin merak edilmesine yol açtı. Bize okullarda okutulan “resmî” Atatürk portresinin dışında bir başka Atatürk portresi daha olabileceği düşüncesiyle, bu konuda titiz araştırmalar yapmış ve Ama Hangi Atatürk? adıyla bu konuda çok kapsamlı bir kitabı yayımlanmış olan ülkenin önde gelen entelektüellerinden Taha Akyol’la görüştük. Şu sıra Atatürk’ün kişiliğinin ve yetişme tarzının politik görüşlerine nasıl yansıdığını anlatan gene çok ayrıntılı ikinci bir Atatürk kitabını yazmakta olan gazeteci yazar Taha Akyol, bize, Atatürk’ün Kürtlerle, dinle, komünizmle, silah arkadaşlarıyla, muhalefetle, demokrasiyle, Cumhuriyet’le ilgili gerçek görüşlerini anlattı. 12 Eylül döneminde MHP İdare Kurulu Üyesi olarak ünlü MHP davasında idamla yargılanan ve 14 ay hapis yatan Taha Akyol’un ayrıca Medine’den Lozan’a, Mezhep ve Devlet adıyla yayımlanmış kitapları var.
(daha fazla…)
Genelkurmay’ın Türkiye’yi biçimlendirme planı
22 Kas
Genelkurmay çıkışlı elektronik belgesi Taraf’ta bulunan Bilgi Destek Planı ve Faaliyet Çizelgesi, Türk ordusunun “kamuoyunu kendi çizgisine getirmek” amaçlı eylemlerini sıralıyor. Belgeler, Genelkurmay’ın, hükümeti “irticai faaliyetlere zemin hazırlamakla”, yeni anayasa paketini ise “milli devlete karşı” olmakla suçlayarak karşı eylem planı hazırladığını gösteriyor. Genelkurmay çizelgesi, yüksek yargı ve medyanın yanı sıra üniversiteler ve sanatçılarla da temasın korunmasını ve TSK çizgisinde davranmalarının sağlanmasını öngörüyor
Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlıkları tamamlanan ve Eylül 2007’de yürürlüğe konan “Bilgi Destek Faaliyeti Eylem Planı” uyarınca, kamuoyunu, “irticacı hareketlerin sorumlusu” olarak görülen hükümete, “milli devlete karşı” olarak nitelenen yeni anayasa paketine, “terörist” olarak adlandırılan DTP’ye karşı TSK’nın görüşleri doğrultusunda yönlendirmek ve “topluma öncü olma” rolünü sürdürmek için bir dizi karar alındı. (daha fazla…)
Dersim’de Atatürk kızı
22 Kas
Ayşe Hür / Taraf Gazetesi
DERSİM sonrası Ulusal Kahraman ilan edilen Sabiha Gökçen’e törenle madalya verildi. Salonda tuhaf bir sessizlik vardı. Harekat basından gizlendiği için Dersim bilinmiyordu. Öyleyse bu madalya niçin veriliyordu?
“Onur Öymen’in Dersim gafına tepkiler sürüyor. Ben de Kürt Meselesi’nin tarihini yazmaya devam ediyorum. 24/25 Eylül 2009 gecesi ATV’de yayınlanan Siyaset Meydanı programında, Türk Hava Kuvvetleri’nin 1930’daki Ağrı Kürt İsyanı’nın bastırılmasında önemli rolü olduğunu söylediğimde, salondaki üniversite öğrencilerinden biri, (daha fazla…)
Turkish Al Kaida
22 Kas
Etyen Mahçupyan
Danıştay baskını olduğunda Ertuğrul Özkök sosyolojik zekâsını gazeteci ‘derinliği’ ile birleştirip, yazısına “Cumhuriyet’in 11 Eylülü” başlığını koymuştu. Türkiye’de de şeriatçı güçler özgürlüklerden ve demokrasiden yana olan rejimi yıkmak üzere faaliyete geçmişlerdi ve ABD’ye olan küresel direncin bir yansıması da Türkiye’deki dincilerin aydınlık kemalist sisteme saldırısıydı. Hedef de aynen 11 Eylül’de olduğu gibi stratejik olarak seçilmişti. Nasıl New York’taki ikiz kuleler ABD değerlerinin küreselleşmesini temsil ediyorsa, benzer bir biçimde üst yargı da kemalist değerlerin tüm ülkede yerleşik hale gelmesini ifade ediyordu. Ayrıca zaten bu gibi eylemler tamamen dinsel bağnazlıkla bağlantılıydı. Amaçlanan şeyin korkunçluğu, eylemi kat be kat aşıyordu. Karşımızda gözü dönmüş bir cinayet şebekesi ve onu besleyen ilkel bir ideoloji vardı… (daha fazla…)
Emekli Koramiral Atilla Kıyat, TSK kontrol altına alınmalıdır
22 Kas
Emekli Koramiral Atilla Kıyat “TSK kontrol altına alınmalı. Bunun için TSK’ya direktif verebilecek, sonra da denetleyebilecek kadrolarınız olmalı” dedi.
Emekli Koramiral Atilla Kıyat, devlete ezber bozacak bir çağrıda bulundu. “Nasıl terörizmin hiçbir bahanesi olmazsa, bana göre darbenin de hiçbir bahanesi olamaz” diyen Kıyat, silahlı kuvvetleri ancak silahlı kuvvetlere direktif verebilecek bir sivil kadro ile mümkün olacağını söyledi. Rekabet Kurumu’nun düzenlediği Perşembe Konferansı’na konuk olan emekli Oramiral Atilla Kıyat “Türkiye ve Bölgesel Liderlik” konulu bir konferans verdi. (daha fazla…)
Nihayi hedef, Düşman unsurun (halkın) tasfiyesi
22 Kas
Eylem Planı’nda, ‘Düşman unsurun tasfiyesi’ başlığını taşıyan çalışmaya göre, AK Parti’nin yıpratılması ve cumhurbaşkanını halkın seçmesinin önüne geçilmesi planlanıyor.
Kafes Operasyonu Eylem Planı’nda, AK Parti’nin 2011 seçimlerinde iktidardan düşürülmesinin de hedeflendiği ortaya çıktı.
Deniz Kuvvetleri‘ndeki 41 kişilik cuntanın, suikastların yanı sıra hükümeti devirip halkın cumhurbaşkanını seçmesini engellemek için de plan yaptığı ortaya çıktı. Poyrazköy‘de ele geçirilen cephaneliklerle ilgili tutuklanan emekli Binbaşı Levent Bektaş‘ın ofisinde ele geçirilen ve aynı soruşturma kapsamında tutuklanan Yarbay Ercan Kireçtepe tarafından hazırlanan planda, iktidar partisinin tasfiyesi aşama aşama anlatılmış. (daha fazla…)
Seyit (Seyyid) Rıza’nın evinden hangi kitaplar çıkmıştı?
22 KasOnur Öymen’in geçen hafta TBMM’de yaptığı konuşma, 72 yıldır ideolojik derinin altında durmaktan kabuk bağlayan cerahati de patlatmış oldu.
Emre Aköz gibi Dersim’den Atatürk‘ü sorumlu tutanları okuyunca bazı tabuların yıkılmakta olduğuna inanası geliyor insanın. Düşünce özgürlüğü nihayet geliyor mu dersiniz?
Dersim’de bir katliam yaşandığı giderek açıklık kazanıyor. Bunu Necip Fazıl Kısakürek dahi 60 yıl önce “Büyük Doğu”da yazmıştı. Ancak sadece Dersim’le sınırlı kalmamalı sorgulama; son yüz yılda tarihimizin nasıl mıncıklandığını gösterecek bir bütünlüğe ulaşmalıdır.
İşte 31 Mart. Aydınlatılabildi mi? Ermeni tehciri üzerindeki kara bulutlar dağıtılabildi mi? Yüz binlerce gencimizi kara toprağa gömdüğümüz Birinci Dünya Savaşı’na neden girdiğimizi çözebildik mi? vs.
Dolayısıyla Dersim, bu yüz yıllık kanlı hesaplaşmanın bir durağı olarak anlaşılabilirse anlam kazanacak, aksi halde bir süre aramıza dönmek için heveslendikten sonra yine sırtını dönecektir.
İsrailli Futbolcu bakın ne için özür dilemek zorunda kaldı.
22 Kasİşgal altındaki Filistin topraklarında katliam gerçekleştiren İsrail, bir yandan kendisini eleştiren Yahudi ya da Yahudi olmayan herkesi ‘Anti-Semit’ (Yahudi karşıtı) olarak nitelendirirken, diğer taraftan ‘Arap karşıtlığını’ adeta yüksek ahlaki bir değer olarak görüyor.
MEHMET NEDİM ASLAN’ın haberi…
İsrail toplumunda Arap karşıtlığının son örneği, bir futbol takımında Arap futbolcunun oynayıp oynamamasıyla bir kez daha gün yüzüne çıktı. 10 gün önce “Takımda Arap oyuncu görmekten mutluluk duyarım” diyen Beitar Jerusalem futbol takımının kaptanı Aviram Baruchyan, fanatik Yahudilerin tepkisi üzerine geri adım attı ve “Bu sözlerimle taraftarlarımı incittiğim için özür diliyorum. Arap oyuncu istediğim için pişmanım” dedi.
Filistin toprakları üzerindeki işgal ve soykırım politikası yürüten İsrail, bu politikayı eleştiren Yahudi ya da Yahudi olmayan herkesi ‘Anti-Semit’ olarak suçlarken, Yahudi toplumu arasındaki ‘Anti-Arap’ duygular adeta yüksek ahlaki bir değer olarak övülüyor. İsrail’in birinci liginde oynayan Beitar Jerusalem futbol takımının kaptanı Aviram Baruchyan, takımda bir Arap oyuncu görmekten mutluluk duyacağına dair sözlerinden dolayı pişman olduğunu belirterek, takımının taraftarlarından özür diledi.
İsrail halkının çözüm anlayışı: Etnik temizlik!
22 Kas
İsraillilerin yarıdan fazlası, ‘barış için’ Filistinliler’in tamamının, Arap ülkelerine sürülmesini istiyor.
Dünya Bülteni/ Haber Merkezi
İsrail’de yapılan son ankete göre halkın yarıdan fazlası ‘barış için’ Filistinliler’in tamamının sürülmesi gerektiğini düşünüyor! Arap-İsrail ihtilafının çözümü için İsrail halkının yüzde 53′ü, ‘Filistinliler’in Arap ülkelerine sürülmesi’ seçeneğinde birleşti!
İsrail’de yapılan ve altı bin 400′den fazla kişinin katıldığı anketteki “Arap-İsrail çatışması için en iyi çözüm nedir” sorusuna, katılımcıların yarıdan fazlası “Filistinlilerin başka bir Arap ülkesine gönderilmesi” cevabını verdi. (daha fazla…)
Operasyona çıkmayan uzman çavuşlar ordudan gönderildi
21 Kas
İsyancı çavuşlar ordudan gönderildi
Özlük hakları iyileştirilmediği için operasyona çıkmayan çavuşların TSK ile ilişiği kesildi, ikramiye de ödenmedi.
Dünya Bülteni/ Haber Merkezi
Özlük hakları iyileştirilmediği gerekçesiyle operasyona gitmeyen dokuz çavuşun istenen istifaları, işleme girdi. TSK içindeki dokuz uzman çavuşun isyanını takip eden Sabah gazetesinin haberine göre, TSK, çavuşları dün itibarıyla müstafi saydı ve ilişkisini kesti.
Şırnak Çakırsöğüt’te görev yaparken özlük haklarına yönelik iyileştirme yapılmadığı gerekçesiyle operasyonu reddeden dokuz uzman çavuşun, TSK ile ilişiği kesildi. Çavuşlar istifa dilekçesi verdiği için ikramiye de alamayacak. (daha fazla…)
6-7 Eylül olayları – Biz bu kafesi daha önce görmüştük
21 Kas
Toplumda ayrılıkları ve nefreti körükleyen sürekli yaraları kanatıp insanları birbirine düşman eden Cunta, psikolojik harp tekniklerini dahiyane bir şekilde kullanarak kurbanların öfkesini cellatlarına değil yine kurbanların üzerine yöneltmeyi başarıyor. Bu ülkenin gençliğini enerjisini ve daha vahimi geleceğini çalıyor. Tek tipleşen ve kalıplaşmış formlarla konuşabilen, düşünme yetisini tamamen yitirmiş beyni tutulmuş bir gençlik yetiştirerek iktidarının sürekliliğin garantilemiş gözüküyor.
O dönemde Türkiye Kamuoyunun gündeminde Kıbrıs Türkleri’ne yapılan baskılar vardı. Toplum gergindi. Ve derin bir el bu öfkeyi şiddete dönüştürdü. Fitil de 6 Eylül günü “Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atıldı” haberi ateşlendi. (daha fazla…)





















Son Yorumlar