Exper Tercümanlık – Dünya ile iletişim ortağınız
22 OcaResmi ve Kişisel Yazışmalar…
Her konuda resmi veya kisisel yazismalari Türkceden tüm dünya dillerine ve tüm dünya dilerinden Türkceye ceviriyoruz.
Avrupa Birliği Hibe Yardımları…
AB Hibe yardimlarinin tercümeleri konusunda uzman tercümanlar tarafindan, gizlilik ilkelerine bagli kalarak yapilmaktadir.
İtalya Konsolosluğu…
Temsilcilik: BüyükElçilik Adres: Atatürk Bulvarı No: 118 ANKARA Telefon: +90-(312) 426 54 60 / 63 Fax: +90-(312) 426 58 00 Website: http://www.iic.org.tr
İsveç Konsolosluğu…
Posted by admin in Konsolosluklar on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Temsilcilik: BüyükElçilik Adres: Katipçelebi Sok. No: 7 Kavaklıdere ANKARA Telefon: +90-(312) 455 41 00 Fax: +90-(312) 455 41 20
Fransa Konsolosluğu…
Posted by admin in Konsolosluklar on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Temsilcilik: BüyükElçilik Adres: Paris Cad. No: 70 Kavaklıdere ANKARA Telefon: +90-(312) 455 45 45 Fax: +90-(312) 455 45 27
Danimarka Konsolosluğu…
Posted by admin in Genel on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Temsilcilik: BüyükElçilik Adres: Kırlangıç Sok. No: 42 Gaziosmanpaşa ANKARA Telefon: +90-(312) 468 77 60 Fax: +90-(312) 4684559 Website: http://www.danimarka.org.tr/
Almanya Konsolosluğu…
Posted by admin in Konsolosluklar on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Temsilcilik: BüyükElçilik Adres: Atatürk Bulvarı No:114 ANKARA Telefon: +90-(312) 455 51 00 Fax: +90-(312) 426 69 59 Website: http://www.germanembassyank.com
Norveç Konsolosluğu…
Posted by admin in Konsolosluklar on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Temsilcilik: BüyükElçilik Adres: Kırkpınar Sok. No.18 / 3-4 Çankaya ANKARA Telefon: +90-(312) 405 80 10 / 443 05 44
İsviçre Konsolosluğu…
Posted by admin in Konsolosluklar on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Temsilcilik: BüyükElçilik Adres: Atatürk Bulvarı No: 247 Kavaklıdere ANKARA Telefon: +90-(312) 467 55 55 / 56 Fax: +90-(312) 467 11 99
Hollanda…
Posted by admin in Konsolosluklar on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Temsilcilik: BüyükElçilik Adres: Hilal Mahallesi Hollanda Caddesi No. 3 Yıldız ANKARA Telefon: +90-(312) 409 18 00 Fax: +90-(312) 409 18 98 Website: http://www.dutchembassy.org.tr
Hakkımızda…
Posted by admin in Genel on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Exper Tercüme 2000 yilindan beri faaliyet gösteren bir tercüme bürosudur. Büro sahibi Bilgi Erben Cayir (Almanca) Yeminli Tercümanligi yani sira Alman Dili Uzmani ve Konya Adliyesinde Bilirkisi olarak farkli mahkemelerin tercümelerinide yapmaktadir. Büromuz bünyesinde uzman, yurt disinda egitim…
Amerika Birlesik Devletleri…
Posted by admin in Konsolosluklar on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Temsilcilik: BüyükElçilik Adres: Atatürk Bulvarı No: 110 Kavaklıdere, 06100 ANKARA Telefon: (312) 455 55 55 Fax: (312) 467 00 19 Website: http://turkish.turkey.usembassy.gov/
Avustralya…
Posted by admin in Konsolosluklar on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Temsilcilik: BüyükElçilik Adres: Uğur Mumcu Cad. MNG Binası No.88 Kat 7 GOP ANKARA Telefon: +90-(312)459 95 00 Fax: +90-(312) 4464827 Email: ausemank@ibm.net Website: http://www.embaustralia.org/
İsviçre’de emeklilik…
Posted by admin in Sigorta ve Emeklilik on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
İsviçre’den emekli olabilmeniz için 65 yaşınızı doldurmuş olmanız ve primlerinizi iade almamış olmanız gerekmektedir. Şayet herhangi bir hastalık veya sakatlık mevcut ise rapor sunularak daha erken emekli olma imkânınız vardır. Büromuz emeklilik işlemleriniz ile ilgili her…
İrtibat…
Posted by admin in Genel on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Tel. / Fax.: 0332/3505354 – 0332/3508461 Adres: Ferhuniye Mah. Hastane Cad. Belediye Ishani Kat: ½ (Haci Veyiszade Camii Karsisi) KONYA Mail: experterbilgi@hotmail.com expertercumanlik.com GSM: 0535/8623644
Avusturya’dan emeklilik…
Posted by admin in Genel on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Avusturya’dan emekli olabilmeniz için en az 15 yıl sigortalı olmanız gerekmektedir. Ancak bu sürenin tamamının Avusturya’da olma zorunluluğu yoktur. Değişik ülkelerde farklı zamanlarda 15 yıl sigortanız mevcut ise Avusturya’dan emekli olabilirsiniz. Avusturya’da emeklilik yaşı…
Fiyatlarımız…
Posted by admin in Genel on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Islemler ciddi farkliliklar arzettigi icin bu hususla ilgili olarak büromuzla irtibata gecmenizi rica ederiz!
Hizmetlerimiz…
Posted by admin in Genel on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
• Yurtdisi Egitim Islemleri • Vize, Nüfus ve Emeklilik Islemleri • Mahkeme Kararlari • Sigorta ve Emeklilik Islemleri ve Takipleri • Gümrük Belgeleri • Konsolosluklar • AB Hibe Projeleri • Fizibilite ve Bilirkisi Raporlari • Resmi ve Kisisel Yazismalar Exper Tercüme bilgi, deneyim…
Almanyadan Emeklilik…
Posted by admin in Sigorta ve Emeklilik on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Almanya’dan emekli olabilmeniz için 65 yaşınızı doldurmuş olmanız (şayet maluliyet söz konusu değil ise) ve primlerinizi iade almamış olmanız gerekmektedir. Almanya’da yasal emekliliğin yanı sıra, 10 yıl kesintisiz olarak aynı firmada çalışanlar için, işletme emekliliği denilen…
Fransa…
Posted by admin in Sigorta ve Emeklilik on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Fransa’dan emeklilik ile ilgili olarak bilgi: Fransa’da çalışmış olan kişilerin emeklilik işlerini sonuna kadar takibini yapmaktayız. Sizi Fransa’daki tüm yeni kanunlardan haberdar edip, bu haklardan yaralanmanız için size bilgi verilmektedir. Fransa’dan emekli olabilmek için Fransa’da…
Vize ve Evlilik İşlemleri…
Posted by admin in Genel on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Vize Islemleri = Bütün Ülkelerin Vize Islemleri icin Konsolosluklardan randevu alinir, randevu icin gerekli evraklar düzenlenir ve tercümeleri yapilir. Evlilik Islemleri = Yurtdisi ve yurtici evlilik islemlerinde gerekli evraklarin listesi olusturulur, tercümeleri yapilir ve kisi ilgili makamlara…
Exper Tercümanlık…
Posted by admin in AB Hibe Projeleri, Konsolosluklar, Nüfus ve Emeklilik, Sigorta ve Emeklilik, Vize, Yazışmalar, Yurtdışı Eğitim on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
DÜNYA İLE İLETİŞİM ORTAĞINIZ
Yurtdisinda yüksek egitim ve dil kursu…
Posted by admin in Yurtdışı Eğitim on 12 3rd, 2009 | Exper Tercümanlık için yorum bırak
Yurtdisinda yüksek egitim ve dil kursu almak isteyen kisilerin ilk müracaatlarini yaparken danismanliklarinida beraberinde yürütmekteyiz.
Farhan Abu Siyam aka MC Tamarrod – Misery
17 Oca
MC Tamarrud (MC İsyan) lakaplı Ferhan Ebu Siyam Filistinli mülteci kamplarında büyümüş, 21 yaşında
Nahr el-Bared, Kuzey Lübnan’da bulunan, Filistinli mültecilerin kaldığı bir mülteci kampı. Işıksız, çamurlu sokakları, yakılmışlığı ve yıkılmışlığı ile dışarıdan bakıldığında umutsuzluğun tecessümü gibi duracak olan mülteci kampının sokaklarında, Filistin’e özel, yaşanmışlıklardan doğan bir hip hop kültürü ilk filizlerini vermekte. (daha fazla…)
GAZZE’ DE ÖLDÜRÜLEN 1417 İNSANIN ANISINA
15 Oca16 OCAK 2010 ABDİ İPEKÇİ’ DE ,
SAAT 13.00′DE BULUŞALIM.
1417 SADECE BİR SAYI DEĞİL!
Bindörtyüzonyedi Filistinli, geçen yıl, Dökme Kurşun Operasyonu sırasında gözümüzün önünde, kendi topraklarında işgalci İsrail güçleri tarafından öldürüldü. Adları, hayatları olan insanlar.
Bindörtyüzonyedi kadın, erkek ve çocuk, uykularında, evlerinde, okullarında, sokaklarında, sığındıkları yerlerde ve göz göre göre, doğrudan yok etmek amaçlanarak öldürüldü. (daha fazla…)
GDO’ya karşı yeni oluşum
12 OcaGenetik yapısı değiştirilmiş gıdalara serbesti getirecek olan yasa tasarısı Meclis’e sunulmak üzere. Gıda Güvenliği Hareketi toplumun her kesimini acilen bu hayati yasaya karşı durmaya çağırıyor.
GDO kısa bir süre televizyon ekranlarında ana haber bültenlerinin konusu oldu, iki üç bilim adamı ekranda fikirlerini söyledi. Bütün vatandaş açık bir biçimde “GDO istemiyoruz” dedi. “Ben çocuğuma GDO’lu mama yedirmek istiyorum” diyen tek bir anne çıkmadı. Bütün ülkenin karşı çıkmasına rağmen, sanki gizli bir el, GDO konusunu tekrar tekrar karar mercilerine getiriyor. Hatta çok yakında GDO’ya serbesti getirecek bir yasa tasarısının Meclis’te oylamaya sunulacağı bile konuşuluyor. Tabii ki her şey çok gizli. Evlatlarımızı ve geleceğimizi ilgilendiren bu en temel insanlık hakkımız elimizden alınmak üzere! (daha fazla…)
Vicdani ret mi, imani ret mi?
12 OcaİLLÜTRASYON: MERT GÜRELİ
09/01/2010
İslami gerekçelerle askerlik yapmayı reddeden ve 24 Aralık’ta tutuklanan Enver Aydemir, Türkiye’de bir ilk. Mesele tartışılırken, Eskişehir Askeri Cezaevi’ndeki işkence iddialarını ve inanç gereği ‘TSK’nın neferi’ olmama kararının altını ailesine sorduk. Babası Ahmet Aydemir ve eşi Kader Aydemir ilk kez konuştu
PINAR ÖĞÜNÇ (Arşivi)
Enver Aydemir, 24 Aralık 2009 günü yaşadığı İzmit’ten İstanbul’a geldiğinde hedefi Boğaziçi Üniversitesi’ndeki ‘Her Türk Asker Doğmaz’ adlı etkinliğe katılmaktı. Fakat Kabataş vapur iskelesinden ileri gidemedi; yapılan GBT yoklamasında hakkında çıkarılan yakalama emrine istinaden gözaltına alındı. Aydemir, 2007’de dini gerekçelerle askerlik yapmayı reddeden ilk kişi.
İzmit, Körfez’de bir misafir odasındayız. Enver Aydemir’in eşi Kader Hanım’la ilk telefon görüşmemizde, Eskişehir Askeri Cezaevi’nin kapısında öfkeden titreyerek açmıştı telefonu. Aynı pardesü ve başörtüsüyle Maltepe Askeri Cezaevi’ne eşini ziyarete gidebilmişken, şimdi örtüsünü ‘kelebek’ bağlamadıkça içeri giremeyeceği söyleniyordu. Belki de tam o anda aradığım için konuşmayı kabul etti. Enver Aydemir’in babası Ahmet Bey’in evindeyiz. Bir duvarda Said Nursi, bir duvarda mealinde ‘Her canlı ölümü tadacaktır’ın geçtiği surenin işlendiği dev bir örtü. 35 yıllık bir Hac hediyesi…
Tam iknaya gitmişken…
33 yaşındaki Enver Aydemir, ilk kez 2005’te bahsetmiş babasına askerlik yapmak istemediğinden. Ahmet Bey “Ben de din bilen birisiyim. Yapmak istemediğin şey zarurettense günahı yoktur” dese de, araya arkadaşlarını soksa da oğlundan “Baba hep zaruri, hep zaruri… Ondan taviz, bundan taviz, ben yapmayacağım. Benim Allah’ımı benimsemeyenin emirlerini benimsemeyeceğim” cevabını almış.
Enver Aydemir’in ilk gözaltına alınışı 2007, seçimlerden hemen sonra… Karakol ve askeri şube sonrası Bilecik Jandarma Er Eğitim Tugayı’na götürülen Aydemir, ifadesinde, askeri üniformayı giymeyi reddedince burada dayak yediğini belirtiyor.
Ziyarete gelen annesi, eşi ve ablaları başörtüleri nedeniyle nizamiyeye alınmayınca, Ahmet Bey oğlundan şu çıkışı işitiyor: “Bana neden askerlik yapmıyorsun, diyorsun. Anneme, bacıma, eşimin türbanına, pardesüsüne böyle yapana ben askerlik yapmayacağım.” Kader Hanım da aslında ailece o gün eşini vazgeçmesi için ikna etmeye gittiklerini, ama bu olayla kararının netleştiğini söylüyor.
Enver Aydemir iki duruşma ve dört ay sonrasında kıtasına teslim olması kararıyla serbest bırakıldı o dönem. 24 Aralık 2009’da tekrar gözaltına alınana kadar, babasının ifadesiyle kimseden kaçmadı, ama denk geldiği kimlik soruşturmalarında da başına bir şey gelmedi.
Yılbaşından bir hafta önce gözaltına alındığında, Ahmet Bey oğlunun Doğancılar Karakolu’nda çok insani muamele gördüğünü, askeri inzibata teslim edildikten sonra ‘insan evladı’ bir üstteğmene denk geldiklerini ama tevkif edilip Maltepe Askeri Cezaevi’ne götürülmesiyle ‘kıyametin koptuğunu’ söylüyor.
Yine bir askeri üniforma giyme çekişmesi; Aydemir reddediyor. Avukatına ve görüşlerde babasına anlattığına göre coplanıyor, yumruklanıyor, falakaya yatırılıyor. Giyinmeyi reddedince sivil elbiseleri alınıp sadece iç çamaşırlarıyla soğuk bir odaya götürülüyor. Namaz kılma talebi de reddedildiğinden, iç çamaşırlarıyla namaz kılıyor. Kelepçeyle namaz, iddiasına göre dört gün sürüyor.
Altı gün sürecek açlık grevi sırasında zorla serum veriliyor. Daha sonra da sivil elbiseleri verilerek Eskişehir Cezaevi’ne yollanıyor. Ahmet Bey’e göre savaş karşıtı grupların davayı sahiplenmesi ve basın açıklamaları yapmasıyla bir kamuoyu oluşmasının bunda payı büyük.
Ahmet Bey’in en mühim gördüğü ayrıntı ise Maltepe Askeri Cezaevi’nden ayrılırken tutulan tutanakta darp ve işkence izlerinin anılmamasına karşın, Eskişehir Askeri Cezaevi’ne alınırken tutulan tutanakta bu izlerin belgelenmiş olması. Zaten ailenin dediğine göre Eskişehir’de ‘ne dayak, ne küfür, ne bir şey’…
29 yaşındaki Kader Hanım, Enver Bey’le 10 yıldır evli. Üniversite kursunda tanışıyorlar. Dediğine göre Enver Bey’den önce her şeyi başka türlü sorguladığı, başka bir hayatı varmış.
Hayali sosyoloji okumak olsa da, ilk seferinde Kocaeli’ni tutturamayınca ve ikinci sefer depremde kâğıtları kaybolunca eğitim hayatı noktalanmış. Eşinin Kırgızistan’daki üniversite eğitimi için yanında bulunmuş. Bu arada Enver Aydemir, ‘kendini yetiştirmek’ ve dine yoğunlaşmak maksadıyla, üniversite eğitimini yarıda bırakıyor. Çift olarak Suriye’de geçirdikleri üç yılı, eşinin dinin kendisini sorguladığı, bu yüzden orada da kimi insanlara ters düştüğü bir dönem olarak tarif ediyor. Biraz karışık…
Altı ve dokuz yaşlarında iki çocukları var. Büyük olan internetle haşır neşir olduğundan, babasıyla ilgili haberleri kendisi çoktan okumuş bile…
Vicdan ve iman
Şimdiye kadar farklı nedenlerden vicdani ret beyanında bulunanlar oldu. Kimi külliyen şiddeti reddediyordu, kimi 30 küsur yıllık savaşı protesto ediyordu. Enver Aydemir’in, askerlik yapmayı reddedişinde dini inancını gerekçe olarak kullanması, vakayı özgün kılıyor. Bir yandan meramında ‘Allah’ın verdiği canı, Allah alır’dan fazlası var. Biraz da bu yüzden çıkışının vicdani ret değil, imani ret olarak adlandırılması gerektiğini düşünenler mevcut. Kader Hanım ise “Vicdanı olanın imanı, imanı olanın vicdanı vardır. Bu ayrıma karşıyım” diyor.
Aile olarak Enver Aydemir’in “Kimseden yardım istemeyin. İlgilenirlerse anlatın” talebini tekrarlamalarına karşın, işin ironik bir yanı varsa, davanın, İslami medyanın yanı sıra biraz da aralarında muhtemelen ateistlerin de bulunduğu savaş karşıtı, anarşist, sosyalist, komünist cephenin gayretiyle görünür olması. Bu özgün vaka onlar arasında bir tartışmaya vesile olacak mı, gelecek günlerde göreceğiz.
İsabetlisi Enver Aydemir’le bizzat konuşmak olurdu, şimdilik imkânsız. Ailenin hassasiyeti yüzünden Enver Bey’in fotoğrafını görmek bile mümkün olamadı. Keza eşi Kader Hanım da kendisinin gazetede görünmesinin çok gerekmediğini ifade etti.
Kafamdaki soruları aydınlatabilmek için ben arka arkaya sordum, alabildiğim cevaplar aşağıda. Bütününde tam aydınlanabildik mi, biraz karışık.
Enver Bey’in askerliği reddederken inancını öne sürmesinin altında, başka bir insanın canını almamak mı yatıyordu? Onu ‘TSK’nın neferi’ olmayı reddedişe götüren, dilini sertleştiren, mesela Bilecik’te annesinin, eşinin, ablalarının başı kapalı diye nizamiyeye alınmaması mı oldu?
Ahmet A.: Bu iki konu birbirini tamamlayıcıdır. Ayrıca demişti ki, “Şu anda silahlı askerin kimi, neyi vurduğu belli mi? Komutan vur dedi miydi, aklını da, vicdanını da, her şeyini de bir yana atıyorsun. İyi midir, kötü müdür, bundan dolayı Allah karşısında hesaba çekilecek miyim?” Savcı beye de bunları söyledi. Türban meselesinden bahsetmedi bile.
Silahsız askerlik yapar mıydı?
Kader A.: Hayır, askerlik süresi kadar kamu hizmetinde çalışırım ama TSK’nın neferi olmam dedi. O da kimliğini, bireysel özgürlüklerini tanıdıkları ölçüde…
Vicdani ret açıklamasında “TSK seçkinlerinin laik değerlere dayanarak dini inançlarıma karşı hasmane duygular beslediğini, bu yüzden laik bir ülkede askerlik yapmayacağımı beyan ederim” cümlesi var. Şunu anlamak istiyorum. Eşi olarak Türkiye’de siz kamusal alanda inandığınız biçimde yaşayabilseydiniz, Enver Bey dini inançlarına karşı hasmane bir duygu hissetmeseydi, ama yine de başka bir insanı öldürme ihtimali olan askerlik mecburi olsaydı, aynı tavrı gösterir miydi?
Kader A.: Ama bu dedikleriniz için askeriyenin değişmesi gerekli. Askeriyenin kendine çizdiği bir tarz var. Bu tarzda hiyerarşi var, militarizm var; biz bunların hepsine karşıyız. Biz Allah’ın eğitiminden geçmişiz, peygamberin, sahabelerin hayatlarını okurken, Kur’an’ı okurken kendimize bir kimlik belirlemişiz. TSK bu kimliği tamamen yok ediyor. Size mal gibi davranılıyor, sorgulama hakkınız yok. Yapmadığınızda insanlığa yakışmayacak cezalar alıyorsunuz. Bunlar tamamen bizim duruşumuza aykırı. Bu yüzden bu uzlaşı pek sağlanamaz.
Daha önce tamamen şiddete karşı olduğu için askerlik yapmayı reddedenler oldu. Ya da bir çatışmalı bölgede Kürt kardeşini öldürmeyi reddedenler…
Kader A.: Aslında bu gerekçe hepsini karşılıyor, çünkü İslam’da kardeşin kardeşi öldürmesi yasaktır. Habil’le Kabil kıssasında da görüyoruz bunu. Gideceksin askere, Kürt kardeşlerinle savaşacaksın. Niye, bir kötülüklerini görmüş müsün? Hayır, yaratılan bir savaş var. Bunu sorgulamak gerekir. Bunu sorguladığınızda da artık bir er olamazsınız. Evet, şiddet insanlığa yakışmayacak bir durumdur. Ancak belki bir savunma metodu olarak savaş olabilir. Savaş Karşıtları’ndan arkadaşlarla görüştüğünde Enver, “Ben sizden ayrılıyorum, siz asla savaşmam diyorsunuz. Ben öyle değilim, kaçınılmaz olduğunda savaşırım” demişti.
Yani cihat fikri uzak gelmiyor kendisine?
Kader A.: Öyle de diyebilirsiniz ama onun da koşullarının oluşması lazım. Cihat için olduğunda da sorgulanır. Öyle kolay değil.
Ahmet A.: Cihat bile sorgulanırken bu mu sorgulanmayacak?
Kader A.: Birçok İslami ülke var, bunun adına birileri cihat dediğinde bakalım cihat olacak mı? Bir tane İslam vardır ama bugün Türkiye’de de, bütün dünyada da birden fazla İslam var. Bunun da sebebi İslam’ın içini boşaltıp sahiplenmeleri. Kimse Kur’an’dan öğrendiği İslam’ı yaşamıyor. O yüzden onun cihat dediğine belki ben cihat demem. Ben zaten cihat olarak almıyorum, müdafaa söz konusu olduğunda oluşacak savaş şartlarından bahsediyorum.
Bir yandan bu olayın duyulmasında antimilitarist bir kitlenin, anarşistlerin, solcuların payı büyük. Dışarıda olsa eşinizin fikir ayrılığı yaşayacağı insanlar bunlar…
Ahmet A.: Hedeflerinde ortaklık vardır, o kadar.
Kader A.: İnsanların bazı şeyleri sorgulamaya başladığını görmek güzel. Yalnız olmadığının kanıtı gibi geliyor bana. Bir taraftan da internetten yorumları okuyorum. Diyorlar ki ‘İslamcıları özgünlüğe davet ediyorum’. Bir kere kavramlara baktığınızda her şey İslam’la beraber çıkmıştır. Mesela devrim… Devrimi bugün sosyalistler kullanıyor olabilir, ama bir şeyi yıkıp, tamamen izlerini silip yerine yenisini koymak İslam’a ait bir şeydir. ‘La ilahe illallah’ bir devrim sözcüğüdür aslında. Şehitlik de İslam kavramıdır; Mehmetçik, peygamber ocağı… İşte TSK bunları kullanarak halkı sömürmektedir, kendi değerleriyle vurmaktadır. Şehit olduğunda anasının başörtüsüne bakmadan gidip öpüyor, ama aynı anne, evladı ölmeden ziyarete gittiğinde başörtüsünü kelebek şeklinde bağlamasını istiyorlar.
Ret beyanında bir laiklik vurgusu var. Laikliğin bugün algılanış biçimiyle mi sorunu var, yoksa kendisiyle mi?
Kader A.: Laik bir ülkede yaşamak istemiyorsan, çek git derler adama. Zaten laiklerle birlikte yaşıyoruz. Ama laik bir ülkeysen niye bu İslami kavramları kullanıyorsun o zaman? Laiklik hakkıyla yaşansa da problem yaşarız ama en azından mertçe yaşarız. Şimdi benim laik olmam düşünülemez, din benim hayatım çünkü.
Eşinizin ocak sonuna ertelenen davası nasıl sonuçlanacak sizce?
Kader A.: Çürük raporu verip bırakacaklar diye düşünüyorum. Çünkü insanlar sahiplendi olayı.
‘Vergisini vermeyene falaka mı var?’
Ahmet Aydemir, memleketi Ağrı’dan Gölcük’e 1982’de gelmiş. Mesleği sorulduğunda “Esnaf” diyor; kuyumcu dükkânları, lokantası, galerisi varken geçen yıl iflasa yakın bir mali çöküş yaşamış aile. Şu an cezaevinde olan Enver Aydemir de, hâlâ var olan aile işlerinde babasıyla birlikte çalışıyor zaten.
Dört kız, altı oğlan babası olan Ahmet Bey, askerliğini İstanbul ve Ankara’da yapmış. “Yani rahattınız…” deyince kahkahayı patlatıyor, “Biraz öyle oldu…”
Enver Bey ve askerlik yaşına gelmemiş iki oğlu dışında bütün erkek çocukları askerlik yapmış.
Kürt kimliğinden dolayı yaşadığı bir sıkıntı olup olmadığını sorduğumuzda, “Artık ne Türk var, ne Kürt” diye giriyor lafa, “Parçalasan Türk’ün yarısında Kürt çıkar, Kürt’ü parçalasan yarısı Türk… Melez olmuşuz artık.”
1973-80 yıllarında Selamet Partisi için ‘canını, malını, her şeyini’ verdikten sonra, gördüğünü söylediği bazı yanlış durumlardan dolayı partiden elini eteğini çekmiş. Şu anda ‘Diğer marka ayakkabıların su aldığı kesin’ olduğu için AK Parti’ye oy veriyor.
Meramını kendi kendine şöyle özetledi o gün: “Bu ülke hepimizin ülkesi. Hiç suç işlemeyen insan yoktur, ama Allah’a göre suç var, kula göre suç var. Bu beşeri sistemde bu çocuğun askerlik yapmamasının bir cezası varsa, ki avukatların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin dediğine göre mecburiyeti olmaması lazım, olsa bile başka bir yolu olur. Vergisini vermeyen işkence mi görüyor, falakaya mı yatırılıyor? Yüzde 90’ı Müslüman olan bir ülkedeyiz. Her ailenin açığı var, kapalısı var. İnsanları birbirine düşman ettirmenin âlemi var mı?”
Sülükle tedavi nasıl uygulanır? Faydaları nelerdir?
8 Ocasülük tedavisi, atardamar ve toplardamar tıkanıklıkları başta olmak üzere birçok dolaşım sistemi hastalığında, varis, iltihaplı ve iltihapsız eklem romatizmalarında, kısırlık,iktidarsızlık,epilepsi çeşitlerinde, yumuşak doku romatizmalarında, felç, kısmi felç, sedef ve egzama gibi cilt hastalıklarında,saç çıkarmada, hemoroid’de(basur), göz tansiyonu (glokom) ve buna bağlı görme kayıplarında, migrende ve her türlü baş ağrısı,yüksek tansiyon, troid’e bağlı şişmanlık, astım ve bronşial hastalıklar, yanık vakaları, iyileşmeyen yaralar ve ameliyat izleri, kangren, meniere hastalığında ve bazı işitme kayıplarında başarıyla kullanılmaktadır. ayrıca ortopedi ve rekonstrüktif cerrahi kapsamında, gangren gelişmekte olan kopuk organ tamirlerinde de tüm dünyada yaygın biçimde kullanılmaktadır. son olarak sülüğün güçlü antioksidan etkisi nedeniyle koruyucu (preventif) tıpta da kullanımından bahsetmek gerekir ki; yılda bir defa yapılan sülük tedavisi, o yıl içinde grip ve domuz gribi başta olmak üzere tüm enfeksiyonlar birçok hastalığa karşı koruyucu etki göstermektedir. (daha fazla…)
Mısır emniyet güçleri, bugün Gazze’den ayrılacak olan Filistin konvoyunu tutuklamaya hazırlanıyor.
8 OcaMısır kaynaklarının bildirdiğine göre Mısır emniyet güçleri, iki gün önce Ariş limanında yaşananlardan sorumlu olan Filistin
konvoyundaki üst düzey sorumluları tutuklamaya hazırlanıyor.
Kuzey Sina’daki başsavcı aralarında Türklerin de bulunduğu 7 kişinin tutuklanması için emniyet güçlerine emir verdi.
İki gün önce çıkan olaylarda yaralanan bazı Mısırlıları dinleyen başsavcı, Filistin konvoyundan 7 kişiyi tutuklama kararı aldı. Yaralanan polisler, Filistin konvoyundaki katılımcıların taşlı saldırısına uğradıklarını söylediler.
Kaynaklar, Ariş limanında iki gün önce yaşanan olaylardan sonra savcılığın soruşturma başlattığı, 11 subay ile 18 polisin
yaralanmasından, 10 polis aracına ve Ariş limanındaki binalara zarar verilmesinden sorumlu olduğu tespit edilen 7 kişinin tutuklanmasına karar verdiğini bildirdi.
Mısır polisinin, konvoydaki 7 kişiyi Rafah sınır kapısından çıktıktan sonra tutuklaması bekleniyor.
Mısır savcılığı tutuklanacak 7 katılımcının kimler olduğu hakkında bir açıklamada bulunmadı.
Bilindiği üzere Filistin konvoyundaki katılımcılar, iki gün önce Ariş limanında beklerken, Mısır polisinin taş, sopa ve biber gazlı saldırısına uğramıştı.
Bülent Yıldırım: Bizi, Yalnız Bırakmayın!
İHH Başkanı Bülent Yıldırım, Ariş limanında maruz kaldıkları saldırı sonrasonda yaptığı basın açıklamasında “Türkiye’deki kardeşlerimiz, bizleri yalnız bırakmasınlar. Burada başımıza bir şey gelirse, Türkiye’de tepkilerini ortaya koysunlar” demişti.
Diğer yandan Yıldırım, Mısır’ın geri adım atarak Gazze’ye girmelerine müsaade etmesinde, İstanbul ve Ankara’daki Mısır büyükelçilikleri önünde düzenlenen protesto gösterilerinin etkili olduğunu belirtmiş, Türkiye halkına teşekkür etmişti.
Çin’den dini faaliyetlere kısıtlama
6 Oca
Çin yönetimi, Doğu Türkistan’ın Uygur Özerk bölgesinde dini faaliyetler üzerindeki kısıtlamaları artırıyor. Uygulama 1 Şubat’ta başlayacak.
Çin, 6 ay önce olayların yaşandığı Sincan Uygur Özerk bölgesinde dini faaliyetler üzerindeki kısıtlamaları artırıyor.
Çin Ulusal Radyosu’nun haberine göre, 1 Şubat’ta uygulamaya konacak yeni güvenlik önlemlerinin, terörizm ve ayrılıkçı hareketlerle mücadelede emniyet güçleri ile adalete yardımcı olması hedefleniyor. (daha fazla…)
Defne Bayrak kimdir?
6 OcaDEFNE BAYRAK ingilizce ve arapça mütercim yazar.
Her gün farklı ülkelerde insanlar İslâmiyet’in cazibesine kapılmaktan kendilerini alamıyorlar. Suudi Arabistan’da, hiç tanımadıkları bir insanın kendilerine gösterdiği güzel muameleden etkilenerek Müslüman olan Çinliler, bu durumun en son ve güzel bir örneğini teşkil etmekteler.
Önce 7 Çinli Namazdan Etkilendi
İlk olarak 7 Çinli, Müslümanlar farz namazlarından birini eda ederlerken büyük şaşkınlık içinde onları seyretmeye başladılar. Ardından da nafile namazlara geçildiğinde Suudi bir vatandaşa sorularını yönelttiler: “Bu mekânda insanların yaptıkları bu ilginç sporun adı nedir?”
Suudi vatandaş dilinin döndüğü kadar İngilizcesiyle namaz hakkında doğaçlama bir cevap verdi. Ve kendilerini caminin hemen yanındaki evine akşam yemeğine davet etti. Ev sahibi Suudi, misafirlerine ‘Jeriş’ -buğday ve et- yanı sıra kızarmış tavuk ve pilav sundu. Çinlilerin tek hoşuna giden, akşam yemeği değildi.. İlk defa karşılaştıkları bu Suudi vatandaşın kendilerine karşı iyi muamelesi de kalplerini fethetti.























Son Yorumlar