Bilim adamları Şanlıurfa yakınlarında yapılan yeni keşifle "Yerleşik hayat dini yarattı" iddiasının yerle bir olduğunu kaydettiler.
Dünya Bülteni / Haber Merkezi
Newsweek dergisi birçok arkeolog tarafından “tarihin en büyük arkeolojik keşfi” olarak nitelendirilen Şanlıurfa yakınlarındaki Göbekli Tepe’ye geniş yer ayırdı. Bilim adamları “Yerleşik hayat dini yarattı” teorisinin bu keşif ile çöktüğünü belirttiler
1994’te sürüsünü dolaştıran bir çoban, Şanlıurfa’nın 15 km kuzey doğusundaki Örencik Köyü yakınlarında yer alan Göbekli Tepe’de dikdörtgen şeklinde üzerinde oymalar olan taşlar buldu. Keşfin duyulmasından sonra Alman Arkeoloji Enstitüsü görevlisi Klaus Schmidt, bölgeye gelerek incelemelere başladı. Ve burada bilinen insanlık tarihini baştan sona değiştirecek kalıntılara ulaştı. İlk gelişme Göbekli Tepe adı verilen ve Buzul Çağı’ndan sonra insanlar tarafından inşa edilen ilk tapınak olduğu tahmin edilen bölgenin Piramitler’den 7 bin 500 yıl önce inşa edildiğinin karbon testleriyle anlaşılması oldu. Harvard, Stanford, John Hopkins gibi üniversitelerden bilim adamları burada incelemelere başladı.
Rousseau’nun teorisi çöktü
Newsweek’in “Tarih yeniden yazılıyor” başlıklı haberine göre klasik medeniyet teorisi, önce yerleşik hayata geçtiğini ve ardından köy yaşamı, yazı ve dinlerin ortaya çıktığını iddia ediyordu. Ünlü Fransız düşünür Jean Jacques Rousseau, “Şehir dini yarattı” diyerek bu iddiaya vurgu yapıyordu. Kazıdan elde edilen bilgilere göre Buzul Çağı’nı geçiren insanlar bu bölgeye geldikleri zaman burada bu tapınağı inşa etmelerinin asıl nedeni beraber dua etme isteğiydi. Yani önce tapınak, ardından buradaki yerleşik hayat başladı. Bu da “şehir dini yarattı” felsefesinin yerine, “din şehri yarattı” felsefesinin gerçek olduğunu ve medeniyet tarihinin bu nedenle yeniden yazılması gerekliliğini ortaya çıkarıyor. Stanford Üniversitesi’nden Ian Hodder, “Teorilerimizin hepsi yanlışmış” dedi. Uzmanlara göre Göbekli Tepe’de tapınak çevresinde yaşamaya başlayan insanlar tarım ve hayvancılığı keşfetti ve sonra Çatalhöyük’te yerleşik düzende yaşamaya başladı.
DAHA YÜZDE 5’İ AÇIĞA ÇIKTI
Kazılarda şimdiye dek çıkarılan 45 adet T şeklindeki taş anıtın üzerinde yabani domuz, ördek, yılan, aslan, balık ve avcılık yapan insan figürleri var. Daha yüzlerce taş anıtın çıkarılmayı beklediği bölgenin tapınak olarak kullanıldığını tahmin ediliyor. Uzmanlara göre Göbekli Tepe tam 14 bin yaşında, yani piramitlerden 7 bin 500 yıl daha eski. Şimdiye dek yapılan kazılarda bölgenin sadece yüzde 5’inin açığa çıkarılabildiği belirtiliyor.
Etiketler:Arkeoloji, Örencik Köyü, Din, Haberseyret, Jean Jacques Rousseau, Klaus Schmidt, Şanlıurfa





















ilginç bir haber olmuş detayları ve devamını bekliyoruz
bulunan bu tapınak da Rousseau yaptığı gibi yanliş yorumlamalara sebep oluyor sanki. tapınağın yerleşik kültürle bir alakası olup olmadığı bilinen bir konu değil. henüz yakınlarındabir yerleşim olup olmdığı bilinmiyor. ayrıca avcı toplayıcı insanın yerleşik olarak mağaralarda yaşadığını biliyoruz. havalar ısınıp bu mağaralar terkedildiğinde de ahşaptan yerleşim merkezleri oluşturdu. insanların cekirdek aileler halinde yasamış oldukları ve yerleşik hayata geçmemiş insanın dini olamayacağı pek doğru değil tabi ama göbeklitepe’deki din de bizim bildiğiklerimizden cok yerleşik hayata geçmemişlerin veya avcı toplayıcıların doğa dinlerine benziyordu. bunu duvar kabartmalarından anlamak mümkün. fakat çatalhöyükle böyle direkt bir bağlantısı olması pek olası değil. göbeklitepe erkek heykel figurin ve payeleriyle, fallikleriyle tam anlamıyla bir baba kültü, yani erkek egemen olası. çatalhöyük ise bölgede ve orta/doğu avrupada daha eskiye uzanan izlerini gördüğümüz ana kültünün yaşandığı bir yerleşim. doğudaki bu baba kültünün sonra tüm anadolu’ya yayılarak ana kültünü zayıflattığı ve hatta ortadan kaldırdığı görülüyor.
herne olursa olsun göbeklitepeyle ilgili söylenebilecek en kesin sey tapınakçılığın en eski örneği olduğudur. bir tapınak varsa unutmayınki bu tapınağı işleten ayrıcalıklı zümre de oluşmuş demektir. sıradan halk da “adak” adı altında tapınağa, dolayısıyla tapınakçılara sunu/bağış yapmaya başlamış olmalılar. bir süre sonra sunu yapmaya mecbur kalmış olmalılar çünkü eğer orda tapınmazlarsa hayatta mutluluğu bulamayacak olma veya ölüm sonrası korkusu kendiliğinden gelişmiş olmalı
merhaba!
Bu yazinin almancasi mevcut mu
saygiyla
Durmus Gamsiz