İSRAİL KONUSUNDA BİR TEK KÖTÜ BELGE YOK!

30 Kas

sedat laçiner

Sedat Laçiner Wikileaks’in açıkladığı belgelerle ilgili komplo teorilerini Bloomberg HT’de Gülin Yıldırımkaya’ya anlattı:

Acaba Türkiye’de de böyle konuşmalar oluyor mudur? Bizim diplomatlarımız, dışarıdaki büyük elçilerimiz o ülkelerle ilgili bir takım raporlar geçiyor mudur? Yoksa Amerika’ya mahsus mu dış işleri görevlileri tam bir casus gibi kullanılmış burada gördüğümüz kadarıyla her türlü raporlama yapmışlar, bu dünya diplomasisinde var mı?

Wikileaks gibi bir olay dünya diploması tarihinde hiç olmadı. İlk defa bu kadar çok belge, bilgi aleni hale geldi, burada da herhalde sistemi çökertme çabası söz konusu diye düşünüyorum. Çünkü baktığımız zaman tüm dünyadan neredeyse eşit miktarda belge sızdırılmış. Tabii bazı ülkeler ve şehirler Ankara ve Tokyo örneğinde olduğu gibi yedi bin belge ile ön plana çıkıyor. Ama onun dışında Güney Amerika’daki en küçük başkentlere kadar bin- iki bin belgenin sızdığını görüyoruz. Bu da tek tek buralara sızmayla mümkün olacak bir şey değil, belli ki bir bilgisayar sistemi ile girilmiş ve o bilgisayar sisteminden bilgiler dışarı toplu halde aktarılmış. ‘Türkiye’nin böyle bir bilgisayar sistemi var mıdır?’ diye sorarsanız, eğer böyle bir sistemimiz varsa açıkçası şaşırırım.

Bütün bunlar bizim için birden avantaja dönüştü!

Tabii bir yönüyle baktığınızda sistemin ilkelliği de avantajdır. Çünkü Dışişleri Bakanlığı yeniden yapılanma sürecini yaşıyor, hem insan hem de teknik alt yapıyı değiştiriyor. Bugün dışişleri Bakanlığı’nda gidin 1960’larla ilgili bir bilgi ararsanız bulmak mümkün değil. Hatta geçmişte şöyle trajikomik olaylara şahit oldum: Dışişleri Bakanlığı kendi arşivinde aradığı bir bilgiyi bulamayınca, başka ülkede bir kopyası vardır diye garip arayışların içine girdiği örneklerle karşılaştım.

Başka ülkelerden de talep ediyoruz öyle mi?

Pek belli etmeden alınmaya çalışıldığını biliyorum. Ege Denizi ile ilgili bir krizde böyle bir şeyin yaşandığını hatırlıyorum. Türkiye Cumhuriyeti diplomatlarının bu kadar yoğun bir yazı yazma alışkanlığı yok. Çünkü ABD kadar geniş bir insan gücüne ve teknik alt yapıya sahip değiliz. Amerika’nın Ankara’daki elçiliğinde sadece medyadan sorumlu bir kişi vardır, sadece siyasi partilerden sorumlu bir birim vardır, sadece derneklerden sorumlu bir birim vardır yani aklınıza gelebilecek en önemli konularda Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nda mutlaka birilerini bulursunuz. Bu çok büyük bir avantaj ve onlar kendi alanlarında bilgileri merkeze aktarıyorlar. Ondan dolayıdır ki sadece Ankara hakkında sekiz bin belge çıkıyor. Sekiz yılda sekiz bin belge demek, her yıl Washington’a Türkiye üzerinden bin tane belge aktarılmış demektir. Bunlar sadece dışarı sızanlar ki bunların dışında belge olup olmadığını bilmiyoruz. Ankara’nın bir elçiliğinin bin tane belgeyi dışarıya geçmesi çok düşünülebilecek bir şey değildir, genellikle de geçen bilgiler ‘açık bilgi’dir. Bir kısım belgeler de oradaki elçilikler eski bir alışkanlıkla gazeteleri keserler, fotokopi çekerler, faksa koyup Ankara’ya gönderirler.

Çok gizli belgeler için elden teslim yöntemi mi kullanılıyor?

Biz de çok fazla gizli şey olmuyor. Bunun bir zihniyet sebebi var. Çünkü biz de tehdit bugüne kadar genelde içeride aranmış, ‘elin İngiliz’i Türkiye’ye ne gibi bir tehdit oluşturabilir ki?’ veya ‘Amerikalı’dan Türkiye’ye tehdit mi olur?’ gibi bir anlayış, ‘bize düşman yine bir Türk’tür.’ Biz şu ana kadar bütün tehdit algılamalarımızı Aleviler, Kürtler, dindarlar vb. şeklinde kendi içimizde arayıp, kendi kendimize vuruştuğumuz için bizim istihbarat servisimizde, Dışişleri Bakanlığımız da, Savunma Bakanlığımız da dört gözünü Türkiye içerisine çevirmiştir, içeride tehdit aramaktadır ve bütün sıkıntı buradan kaynaklanmaktadır. Türkiye’nin böyle konuşmalarının piyasaya düşmemesinin bir olumlu sebebi de şudur: Türk Diplomatları da, siyasetçileri de gerçekten samimi insanlar ve dışarıda izledikleri politikalara mahkum insanlar. Amerikan Başkanı çıkıp barıştan bahseder, demokrasiden bahseder, Orta Doğu’ya demokrasi getirmekten bahseder, Türk Siyasetçisi de bu tür cümleler kuruyor fakat Türkler samimi olarak kuruyor. Türkiye barışa ve istikrara mahkum bir ülke ve Türkiye için Orta Doğu’da, Balkanlar’da, Kafkaslarda barış, istikrar, demokrasi bir seçim değil. Bunu naif de bulabilirsiniz ya ‘da böylesine kirli bir dünyada bu kadar samimi, içi dışı bir olmak iyi bir şey mi?’ Türk diplomasisi bu insanlara emanet ama gördüğümüz onlarca yıldır cumhuriyet tarihi boyunca Türk diplomatları ve siyasetçileri içi dışı bir politika izlediler.

Dediğim gibi Türkiye belgeleri için gizli belgeyle açıkta konuşulan arasında pek bir fark yok. Mesela PKK ile ilgili belgeleri ben göremedim, belli ki yeni çıkacak belgeler var. The Guardian olsun, New York Times olsun aldıkları belgelerin tamamını internete yüklememişler, sadece en önemli gördüklerini koymuşlar. New York Times anladığım kadarıyla Amerikan Yönetimi ile anlaşma yapmış, kendisinden bazı isimleri ve belgeleri yayımlamaması talep edilmiş onlarda yayımlamayacaklarını söylemişler. İşte Türkiye ile ilgili diğer bilgiler bunun içerisinde midir bilemiyoruz. Fakat diğer tarafta beş tane gazeteye Wikileaks tarafından sızdırıldı. İspanyollar, Almanlar, Fransızlar bunu sızdırır mı bunu bilemiyorum.

Mutlaka bir kişiden fazla kişinin eline geçtiğine göre illa ki bir yerden sızacak diye de bakabiliriz.

Çok tehlikeli belgeler varsa Amerikan yönetiminin Le Monde veya The Guardian ile anlaşması zor değildir. Ne kadar muhalif olursa olsun bu ülkelerde basın bizdeki gibi kaotik değildir. İnsanlar kafasına göre belgeleri yayımlamazlar. Bir oto sansür vardır, ikincisi de devlet ile basın arasındaki ilişki belli noktalara geldiği zaman, belli kurallara tabidir. Benim şüphe duyduğum bir diğer hususta ‘ acaba Wikileaks ile Amerikan yönetimi arasında da bir anlaşma oldu mu, olmadı mı?’ Çünkü çıkan belgelere baktığım zaman, medyada özellikle İran ile ilgili belgeler çok sansasyon yaratmış gibi yansıtılıyor. Fakat baktığımda Amerika aleyhine hiçbir şey yok. Suudi Arabistan Kralı Amerikalılar’a demiş ki: ‘ İran’a gidip vurun, yılanın başını küçükken ezmek gerekir.’ Ürdünlü senato başkanı demiş ki: ‘ İran’ı bombalamanız lazım, İran’ı bombalamazsanız nükleer silahla yaşarsınız.’ Bunların hiçbiri Amerika’nın zararına şeyler değil. Bir de insanlar: ‘İran konusunda böyle düşünen sadece Amerika değil, körfezde böyle düşünüyor, Türkiye bile bu ülkelerle kıyaslandığında marjinal kalıyor’ diyecekler. Hatta Amerika belgeler içerisine seçse bir şeyler yerleştirmek istese bunları yerleştirirdi. Bir diğer ilginç nokta, İsrail konusunda bir tek kötü belge yok sadece Netanyahu ile ilgili hoş adam ama hiçbir zaman lafını tutmuyor gibi bir ifade var.

O zaman bu da yine çok ciddi bir komplo teorisine dönebilir. Belki de Amerika’nın kendi kendine ortaya çıkardığı, özellikle yaptığı, kim bilir ne amaçla yapılmış bir şey de olabilir mi?

Özellikle yapıldığı kanaatinde değilim. Amerika’nın iç hesaplaşmalarından da çıkmış olabilir. Bazılarının söylediği Çin’in bu belgelerin dışarı çıkmasına yardımcı olduğu, hatta geçen hafta bir dedikodu vardı, dedikodunun ötesinde Amerika yönetimi Çin’i protesto etti. Çünkü bütün dünyadaki internet yayınlarının akışının %25’i birkaç saatliğine Çin’e kaydı. Bütün bilgiler önce Çin’e uğruyor, oradan yeniden varacağı noktaya gidiyor. Bu bir tür küresel hacklemedir, küresel korsanlık gibi bütün bilgileri kendi üzerinizden geçiriyorsunuz. Amerikalılar dedi ki bunun içerisinde Pentagon’da var, Beyaz Saray’da siz bütün bilgilerimizi bir anda çektiniz sonra geri bıraktınız. Bütün şüpheler şu anda Çin üzerinde yoğunlaşıyor. Hatta Çin polit bürosunun ‘google’ üzerinde çalışma yapılmasına yönelik bazı emirler verildiği söyleniyor. Çin yapmış olabilir mi? Olabilir, çıkan belgelere baktığımızda Çin ile ilgili çok da belge yok ayrıca belge çıksa bile Çin’i rahatsız etmeyecek ama Amerika’yı rahatsız edecek belgeler de olabilir. Çin bir şüpheli olarak karşımızda duruyor ama çıkan belgelere baktığımda ben ne İsrail’i ne de Amerika’nın temel politikalarını rahatsız edici bir şeylerin olmamasını Amerikalılar’ın bir anlaşma yapmış olmasına, İsrailliler’in evvelinden önlem almış olmasına bağlıyorum. Hatta yanılmıyorsam Netanyahu açıklamadan iki ya da üç gün önce çıkıp ‘belgelerin odağında İsrail olmayacak’ dedi. Belgelerin odağında İsrail’in olmayacağını nasıl bilmiş oluyorsunuz? Ya bu belgelerin medya grubuna daha önceden gitmiş olması gerekiyor ya da bir şekilde siz belgeleri elde ettiniz.

İkinci olasılık gerçekse, bunu Çin yaptıysa, Çin neden böyle bir şey yapıyor sizce?

Çin’in buradaki amacı ne?

Amerika’ya zarar vermek herkesin amacıdır. Bunu Rusya da yapsa garipsememek lazım, Çin de, Venezüella da, İran da yapsa garipsememek lazım. Çin, teknoloji konusunda son derece büyük bir dev ve bazı kolaylaştırma faaliyetlerinde bulunmuş olabilir mi? Olabilir, Amerika’nın zor duruma düşmesini temin etmek için bu yapılmış olabilir. Çünkü 1960’larda- 70’lerde böyle bir şey yapılmış olsaydı Amerika’yı çok etkilemeyebilirdi. Ama bugün geldiğimiz noktada henüz bazı belgelerin açıklanmadığını tahmin ediyorum, o belgelerin açıklanması ile eğer gerçekten tahmin ettiğimiz kadar kötü olur ise Amerika’nın ilişkileri temelden değişebilir. Mesela belgenin bir tanesinde Amerikalılar’ın PKK’ya yardımda bulunduğu Amerikalılar’ın kendi ifadesi ile belgelenirse Türk-Amerikan ilişkileri gerçekten orta vadede düzelemeyecek şekilde bozulur. Zaten bozuk ilişkiler şimdi benzeri durumları başka ülkelerle de yaşayabilir. Birde şu anda ABD’nin sendelediği bir dönemdeyiz, tek süper güç edebiyatı günümüz için pek bir anlam ifade etmiyor. ABD 1960’ların sonundan bugüne doğru azalan bir güce sahip, bu bütün herkesin az çok üzerinde mutabık olduğu bir konu, ABD süper güçlüğünü muhafaza edebilecek mi, edemeyecek mi? Irak’ta çok ağır bir şekilde sendeledi şimdi Afganistan’da sendeliyor. O anlamda da gelebilecek her darbe Amerika’ya çok büyük zararlar verebilir ama şu ana kadar ki belgelere baktığımda Amerika işi iyi kotarmış gibi görünüyor ya da Wikileaks’çiler önden bir aperatif gibi bizi daha büyük bir yemeğe de hazırlıyor olabilirler. Bunlar ön bilgiler, şimdi magazin bitti şimdi ciddi bilgiler derler mi? Derlerse işte o zaman Amerika’nın bu belgeleri engellemekte ne kadar başarılı olup olmadığını o zaman anlayacağız.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: