33 Er nasıl öldürtüldü?

4 Ara

1993 yılında 33 erin silahsız biçimde ölüme gönderilişinin üzerindeki sis perdesi kalktı. İşte Bingöl Katliamı Dosyası

33 Erin Ölüme Gönderildiği 1993 Bingöl Katliamı Dosyası / Bölüm – 1

1993’te PKK ateşkesi ve genel af hazırlığı sırasında Bingöl’de meydana gelen, 33 askerin şehit olduğu katliamı herkesin bildiği, açılan davanın iddianamesindeki raporlarda belirtiliyordu. Raporlar PKK’nın Bingöl’de yol kesip eylem yapacağını, askerlerin ise emre rağmen bölgeye korumasız geldiğini ısrarla dile getiriyordu. İki ay önce ilan edilen ateşkesin bozulması için artık kıvılcım bekleniyordu.

Bundan tam 15 yıl önce 33 silahsız er Bingöl’de yolu kesen PKK’lılarca şehit edildi. Katliam, tüm ülkeyi yasa boğdu. Evlatlarını askere gönderen ailelerin acıları daha büyüktü. Çünkü, çocukları savunmasız, silahsız bir şekilde yola çıkarılmış, adeta ölüme gönderilmişti. Güneydoğu’da PKK’ya karşı sürdürülen savaşta daha önce de şehitler verilmiş, çok sayıda asker hayatını kaybetmişti. Ancak hiçbir ölüm, böyle savunmasız ve böyle önceden haber vere vere gelmemişti.
Katliama duyulan öfke, başlatılan askeri operasyonlar ve öldürülen PKK’lıların sayılarıyla yatıştırılmaya çalışılırken, merak edilen ölümcül askeri hata ve ihmaller ise Askeri Mahkeme’nin açtığı soruşturmayla giderildi. Ama birkaç yıl süren mahkeme sürecinde yargılanan askeri yetkililer tek tek beraat etti. Ancak 33 silahsız erin vahşice katledilmesi kolay unutulamayacak kadar acı ve anlaşılmazdı. Katliamla ilgili her geçen gün, yeni bir bilgi ve belge ortaya çıkıyordu. Taraf, 1993’te gerçekleşen bu kanlı olayın öncesinde ve sonrasında yaşananları yeniden gündeme taşıyor.

İhmal Malatya’da başladı
Elazığ 8. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcısı Hakim Binbaşı İnayet Taş tarafından hazırlanan iddianamede 33 erin şehit edildiği olayda ihmaller zincirinin Malatya’da başladığı vurgulanıyordu. Dağıtıma gidecek olan erler 24 Mayıs 1993’te Malatya İl Jandarma Komutanlığı’nda toplandı. Hepsi sivildi. Dağıtım izinlerini yeni tamamlamışlardı. Üzerlerinde nüfus cüzdanları yerine askeri kimlikleri bulunuyordu. O gün, Malatya İl Jandarma Komutanlığı’ndan 04.55’ten başlamak üzere aynı gün saat 13.00’a kadar on altı ayrı araçla toplam 582 jandarma eri Bingöl İl Jandarma Komutanlığı’na konvoy meydana getirilmeden, eskort nezaretinde olmaksızın ve araçların içine silahlı askerler bindirilmeksizin sevk edildi.

Emirlere uyulmadı

Savcı Taş, Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığı’nın Bingöl ve Elazığ İl Jandarma komutanlıklarına gönderdiği “8 Eylül 1992 gün ve PER: 71/30-15-92/1183” sayılı mesaj emirlerine şöyle dikkat çekiyordu: “Dağıtıma birliğe gelen hiçbir personelin kesinlikle münferit olarak gönderilmemesi, belli merkezlerde toplanacak personelin güvenilir otobüs firmalarından tutulacak otobüslerle zırhlı araç eskort vesaire ile gönderilmesi, oluşturulacak konvoyun üzerinde kritik bölgelerde helikopterlerle kep görevi yaptırılarak emniyetin sağlanması….”

24 saat güvenlik uyarısı

Diğer yandan Jandarma Genel Komutanlığı’nın 9 Eylül 1992 gün ve PER: 7200-24-92/Mrk.Ş sayılı emrine yer verilen iddianamede, “Sevkte kullanılacak vasıta, gidilecek yer, sevk edilen er sayısı ve tehdit durumu gibi faktörlerin dikkate alınarak konvoy teşkil etme, refakatte araç görevlendirme, araç içine personel koyma ve yollarda yirmi dört saat esasına göre gerekli emniyet tedbirlerinin alınması…”  uyarısı dikkati çekmektedir. Ancak, Savcılık, bu talimatlara rağmen yukarıdaki emirlerde bahsedilen konvoy teşkil etme, harekette araç (eskort) gönderme, araçların içerisine silahlı asker bindirme ve özellikle Bingöl il sınırları içerisinde ve çok kritik olan karayolunda bu tedbirlerden hiçbirinin yapılmadığı, keza çok kısa zaman aralığıyla peşpeşe gelen araçların bekletilerek konvoy haline getirilip helikopterle kep görevi yaptırılmamış olduğunun tespit edildiğini vurguluyordu.

Dört gün önceden biliniyordu

Savcı Taş hazırladığı iddianamede 33 erin şehit edildiği PKK eylemi için “Böyle bir olayın yaşanacağını herkes biliyor” tespitini yapmıştı. PKK’nın Elazığ-Bingöl karayolunu keseceğine dair olaydan dört gün önceki tarihli ve birinci dereceden teyitli istihbarat raporu sonradan ortaya çıkmıştı. Bingöl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi, 93/123 sayılı istihbaratı Emniyet Genel Müdürlüğü’ne, İl Jandarma Komutanlığı’na, Güvenlik Komutanlığı’na bildirilmişti. Aynı gün Başbakanlık, Genelkurmay Başkanlığı, MİT müsteşarlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı’na yazının birer kopyası ulaştırılmıştı. Not şöyleydi: “Elazığ’ın Palu ilçesindeki 300 kişilik PKK grubundan ayrılan 150 kişilik bir gurubun Bingöl bölgesine geldiği ve aynı grubun birkaç gün içinde Bingöl-Elazığ karayolunu kesip eylem yapacağı, Bingöl il merkezi ile kendilerine yardımcı olmayan bazı köylere eylemde bulunacağı bilgisi alınmıştır.”

A teyitli istihbarat

Askeri savcılıkça hazırlanan iddianamede bu konuya oldukça geniş bir yer ayrıldı: “Böyle bir olayın yaşanacağını herkes biliyor. Olayın meydana geldiği karayolunun güvenliğinin sağlanmasından sorumlu bulunan Bingöl İl Merkez Jandarma Komutanı Jandarma Yüzbaşı Nevzat Yıldız’ın da tespit edilen beyanlarında Kuruca-Bingöl karayolunda kendilerin tarafından alınan tedbirlerin yeterli olmadığını bildiği, hatta 150 kişilik bir terörist grubunun iki minibüsteki erlerin indirildiği Diztepe mevkiinin çok yakınında bulunan Gökçekanat ve Çevrimpınar köyüne geldiklerini bildiği, bu durumu 21 mayıs 1993 tarih ve İSTH:350-54-93/3396 sayılı yazı ve ekindeki haber bildirme formuyla şöyle bildirmiştir: ‘20 mayıs 1993 günü saat 21 sıralarında 60 kişilik bir PKK grubunun Bingöl İl Merkez Jandarma Bölük Komutanlığı’na bağlı Kırkağıl köyüne geldiklerini, burada kısa bir propaganda yaptıktan sonra Gökçekanat köyü Manço deresi mevkii istikametine gittiklerini, duyumun kaynağının güvenilir ve haberin doğru olduğu anlaşılmıştır.’

Adım adım gelmişler

‘23 Mayıs 1993 tarih ve İSTH: 3520-208-93-3405 sayılı yazı ekindeki haber bildirim formunda da Kuruca Jandarma Karakol Komutanlığı elemanlarınca 22 Mayıs 1993 günü elde edilen duyumda ‘Son bir haftadan beri PKK’ya mensup silahlı bir grubun Çiyarettepe, Medertepe, Teçirtepe ve Ermurtağ Deresi’ni takiben Kırkağıl köyüne indikleri, son olarak 21.05.1993 günü köylülerden beş çuval ekmek topladıkları, aynı dere istikametini takip ederek Nedertepe’de mevzilendikleri, haber kaynağının güvenilir ve haberin doğru olduğu…’ bilgisinine yer verilmiştir.”

Bile bile sevkiyat

İddianamede, olaydan bir gün önceki istihbarat bilgisine de yer verilerek, 130 kişilik PKK’lı bir grubun yolun kesildiği yere 1-7 kilometre mesafedeki Gökçe kanat ve Çevrimpınar köylerine geldiklerinin anlaşıldığı, örgüt mensuplarının Bingöl ilinin çevre illerle karayolu bağlantıları üzerinde yoğun eylem planladıklarını ve bu yollar üzerinde kontrolü ele geçirmeyi amaçladıklarının bildirildiği halde, Malatya İl Jandarma Komutanlığı’ndan 24 Mayıs 1993 günü, 16 araçla 582 jandarma erinin Bingöl’e konvoy meydana getirilmeden, eskort olmaksızın ve her aracın içerisine silahlı askerler bindirilmeksizin sevkiyatın yapıldığının altı çizilmişti.

Yeşil de aynı gün, aynı yolda
24 Mayıs 1993’te, yani katliamın yapıldığı Bingöl Elazığ yolunun bir başka yolcusu daha vardı: JİTEM elemanı Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’dı bu kişi. Yeşil’in, aynı gün Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kuşkulu bir şekilde öldürülen MHP ilçe başkanı Hadi Ari’nin cenazesine gittiği iddia edilmişti. Dönemin Asayiş Kolordu Komutanı Necati Özgen, PKK’nın yolu Genç’te öldürülen MHP il başkanının cenazesine gidenleri öldürmek için kestiğini savunmuştu. Gazeteci Saygı Öztürk’ün “33 Kurşun” adlı kitabında, Yeşil’in bölgedeki üst düzey komutanlara “PKK’yı basıp ateşkesi bozalım” dediğine dikkat çekiyor.,

PKK’ya enformasyon iddiası
Bingöl’de 33 erin şehit edildiği günlerde PKK tek taraflı ateşkes ilan etmişti. PKK lideri Abdullah Öcalan, 1993 martında yanına Celal Talabani’yi de alarak tek taraflı olarak silahları susturduğunu açıklamıştı. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Talabani aracılığıyla Öcalan’dan silahlı mücadeleye son vermesini istediği daha sonra ortaya  çıkacaktı. Genel bir affın hükümetin gündemine getirildiği günlerde Bingöl’den gelen katliam haberi af ve barış umutlarını gündemden silecekti. Öcalan, askeri bir yetkilinin İmralı’da kendisine 33 er olayının çözümü engellemek için tertiplendiğini iddia ederek “Ateşkes ilan etmiştik, o hafta çok önemli gelişmeler olacaktı. Bingöl’deki bir gruba yanlış bir enformasyon verilmiş” dedi.

Barışa hiç 24 Mayıs 1993’teki kadar yaklaşılmamıştı. Asker bile genel af istiyordu. Ertesi gün katliam oldu, herşey tersine döndü. 15 yılda binlerce insan öldü, ölüyor.

Generaller ‘af’ dedi
Doğan Güreş’in Genelkurmay Başkanı olarak katıldığı 24 Mayıs 1993 tarihli Milli Güvenlik Kurulu bildirisinden: “Eylemlere katılmış ama kan dökmemiş PKK’lılar teslim olursa haklarında hiçbir kovuşturma açılmamalı. Ötekiler için de bu anlayış çerçevesinde gerekli düzenlemeler yapılmalı.”

Demirel bile hazırdı
Özal ölmüş, Demirel cumhurbaşkanlığına seçilmişti. 25 Mayıs 1993’te ilk kez bakanlar kuruluna başkanlık edecekti. Hükümetin gündeminde bir gün önceki MGK bildirisi, yani genel af kararı alınması vardı. Ama Bingöl’den katliam haberi geldi. Aranan komplo bulunmuş, 33 asker şehit olmuştu.

Katliama gönderdiler
O katliamdan yaralı kurtulup felç kalan Erdal Özdemir anlatıyor: “Bizi tek koruma vermeden, silahsız Bingöl’e gönderdiler. Kendim gideyim daha güvenli olur, diyenleri dayakla tehdit ettiler.” Ve bunu yapanların hiçbiri tek gün ceza yemedi.

33 kurşun JİTEM’ciden mi?
Bingöl’de 33 erin şehit edildiği kanlı olaydan hemen sonra Elazığ 8. Kolordu Askeri Mahkemesi savcısı Binbaşı İnayet Taş, ihmali olduğu gerekçesiyle aralarında Elazığ ve Bingöl il jandarma komutanlarının da bulunduğu yedisi üst düzey komutan sekiz kişi hakkında soruşturma başlattı. Haklarında görevi ihmal ve büyük zarar doğuran emre itaatsizlik suçlamasıyla dava açılan komutanlar arasında daha sonra JİTEM’ci olarak adını sıkça duyuracak olan Elazığ’ın Kovancılar İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Zahit Engin de bulunuyordu. Yargılama sonucunda sanıklar önce bir yıl üç ay arasında hapis cezasına çarptırılmalarına karşın Askeri Yargıtay’a giden dava altı yıl sonra sanıkların beraatine karar verilerek kapatıldı. Askeri Yargıtay’ın gerekçeli kararında yanlış uygulamanın Malatya’da başladığına dair özel bir not düşülmesine karşın, sorumluları davaya dahil edilmedi.

Yanlış uygulama Malatya’da başladı

Askeri Yargıtay’ın 1999’daki gerekçeli kararında şunlara yer verildi: “Mahkememizce yanlış uygulamanın Malatya kontrol noktasından başladığı kanaatine varılmıştır. Çünkü Malatya-Elazığ karayolunun güvenli olması ve bu nedenle konvoy teşkil edilmeden araçların münferiden yola çıkarılmaları şeklindeki savunmanın haklı bir gerekçesi bulunmamaktadır. Çünkü bu araçlar, karayolu Elazığ’a kadar güvenli olsa dahi daha riskli bölgelerden geçeceklerine göre tedbirlerin Malatya’dan itibaren alınması icap ederdi. Ancak böyle bir tedbire başvurulmamış olması bu kadar yoğun sevkiyat yapılacağından haberdar olan Elazığ İl Jandarma Komutanlığı’nın sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.”

‘İzahtan yoksun suç’ saptaması

Askeri Mahkeme, sanıkların ihmallerini “Her türlü izahtan yoksun emre itaatsizlik suçu” olarak tanımladı: “Malatya İl Jandarma Komutanlığı’ndan sevk edilen dağıtım erlerinin terör örgütünün tehdidi altında bulunan Kovancılar ve Karakoçan ilçeleri sınırında kalan ana kara yolunda da bu karayolunun devamı olan Kuruca-Bingöl arasında yukarıda açıklanan emirlerin kendilerine ulaşmasına rağmen ve özellikle Bingöl İl Jandarma Komutanlığı’nın bu emirler haricinde teröristler için hayati bir önem taşıyan Bingöl karayolunda eylemler planladığına dair, keza teröristlerin olay yerinde bulunduklarına dair önceden duyum almalarına rağmen daha önceki bölümlerde içeriği açıklanan müteaddit emirlerin gereğinin karar ve icra makamı durumunda bulunan Elazığ İl Jandarma Komutanı Albay Hüseyin Yılmaz, Harekat ve Asayiş Şube Müdürü Yarbay Sedat Şenoğul, Kovancılar İlçe Jandarma Komutanlığı, neticesi itibariyle her türlü izahtan vareste olan büyük zararlar meydana getiren emre itaatsizlik suçunu işledikleri, olay günü Baskil İlçe Komutanlığı’nda telsizci olarak görevli bulunan Bekir Sani Alp’in de il jandarma komutanlığına durumu iletmemek suretiyle memuriyet görevini ihmal ettiği iddiası ve yukarıda isimleri yazılı subay sanıkların müsnet büyük zararlar doğuran emre itaatsizlikte ısrar suçundan eylemlerine uyan suçlardan cezalandırılmaları talep edilir.”

Duruşmalar gizli yapıldı

İhmalleri bulunduğu gerekçesiyle askeri personel hakkında açılan dava 1993 yılının temmuz ayında başladı. Askeri savcı, mahkemeden duruşmaların yapılmasını talep etti. Sanıklar ise duruşmaların açık yapılmasını istedi. Bu talep üzerine mahkeme heyeti duruşmaların gizli yapılmasına karar verdi.

Hapis cezası verildi

Duruşmalar sonucu zanlılara 1 ile 1.5 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi. Ancak, taraflar kararı temyiz etti. Çeşitli aşamalardan sonra Yargıtay değişik bir gerekçeyle kararı bozdu.

Askeri Yargıtay’dan beraat

Askeri Yargıtay sanık Albay Hüseyin Yılmaz ve arkadaşları hakkında beraat kararı verdi. Beraat kararının gerekçesini ise şöyle açıkladı: “Sanık Hüseyin Yılmaz büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de eyleminin memuriyet görevini ihmal şeklinde vasıflandırmasının gerektiği, ancak bu suçun da sübuta ermediği kanaatine varıldığından beraatına; Sanık Özcan Yarat’ın da beraatına, Askeri Yargıtay yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.”
Bu hüküm taraflarca temyiz edilmediğinden 10 Şubat 1999’da kesinleşti ve dava dosyası da böylece kapanmış oldu.

İtirafçıların TİM Komutanıydı
JİTEM’ci Zahit Engin, Diyarbakır’da JİTEM merkezi olarak bilinen Saraykapı’daki merkez ilçe jandarma komutanlığında görev yapıyordu. JİTEM’de itirafçıların da aralarında bulunduğu grupta Tim komutanıydı. İtirafçılar Adem Yakın, Muhsin Gül, Abdülkadir Aygan, Mesut Memetoğlu, Saniye Emlük (Alataş), Kemal Emlük gibileri emrindeydi. Muş HEP İl yöneticisi Harbi Arban, İlyas Eren, Fikri Özgen (79) ve itirafçı Muhsin Gül cinayetlerinde yer aldığı iddia edildi. İtirafçı Abdülkadir Aygan, Engin ile ilgili şu itiraflarda bulunmuştu: “TİM komutanı Yüzbaşı Zahit Engin emrindeki rütbelilerle birlikte dur durak bilmiyordu. Hergün tanımadığımız insanlar, gözleri ve elleri bağlanarak beyaz Toros arabalarla Saraykapı’ya getirilip hücrelere atılıyordu. Bu insanların çığlıkları en hain Kürt”ü bile çileden çıkarmaya yeterdi. O tarihlerde azılı faşist Zahit Engin’in timi durmadan Kulp bölgesine gidiyor ve insanları avlar gibi tutup getiriyorlardı. Diyarbakır merkezinde de gündüz gözüyle yurtsever insanları ‘PKK’lı terörist’ suclamasıyla ölüm hücrelerinde boğuyorlardı.” Zahit Engin’in adı, Albay Ali Öz ile birlikte son olarak 11 tutuklu ve hükümlünün öldürüldüğü Ulucanlar Cezaevi Operasyonu’nu davasında geçiyordu. Engin, Elazığ başta olmak üzere Güneydoğu’da pekçok kentte görev yapmıştı.

MGK’dan katliam günü af bildirisi
33 erin şehit edildiği 24 Mayıs 1993’teki siyasi iklim oldukça dikkat çekiciydi. Aynı gün MGK bir af bildirisi yayınlamıştı. O günün siyasi atmosferine dair Kürt aydını Ümit Fırat’ın arşivinde şu kısa bilgiler not edilmişti:

24 Mayıs 1993 tarihli MGK Bildirisi:

“Güneydoğu’da ve ülkemizin diğer köşelerinde huzur ve güvenin önemli şekilde korunduğu tespit edilmiştir. Alınan güvenlik tedbirlerine ilaveten, Güneydoğu’da iç barış ve istikrarın sürekliliği için toplumsal hoşgörüye uygun olarak, özellikle Olağanüstü Hal Bölgesi’nde terör örgütüne katılmış olup da, kan dökülmesi eylemlerine girmemiş kişilerin gelip teslim olmaları halinde, haklarında kovuşturma yapılmamasına ve diğer terör örgütü mensuplarının durumlarının da bu anlayış içinde ele alınarak, gerekli düzenlemelerin yapılmasını hükümete bildirmeye karar vermiştir.”

Kürdistan Komitesi’nden bir yetkili,

“PKK gerillalarının bu koşullarda dağdan inmesi beklenmemelidir… Kararın, kendileri açısından tatminkar olamadığı, …… Hükümet, PKK’ye af mı getirdi yoksa, bu siyaseten gol atma amacı taşıyan bir karar mıydı?” (Cumhuriyet, 25 Mayıs 1993)

Bingöl – Elazığ Karayolu 3 ayrı yerden kesildi. 33 asker 2 sivil olmak üzere toplam 35 kişi öldürüldü. “Eylemi gerçekleştirenler Amed eyaletimizin, Şehit Hebul ve Şehit Ayhan taburlarıdır.” (KURD-HA, 25 Mayıs, 1993)

Abdullah Öcalan,

“Eylemin misilleme amacıyla kendilerince yapıldığını…” belirterek, “Barış istiyorlarsa bunun için hala vakit vardır. Ateşkese ilişkin politikalarımız hala geçerli olup devam etmektedir…”   (Özgür Gündem 26 Mayıs 1993)

“Tüm olumsuz gelişmelere rağmen ve son eylemin uyarıcı niteliğini de göz önüne alarak, ateşkesi biraz daha uzatıyoruz. Ateşkesin sürmesi ve son olay gibi olayları engellemek için, Genelkurmay’dan bir yetkili gelsin, görüşelim. Yani bu konuda makul çözümler geliştirmekten kaçmıyoruz. Karşı taraf, ‘duymadık, bilmiyoruz, görmüyoruz’ diyor…” (Özgür Gündem, 27 Mayıs 1993)

8 Haziran 1993 Lübnan basın toplantısı,

“Ateşkesin muhatabını belki de Sayın Özal olarak görüyorduk. Özal’ın ani, acı ölümü bu süreci etkiledi. Bizimle en kapsamlı savaşı yürüten Özal’dı. Buna rağmen sorunun , bastırma, askeri yolla çözümlenemeyeceğini anlamıştı… Haberim olsa taktik önerirdim…Benim söylediğim gibi planlamam da olmamıştır. Bu biçimiyle gelişmesini ben de anlamlı bulmadım. Biraz erken ve geniş hacimli olarak değerlendirdim.” (Özgür Gündem – Hürriyet – Cumhuriyet, 9 Haziran 1993)

‘Bingöl olayı soruşturuluyor’

PKK Genel Sekreteri Abdullah Öcalan’ın, Bingöl’de 33 askerin öldürülmesiyle sonuçlanan eylemle ilgili soruşturma başlattı. (Özgür Gündem, 10 Haziran 1993)

11 Haziran 1993 günü Bakanlar Kurulu 483 sayılı Af Kararnamesi çıkarttı.

Kaynak: Kurtuluş Tayiz/Taraf Gazetesi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: