ÜMİT KOCASAKAL

11 Kas

Ümit Kocasakal

STALİNİST DARBECİ BİR BARO BAŞKANI

Biliyorsunuz Ümit Kocasakal dünyanın en büyük barolarından biri olan İstanbul Barosu’nun Başkanı oldu… Kendisini tebrik ederim. İstanbul Barosu avukatlarının demokratik iradesi bu yönde tecelli etmiştir, herkes saygı duymalıdır; İstanbul Barosu’nun zihniyet geleneğine uygun bir isimdir… Türkiye’deki egemen avukat zihniyetinin iyi bir ortalamasını temsil etmektedir Ümit Kocasakal…

Kendisiyle şahsen de tanışırız. Zaten bu yazıda o tanışmadan ilginç bir anekdotu sizlerle paylaşacağım… 2009 yılında CNN Türk’te Reha Muhtar ile Çok Farklı programının danışmanlığını yapıyordum… Haftanın her günü olan bir programdı, hemen her güne farklı bir sohbet/tartışma formatı oturtmaya çalışıyorduk. O formatlardan biri Beş Farklı Eğilim formatıydı… Liberal/ sosyalist/ Kemalist/ milliyetçi/ İslamcı görüşlere mensup beş isim gündemdeki konuları yorumluyorlardı. Kemalist olarak genelde Cumhuriyet yazarları çağırılıyordu… Reha Muhtar ise farklı, akademiden bir isim olsun diyordu, Kocasakal’ı ısrarla ben önermiştim. Reha, Kocasakal’ı hiç tanımıyordu, kim bu adam diyordu… “Göreceksin tam Kemalist tanımına uygun bir isim, o duyarlılığı tam temsil ediyor” dedim. Bir diğer danışman olan dostum Ahmet Tulgar da sosyalist kontenjanından “genel başkanım” diye hitap ettiği Ufuk Uras’ı getirmişti…

Program keyifli ve tartışmalı geçti, ama size esas aktaracağım olay programdan sonra yaşandı. Program sonrası gece yarısı, diğer konuklar ve çalışanlar gitti, CNN Türk’ün bekleme odasında beş kişi, Reha Muhtar, Ahmet Tulgar, Ufuk Uras, Ümit Kocasakal ve ben sohbet etmeye devam ettik… Uras ile Kocasakal arası tartışma epey hararetlendi, bir şekilde konu Stalin’e geldi, Uras Stalin ve Stalinizmi –doğal ve insani olarak- olumsuz anlamda kullanarak konuşuyordu, birden Kocasakal karşı çıktı ve Stalin’i savunmaya başladı. Hepimiz donduk kaldık, Kocasakal “Stalin’i da anlamak lazım” diye söze başladı, dünya tarihinin gördüğü en kanlı diktatörü, 31 yıl boyunca milyonlarca insanı katletmiş bir adamı son derece soğukkanlı biçimde savunuyordu Kocasakal. İstanbullu hukuk adamlarının şu anki başkanı olan Kocasakal hukuk kavramına milyon kere tecavüz etmiş bir zihniyeti savunmaktan çekinmiyordu…

Ufuk Uras bu savunuları duydukça daha da çok öfkelendi, oradan konu Ergenekon soruşturmasına geldi. Ufuk Uras Genelkurmay içinde seçilmiş sivil demokratik hükümeti devirmek isteyen cuntaların olduğunu, bunu devlet içinde herkesin bildiğinden bahsetti, somut bazı şeyler aktardı, darbecilerin yargılanmasının ne kadar hayati önemde olduğunu söylüyordu, tam o sırada çiçeği burnunda Baro Başkanından “inanılmaz” bir salvo daha geldi… Demokrasi kavramının “ilericilik” açısından tartışılması gerektiğini ifade etti Kocasakal ve bombayı patlattı “Açık söylüyorum bana şu an sorsalar, şu anki AKP hükümeti mi yoksa bir askerî darbeyi mi tercih edersiniz, ben darbe hükümetini tercih ederim”… Ortalık yeniden alevlendi, Stalin tartışmasına hafiften müdahil olan Ahmet Tulgar da bu noktada dayanamayıp patladı, Ufuk Uras ise artık isim isim darbecilerin yaptıklarını saymaya başladı… Reha Muhtar ise muzip biçimde program sonrasında da moderatörlüğe devam ediyordu o ortamda…

Bu olayı bugüne kadar –içerdiği bütün vahametine rağmen- yazmadım ve yazmayı düşünmedim, böyle ekran-dışı rahat ortamlarda insanlar daha bir rahat dökülürler, içleri dışları bir olur. Sonra Kocasakal alanında tek değil, birçok Kocasakal’a benzer isim –özellikle AK Parti’nin askerî darbeyle devrilmesini isteme noktasında- farklı hislerde değil. Bu Türkiye’nin hakiki demokratları için bilinmeyen bir şey de değil…Fakat Kocasakal bugün Türkiye’nin en büyük barosunun başında, çok önemli bir “kamusal figür” artık. Dolayısıyla “kamu yararı” gerekçesiyle bunları yazmam gerekiyordu İstanbul Barosu Başkanı’nın Stalinizm’i ve askerî darbeyi alenen savunduğuna Reha Muhtar, Ahmet Tulgar ve Ufuk Uras da birebir tanık. Yazıyı yazmadan önce Ahmet Tulgar’la da konuştum, her şeyi o da aynen hatırlıyor, Ufuk Hoca’yı da aradım ama ulaşamadım. Reha’yı ise aramadım, muhtemelen “Aman beni bu işin içine karıştırma” falan der, telaşlanır diye… Yoksa yanılıyor muyum? Bu olayın birebir tanığı Reha Muhtar acaba bu konuda ne diyecek? Hukukun üstünlüğüne dair çok önemli bir yerin başına gelen kişi alenen bir askerî darbeyi ve zalimler zalimi diktatör Stalin’i savunmuşsa ve siz buna tanıksanız “Ben etliye sütlüye bulaşmayayım, Erman ile Ahmet’i modere etmek bana yeter” demek oportünist bir tavır değil midir? “Biz devrimlerden geldik” diyen, özgürlükçü-sosyalizme inanan bir kişiye “oportünizm” yakışır mı? Rha Muhtar’ın tavrı bunu gösterecek…rasim.ozan@hotmail.com

RASİM OZAN KÜTAHYALI / TARAF

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 64 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: