Servet Çetin yeni lakabım ‘acıların çocuğu’

13 Tem

Türkü dinlediği için arkadaşları ‘türkü baba’, forvetlerin kabusu olduğu için taraftar ona ‘ayıboğan’ diyor. Geçen sezon Galatasaray’da, Avrupa Şampiyonası’nda ise Milli Takım’da sakat sakat oynamasına karşın harikalar yarattı.

Geçen sezon herkes onu konuştu. Galatasaray defansında harikalar yarattı, sakatlıklara rağmen görevini eksiksiz yerine getirdi. Forvet olup gol bile attı! Aynı başarıyı Avrupa Şampiyonası’nda Milli Takım’da da gösterdi. Servet Çetin bu başarılarıyla taraftarın gönlüne çoktan taht kurdu.

Sakat sakat oynayınca dizinde yan bağlarda yırtık oluştu, maçta dişi bile kırıldı. Şimdi tedavi görüyor, yürürken bile kendisine dikkat ediyor. Güldüğünde dişindeki tel hasar raporunu gözler önüne seriyor. Onu bu kadar yakından takip ediyoruz da kim olduğunu, nasıl yaşadığını, hedeflerini, özel hayatını merak etmiyor muyuz? Sözü fazla uzatmayalım…

Iğdırlısınız. Orada nasıl bir yaşamınız vardı?

Orada büyümedim. Ailem ben bir yaşındayken İstanbul’a gelmiş. Tabii ki sonuçta doğduğum yer Iğdır ve memleketime çok bağlıyım.

Iğdır’a sık sık gider misiniz?

Aslında bu kadar bağlılığın üzerine ‘Gitmiyorum’ demek biraz garip olacak ama hiç fırsatım olmadı gitmeye. Zaman yaratamadım. Ama en kısa zamanda gideceğim.

Kaç kardeşsiniz?

11 kardeşiz. Sekiz ablam, iki ağabeyim var. Hepsi evliler.

Anne ve babanız ne iş yapıyordu?

Annem ev hanımı, babam ise bir fabrikada asgari ücretle bekçilik yapıyordu.

İYİ BESLENMİYORDUM

Sizi kim keşfetti?

Dokuz yaşındaydım. Benden iki yaş büyük olan biraderim İrfan Kartalspor’un altyapısında oynuyordu. Bir gün hoca eve telefon etti, İrfan ile görüşmek istediğini söyledi. İrfan evde yoktu ve evde olmadığını söyledim. Bana ‘Ben onun takımda hocasıyım. Bugün ekstradan maçımız vardı, İrfan’ın gelmesi gerekiyordu. Sen futbol oynamayı biliyor musun?’ diye sordu, ‘Çantanı al gel’ dedi. O gün futbol oynadım ve hala oynuyorum. Ağabeyim ise Kartalspor’da antrenörlük yapıyor.

Çocukken nasıl bir beslenme düzeniniz vardı da fiziksel olarak güçlü bir sporcu oldunuz? Anneniz çok mu süt içirirdi, çok mu yoğurt yedirirdi?

İşin açıkçası maddi durumumuz çok iyi olmadığından her istediğimiz şeyi yiyemiyorduk. Çünkü bulamıyorduk. O nedenle 15 yaşında Kartalspor Kulübü’nde kalmaya başladım. Çünkü orada düzenli yemek çıkıyordu. Futbolcu için gerekli besinler vardı. O yaşımdan beri kulüplerde kalıyordum. Çünkü evimizde imkan yoktu ve iyi beslenemiyordum.

HİÇ ÇOCUK OLAMADIM

Futbolcu olduktan sonra iyi para kazanmaya başladınız. Şimdi ailenizin yaşamı nasıl?

Evin en küçüğü olmama karşın hiç küçük gibi büyümedim. 15 yaşından beri sorumluluk benim üzerimde. Kardeşlerime iş kurdum, evlerini yaptım, onları evlendirdim. Allah bana verdi, ben de onlara.

Anneniz reklamda ‘Benim oğlum tek başına bir takım’ diyordu.

Annem ne diyorsa doğrudur (gülüyor). Hep dua ediyordu benim için. Annemin dua ettiğini bildiğimde huzurlu oluyorum, işim gücüm rast gidecek diye. Allah razı olsun kendisinden.

Şimdi de kulüpte mi yaşıyorsunuz?

Kendi evim var ama sezon içinde kulüpte kalıyorum. Çünkü kulüpte kendime daha iyi bakıyorum. Öteki türlü, maçı kazandığınızda arkadaşlarınız arıyor ‘Gelelim’ diyor. Maçı kazanmışız, moralim düzgün ‘Gelin’ diyorum. Maçı kaybettiğimizde de moralimiz bozuk olunca yine gelin diyorum.

GAZİLİK DURUMUM VAR

Avrupa Şampiyonası’nda sakat sakat oynadınız. ‘Ayağım kopsa bile oynarım’ diyordunuz. Geleceğinizi düşünmediniz mi? Sakat kalıp oynayamayabilirdiniz.

Haklısınız ama ben bu konuda amatörüm, profesyonel davranamıyorum. Oynayabilmem konusunda küçücük bir ihtimal de olsa o riski hep göze aldım. Kartalspor’da, Galatasaray’da ve Milli Takım’da da böyleydi. Bundan sonra da öyle olacak. Çünkü tersini yapamıyorum.

Avrupa Şampiyonası’nda ‘Kaput oldum’ demiştiniz? Hasar raporu nedir?

Portekiz maçının yedinci dakikasında sakatlandım. Onun üzerine üç 90 dakika oynadım. Bacağımın kopma riski de vardı. Ama iki yırtıkla atlattık. Dişim kırılmıştı, şu an tel takıldı. Çek Cumhuriyeti maçında uzatmaya gitseydik çıkaramayacaktım. Arka adalem çekiyor, kasığım ağrıyordu. Allah’tan maçı 90 dakikada bitirdik.

Biyonik adam mısınız? Herkes öyle söylüyor.

Bilmiyorum ki (gülüyor). Bir bilsem… Ben çalışıyorum, kendime iyi bakıyorum. Fast-food yiyeceklerden ve abur cuburdan uzak duruyorum.

Kazım Kanat size gazi madalyası verilmesini bile önerdi.

Vallahi o konuda ben bir şey diyemem ama ufak bir gazilik durumumuz oldu.

Fenerbahçe en az golü ben oynadığımda yedi

Geçen sezon Galatasaray’da, Avrupa Şampiyonası’nda da Milli Takım’da harikalar yarattınız. Ne oldu size, bir sihirli değnek mi dokundu?

Hiçbir şey dokunmadı. Beni transfer eden hem yönetimin hem de hocaların güveni sadece. Ben güvenin olduğu ortamda bir de forma şansı çok bulduğumda her zaman başarılı olduğumu düşünüyorum. Bu geçmişte de böyle oldu. Hangi takımda forma şansı çok bulduysam, ismimden bahsedildi. Forma şansı çok bulduğumda kendimi çok güçlü hissediyorum, güçlü olunca da kimseden çekinmiyorum.

Fenerbahçeli taraftarlar sizin için ‘Biz nasıl kaçırmışız’ diyor…

Ben Fenerbahçe’ye gittiğim sene çok güçlüydüm. Çünkü Denizlispor’da bütün maçlarda oynamıştım. Ama Fenerbahçe’de forma şansı bulamadım, fizik gücüm düştü. İkinci yıl ise hemen hemen tüm maçlarda oynadım. Araştırılacak olursa geçmiş sezonlar da dahil Fenerbahçe’nin en az gol yediği sezondur.

İngiltere ve Almanya’da oynamak isterim

Avrupa Şampiyonası’ndaki maçlar sırasında gözünüzde büyüttüğünüz futbolcu için ‘Aslında gözümde büyüttüğüm gibi değilmiş’ dediğiniz oldu mu?

Kesinlikle bizim sadece bir pasaport problemimiz var. Biz Avrupa ülkesi olsaydık, rahatça Avrupa’ya giriş yapıyor olsaydık pek çok Türk futbolcu kesinlikle yurtdışında oynardı. Hem kulüp maçlarında hem de Milli Takım’da oynarken bu futbolcularla karşılaşıyoruz ve hiçbir farkımızın olmadığını görüyoruz. Bizim futbolcularımız da en az onlar kadar iyi.

Size Avrupa Şampiyonası’nda bir futbolcu ya da teknik adam ‘Sen çok iyisin’ dedi mi?

Hırvatistan maçında sakatlığımdan dolayı oynayamamıştım. Maç öncesi yedek kulübesinde otururken Hırvatistan Milli Takımı’nın Teknik Direktörü Biliç 300-400 metre öteden yanıma gelerek ‘Sen çok iyi bir futbolcusun, sakatlanmana çok üzüldüm. Sen şöylesin, böylesin’ dedi. Hoşuma gitti.

Avrupa’da hangi takımda oynamak istersiniz?

Takım olarak bir şey söyleyemem ama İngiltere veya Almanya liginde oynamayı tercih ederim. Şu an Galatasaray ile iki yıllık bir sözleşmem var. Öyle bir şey olursa hiç durmadan giderim.

Ver türküyü kulağıma istediğiniz kadar koşarım

Fizik gücüyle oynayan bir futbolcusunuz. Fiziksel kuvvetinizi tarif eder misiniz? Örneğin bir sahanın etrafını kaç tur koşabilirsiniz?

Türküyü verin, kulağıma takayım, istediğiniz kadar koşarım. Maç oynarken türkü dinleyebileceğim bir alet olsa ya her maçta kırmızı kart görürüm ya da o maçta bir olay yaşanır. Beni acayip etkiliyor. Sezon başında kondisyon ağırlıklı antrenmanlar yaparız, Kalli hoca izin vermiyordu ama diğer hocalar izin verirdi, i-pod’u kulağıma takar, türkü dinlerdim. Herkese de tur bindiriyordum.

Zaten lakabınız türkü baba.

Yeni lakabım acıların çocuğu. Doktorlar bu ismi verdi.

Kimleri dinlersiniz?

Bilmediğim türkü ve türkücü yok ki. Diyarbakır’daki halk ozanını bile bilirim. En çok Mustafa Özarslan, Uğur Işılak, Emre Saltuk.

Sesiniz güzel mi?

Kendi çapımda güzel. Geçen sezonun ikinci yarısında bağlama dersi almaya başladım.

Bir de size ‘Ayıboğan’ diyorlar.

Herhalde biraz iri olduğumdan ve rakiplerle boğuştuğumdan dolayı böyle diyorlar. Bozulmuyorum bunu söylediklerine, iyi niyetle söylüyorlar.

ÖSS iyi geçti ama matematikte sıfırdım

Avrupa Şampiyonası sırasında bir de ÖSS’ye girdiniz. Nasıl geçti sınav?

Çok zor geçti. Çek Cumhuriyeti’nin olduğu sabah saat 08.00’de uyandık, üç saat sınavda kaldık. Sınavım iyi geçti. Sonucu merakla bekliyorum. Sözel soruları yanıtladım, matematikte sıfırım. Bundan evvel üç kez ÖSS’ye girdim, barajı da geçtim ama üniversiteye kayıt tarihlerini kaçırdım. Ya Milli Takım ya da sakatlıklar dolayısıyla yurtdışındaydım.

Nereyi tercih edeceksiniz?

İstanbul ya da Marmara Üniversitesi’nde Spor Akademisi’ne kayıt yaptırmak istiyorum. İleride antrenörlük için çok faydası var.

Vallahi hepsi dedikodu Asena’yı tanımıyorum

Size ‘milli damat’ diyorlar. Asena ile birlikteymişsiniz?

Allah razı olsun sorduğunuz için. Vallahi billahi öyle bir şey yok.

Asena’yı tanıyor musunuz?

Tanımıyorum.

Peki bu dedikodu nereden çıktı?

Nereden çıktığını bilmiyorum, bilsem bu dedikoduyu çıkaranı boğacağım. Öyle bir şey olsa kimseden çekinmeden söylerim.

Evlenmeyi düşünüyor musunuz?

Tabii ki düşünüyorum ama bu zamanda zor gibi görünüyor. Şimdiki zamanda doğru insanı bulmak zor.

Kızlar nasıl ki doğru insanı bulmak zor?

Biraz da görüyoruz. Bizim örf ve adetlerimize uymuyor. Örf ve adetlerden geçtim, kişiliğime uymuyor. Düzgün yaşamalı. Böyle söylüyorum ama belki biz de düzgün değiliz.

Kız arkadaşınız var mı?

Yok.

Anneniz evlenmeye zorluyor mu?

Zorluyor tabii. 10 çocuğu evlendi, bir garibim ben kaldım.

Size kız buluyor mu?

Çok buluyor, şu komşumuzun kızı, bu akrabamızın kızı diye. Ama anneler kızları pek tanımaz. Sadece aileleri tanır; ‘Bak, bu aile çok iyi’ der. Ama kızların nasıl yaşadıklarını bilemedikleri için o yüzden zor.

Hiç aşık oldunuz mu?

Hiç olmadım. Aşk nedir bilmiyorum. 27 yaşına geldim, aşksız gideceğim.

Maçtayken burnumu silmeyi bırakacağım

Saçınıza taç takıyorsunuz.

Sivil hayattayken takıyorum. Saçım gözüme gelmesin diye maçta lastik takıyorum.

Bu bir uğur mu?

Öyle şeylere inanmam. Maçtan önce dua ederim.

Tarzınızı kim belirliyor?

Kendim. Yakışanı giymeye çalışıyorum.

Başınıza kapüşon takıyordunuz. O da mı sizin fikriniz?

Sivasspor’dayken de takıyordum. Sadece takım arkadaşlarım değil, bütün Sivas takıyordu.

Bir de maçta sürekli burnunuzu siliyorsunuz.

Aslında silmiyorum. Sümkürmüyorum ama nefes almakta problem yaşadığım için nefesimi açmak için o hareketi yapıyorum. Maç dışında elim burnuma bile gitmez. Ama artık dikkat ediyorum, azalmaya başladı, bırakacağım bu hareketi. Çirkin görünüyor. Annem bile çirkin göründüğünü söylüyor.

Hasan Doğan bana ‘Aslan yüreklim’ dedi

Hayatını kaybeden Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan ile ilgili hatırladığınız bir anınızı anlatır mısınız?

Golden sonra eşine sarılmasını unutamam. Çek Cumhuriyeti maçından sonra soyunma odasına gelmiş ve bana ‘Aslan yüreklim’ demişti. Beni çok etkilemişti. Bu kadar mütevazı, bu kadar alçakgönüllü olduğunu bilmiyordum. Tanıyınca inanılmaz sevdim. Çok dürüst ve beyefendiydi. Bütün takım gerçekten çok sevdik. O kadar üzüldüm ki… Türk futboluna çok büyük katkıları olacağını düşünüyordum.

Bu kelimeler neyi hatırlatıyor?

Fatih Terim: İmparator.

Galatasaray: Huzur.

Fenerbahçe: Para.

Para: Her şey gibi görünse de öyle bir şey yok.

Skibbe: Hayırlısı olur inşallah.

Aşk: Zor.

Harry Kewell: İyi futbolcu.

Arda Turan: Şovmen.

STAR

Bir Yanıt to “Servet Çetin yeni lakabım ‘acıların çocuğu’”

  1. ismail yıldız 7 Eylül Pazar 2008 22:12 #

    servet abi ben kendimde karslıyım galatasarayın tüm maçlarını takib ediyorum .
    galatasaraydan ayrılmayı hiç düşündünmü. sana hayatında başarılar diliyorum.
    allah sağlık sıhhat versin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: