Arşiv | Aktütün karakolu baskını RSS feed for this section

Gizli Komitelerin yeni ikna yöntemi

10 Kas

Prof. Nevzat TARHAN

İslamofobisi olan askeri ve sivil bürokrasi yeni yöntemler geliştirmeye başladılar. Başbakanımız da tuzağa düştü.

Birinci olay Manisa’da yaşandı. 40 yaşın üstündeki başörtülü asker aileleri törenlere alınmaya başlandı. Ama Manisa’da askeri törendeki tutum çok yüz kızartıcıydı. Başörtülülere baskı ve ayrımcılık maalesef devam ediyor. Başörtülü asker annelerinin teller arkasında yere çökmüş zavallı halleri insaf ve vicdan sahiplerini hiç rahatsız etmiyor mu?!

Not: İslamofobi tıbbi bir niteleme değil sosyal bir tanımlamadır. Tedavi edilmez, sosyal tepkilerle düzelir. Başörtülü anneler pısırık pısırık tel örgü arkasında oturacaklarına Zenci Rosa Parks gibi haklarını arasalar mesele bu kadar uzamazdı.

İkinci olay başbakan ve bakanların bir ziyareti… Eğirdir Dağ ve Komanda Okulu’nda başarılı bir komanda eğitimi verilmektedir. Bunu Bakanlar Kurulu’nun görmesi çok yerinde oldu. Okumaya devam et

Çakma karakollar, nihayet toki’ye devredildi

2 Kas

Derme çatma sınır karakollarından kurtulmak için nihayet TOKİ formülü kabul edildi.
Başbakan’ın talimatı ile Doğu ve Güney Doğu’da yüksek güvenlikli karakollar yapılacak.

Aktütün Karakolu’na yönelik terörist saldırının ardından gündeme gelen “yüksek güvenlikli karakol” inşası için düğmeye basıldı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile TOKİ, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Doğu ve Güneydoğuda belirlediği öncelikli geçiş noktalarında 162 karakolun yapımını üstlenecek. Genelkurmay Başkanlığı, Maliye Bakanlığı ve TOKİ arasında kısa süre önce yapılan görüşmeler sonucunda 350 milyon YTL bütçe hazırlandı. Genelkurmay, şimdiye kadar askeri lojman ve tesis yapımı konusunda performansından memnun olduğu TOKİ’nin, karakol yapımına da başlamasına sıcak baktı. Buna göre TOKİ, güvenilir ve hızlı iş yapma becerisine sahip müteahhitleri seçecek. Genelkurmay ise karakol binası yenilenecek bölgelerde iş alan müteahhit firmalarını çalışanları ile makine ve ekipmanlarının güvenliğini temin edecek. Okumaya devam et

İLEKER BAŞBUĞ’A BALIKESİR KONUŞMASINI İLETİŞİM DANIŞMANI NURAN YILDIZ MI YAPTIRDI?

31 Eki

Org.Başbuğ’un esrarengiz danışmanı
Aktütün hain saldırısı sonrası yaptığı sert çıkışla kamuoyunu şaşırtan Org.Başbuğ’un bu çıkışı neden yaptığı bir türlü anlaşılamamıştı.

Yeni Aktüel dergisi bu sert çıkışın izini sürdü.Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’ya sert açıklamalar yaptıran İletişim Danışmanı Nuran Yıldız’ın ilginç portesi. Yıldız kimdir? Kitaplarında hangi görüşleri savunuyor?

Nuran Yıldız, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un iletişim danışmanı. Sabah’ta başladığı yazarlık kariyerini şimdi HaberTürk’te sürdürüyor. “Tanklar ve Sözcükler” kitabında orduların çağdaş dünyada da siyasete müdahale ettiğini avunuyor. Genelkurmay Başkanlığı’nın yol göstericiliğinden dem vuruyor ve askeriyeyi “Deniz Feneri” olarak tanımlıyor.

Geniş kitleler Nuran Yıldız adını ilk defa Sabah gazetesi sayfalarında gördü, iletişim yazarıydı ve bir başka iletişimci, Ali Saydam’ın yerine gazeteye transfer edilmişti. Akademisyendi ve “cihet-i askeriye”ye yakınlığı ile tanınıyordu. Org. İlker Başbuğ’un geçen ağustosta genelkurmay başkanlığı görevine gelişiyle projektörler bir kez daha Nuran Yıldız’ın üzerine çevrildi. Çünkü Yıldız, Org. Başbuğ’un kişisel iletişim danışmanıydı. Ancak Yıldız’ı gündeme asıl taşıyan, uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek olan İlker Başbuğ’un Balıkesir konuşmasıydı. Başbuğ pür hiddet, herkesi doğru yerde olmaya davet etmişti. El – kol hareketleri, yüksek ses ve dört kuvvet komutanı ile desteklenmiş konuşma, Türk Silahlı Kuvvetleri için tam bir iletişim felaketine dönüşmüştü. Herkesin merak ettiği Başbuğ’un iletişim danışmanı Yıldız’ın ne diyeceğiydi. Ama Nuran Yıldız’ın tavrı ve ne diyeceği aslında belliydi,”Türk Ordusunun Medya ve Siyasette “Spin Etkis” – Tanklar ve Sözcükler” kitabının yazarı akademisyen Yıldız’a göre Başbuğ’un yaptıkları normaldi. Zaten ABD ve İngiltere Genelkurmay Başkanları da aynı şekilde davranıyordu. Pentagon’un Hollyvvood’u denetlemek için bile kurduğu özel bir büro vardı. Yani Türkiye’de anormal olarak görülen her şey aslında normaldi. Yıldız’ın kitabına göz atmadan önce, Başbuğ’un konuşmasının ardından yazdıklarına bakalım…

“Çağdaş dünyada da aynı”

Habertürk haber portalında köşe yazan Yıldız “Kaç kez medyanın kudretli genel yönetmenleri çağrılmış, anlatılmış bir bir? Kaç kez Ankara temsilcileri çağrılmış, konuşulmuş? Benim bir ayda en az üç kez Genelkurmay Başkanı ve İkinci Başkanı düzeyinde anlatılmış dönen dolaplar, çevrilen oyunlar. Olmamış. Hani derler ya kimse görmek istemeyenler kadar kör değildir diye, tam öyle. Sanki herkesin kulaklarının duyması, gözlerinin görmesi için birinin bağırması gerekiyor. Ne hazin bir durum. Medya yöneticilerinin, sermayenin, televizyon entelektüelinin öyle dolu ki gözleri kendi görüntüleriyle, öyle dolu ki kulakları kendi 1 bağırmazsan duyulmuyor” sözleriyle haklı göstermeye çalışıyor İlker Başbuğ’un Balıkesir konuşmasını. 1 Köşe yazısında dile getirdikle aslında kitabı “Tanklar ve Sözcükler”de geliştirdiği askercil dilin bir yansıması. 2007’de, Alfa Yayınlarından çıkan kitapta da benzer görüşler hâkim. Arka kapak yazısı içerik hakkında yeterince ipucu veriyor: “Bu kitabı 1 yazmama yol açan asıl neden, iletişim yönetimi konulu konferanslarımda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin iletişimi ve siyasete etkisini anlattığımda konferans sonrasında muhatap olduğum bir soru. Katılımcılardan biri ‘ABD, İngiltere gibi çağdaş ülkelerde askerler siyasetten uzak dururken, Türkiye’de neden siyasete müdahil oluyor? Bu demokratik midir’ soruşunu bir şekilde soruyor. Hakkında en çok konuşulan, ancak çok az şey bilinen Türk ordusunu, neredeyse hakkında hiçbir şey bilmedikleri çağdaş ülke ordularıyla siyasi pratikler üzerinden karşılaştıran soru sahiplerine ben de bu konuda ne bildiklerini soruyorum. Yanıtları genellikle suskunluk ya da genel geçer bilgilerden öteye gitmiyor. Onlara Hollyvvood’da Pentagon’un bir bürosu olduğunu, 1-2 protest yapımcı/yönetmen dışında film senaryolarının bu büroya 5 kopya halinde sunulduğunu, Pentagon yetkililerinin, filmlerdeki tüm diyalogları Amerikan politikaları doğrultusunda denetleyip düzenlediklerini bilip bilmediklerini soruyorum. Ya da demokrasinin beşiği İngiltere’de, başta ordu komutanı olmak üzere generallerin İngiliz politikaları hakkında kamuoyu önünde tartıştığını, Irak konusunda -ki son kertede Tony Blair’in başbakanlığı bırakmasına neden olan- bu işin ayyuka çıktığından haberleri olup olmadığını soruyorum. ‘Çağdaş ülkelerde asker siyasete karışmaz’ klişesini aşabilen de pek yok. Üstelik bu klişe cümle medya aracılığıyla sürekli yeniden, yeniden üretiliyor.” Yıldız’ın derdi bu cümlelerden çok net anlaşılıyor; Türkiye’deki “askeri vesayet” rejimi aslında çağdaş dünyanın normlarına son derece uygun!

Kitabın “Tanklar ve Sözcükler” adının ilham kaynağı da 28 Şubat sürecinde Sincan’ın ortasından yürütülen tanklar “Bu kitap adını Sincan’dan geçen tanklar ve sözcükler arasında kurulan ilişkilerden ve bu ilişkilerin bağlamından alıyor.”

Yıldız’ın kitabı, “Kavramlar”, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin İletişimi” ve “Beş Müdahale: 1960, 1971, 1980, 1997, 2007” isimli üç bölümden oluşuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin İletişimi bölümünde, brifingler, basın açıklamaları ve gösteriler gibi ara başlıklar var. Bunlar arasında en ilginç olanı gösteriler. Yıldız bu bölümde 27 Mayıs öncesinde Harp Okulu öğrencilerinin yürüyüşünden 28 Şubat sürecinin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya’nın Başbakanlıkta rakı içmesine kadar bir dizi örnek vermiş. Bu örnekler arasında “iletişim dili” olarak “Genelkurmay Başkanlığı’nın ışıklarının sabahlara kadar yanmasını” da göstermiş. Ancak asıl ilginç olan yazarın “Genelkurmay Başkanlığı’nın ışıkları”na getirdiği yorum.

Yıldız’a göre bu ışıklar “demokrasinin deniz feneri”: “Genelkurmay binasının ışıkları yanan pencereleri ulusal güvenlikle ilgili yoğun çalışmaların işareti olarak değerlendirilmekten başka anlamlar da taşımaktadır. Bir anlamda demokrasinin deniz fenerleri gibi işlev görür. Kimileri için bu deniz feneri kıyının nerede olduğunun işaretini verirken kimileri için de denizin sığlığım ve çarpılacak kayaları işaret edebilir.”

Nuran Yıldız kitabında zaman zaman askerlere akıl da veriyor. Bunlardan bir tanesi de sinema konusunda. Askerlerin sinemaya ilgisizliğinden şikayetçi: “Türkiye’de ordu-sinema işbirliği, ilişkisi henüz çok ilkel düzeyde gerçekleşmektedir. Ordu sinemayı stratejik bir araç olarak kullanabileceğinin, sinema endüstrisi ise ordunun desteğiyle yatırım maliyetlerini önemli ölçüde düşürebileceğinin henüz tam olarak farkında değildir. (…) Ve maalesef Türkiye sinemayı ne PKK terörü ne KKTC sorunu ne de Irak konularında kendini ifade etmek amacıyla kullanmayı profesyonel olarak değerlendirmiştir.”

Tanklar ve Sözcükler kitabının üçüncü bölümü “Beş Müdahale” başlığını taşıyor. Burada Türkiye’nin yaşadığı 27 Mayıs darbesi, 12 Mart muhtırası, 12 Eylül darbesi, 28 Şubat -postmodern- darbesi ve 27 Nisan e-muhtırası kamuoyu algılaması açısından inceleniyor.

Yıldız, yapılan dört müdahaleyi başarılı bulurken 27 Nisan e-muhtırası için hayıflanıyor. Bu müdahaleyi “Cumhurbaşkanı seçimindeki Milli Görüş egemenliğine karşı” yapılmış kabul ediyor: “27 Nisan için zamanlama, toplumla ilişki ve uluslararası koşulları değerlendirme konularında orduya başarılı demek zordur.” Yıldız bir de “ihtilâl ve darbe” sözcüklerini karşılaştırıyor ve şaşırtıcı bir sonuca varıyor: “Bir askeri darbeyi ‘ihtilâl’ olarak tanımlamak, onun içeriğindeki yenilikçi ve özgürlükçü ruhu olduğu kadar, onu gerçekleştiren kadroların devrimci ruhunu da tanımlamaktır. 27 Mayıs, Türk toplumunun algısında ‘ihtilâl’ olarak yer etmesiyle darbeleri farklılaştırıcı bir yerdedir.”

“AKP askerden rol çaldı”

Nuran Yıldız, asıl söylemek istediğini ise Sonsöz’e bırakmış. Orada askere nasihat ediyor ve yöntem değiştirmesi gerektiğini anlatıyor; “Çağdaş demokrasilerde askerin siyasete müdahalesi yöntemin başarıyla kurgulanmasıyla gizlenebilmektedir.” Devam eden cümlelerde de Yıldız bizi şaşırtmaya devam ediyor ve AKP’yi askerden rol çalmakla suçluyor: “Bugünkü fark yalnızca siyasete değil, herhangi bir alana müdahalenin koşulları ve yöntemlerinin değişmiş olmasıdır. Üstelik, AKP örneğinde görüldüğü gibi başarılı siyasi örgütlenmeler, geçmişte askerin gerçekleştirdiği, halkla arasındaki iyi niyet ve güvenin temel nedenlerini oluşturan ‘halkın sorunlarına sahip çıkma ve çözme’ işlevini yerine getirerek askerden rol çalmaktadır, öyleyse Türk ordusunun uygulayageldiği klasik yollar dışında, halkla medya üzerinden ya da başka yollarla iletişim kurmanın yeni yollarını daha fazla gecikmeden yaşama geçirmesi gerekmektedir.”

Başbuğ’un bireysel iletişim danışmanı Yrd. Doç. Dr. Nuran Yıldız’ın görüşleri böyle. Sonuçları ise Balıkesir’de olduğu gibi ortada. Ne diyelim…

Tuncay Opçin/Yeni Aktüel

Belgelerin TSK’dan çıktığını bile bile adres saptırıyorlar

30 Eki

Genelkurmay, Taraf’ın Aktütün haberinin kaynağının kendisi olduğunu biliyor ama Koşaner ABD’yi, MİT’i, polisi işaret etti. 14 ekimdeki Aktütün haberimizle ilgili Genelkurmay Askeri Savcılığı soruşturma açtı. Belgeleri de gönderdik. Dolayısıyla onların içeriden çıktığını en iyi Genelkurmay biliyor. Ama Kara Kuvvetleri Komutanı Koşaner dün açıklaması sırasında İHA kayıtlarının nereden çıktığını bilmediğini söyledi, hatta ABD’den alınmış olabileceğini ima etti. Jandarma raporunun da kaynağı yine TSK. Ama Koşaner bu raporları tüm istihbarat birimleriyle paylaştıklarını söyledi. “Taraf onlardan almış olabilir” demeye getirdi Okumaya devam et

Gazi astsubay Aktütün’ü anlattı

30 Eki

Aktütün Jandarma Karakolu’na düzenlenen saldırıda yaralanan Jandarma Astsubay Çavuş Muhammet Eraslan, Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde törenle karşılandı

Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nden (GATA) taburcu olan Eraslan, izinli olarak Çataltepe’deki baba evine geldi. TSK bünyesindeki özel harekat timinde üç yıldır görev yapan Eraslan yaralandığı çatışmayla ilgili şunları anlattı: Okumaya devam et

Saklanamazsın Genelkurmay

30 Eki

Kara Kuvvetleri Komutanı Taraf’ın Aktütün haberlerini ayrıntılara boğup yalanlarken bile neler itiraf etti ama, şu soruların cevabını yine vermedi. Ağır silahlı 150 PKK’lıyı nasıl tespit edemediniz? Keritepe’deki hareket sizi neden uyarmadı? Hani Taraf’ın görüntüsü Aktütün’den değildi? Ve asıl soru: O 17 çocuğun ölmesini niye önlemediniz?


• Ağır silahlı 150 PKK’lıyı nasıl tespit edemediniz?
Cevabı Koşaner’in dünkü açıklamasında itiraf olarak var aslında: İlk çatışma  geceyarısı oldu. 03.10’a kadar sürdü, başka görüntü almadık. 12’de keşfe çıkıldı. 10 saat sonra iyi gizlenmiş 150 teröristin yoğun ateşi altında kaldık.

• Keritepe’deki hareket sizi neden uyarmadı?
Koşaner, o gün İHA görüntüleriyle Keritepe’de 07.54’te hareketlilik saptandığını ilk kez dün açıkladı. Ama şunun cevabı yok: Bu sizi uyarmadı mı? Bu hareketliliğin baskınla ilişkisi yoksa neden tam dokuz saat sonra orayı vurdunuz? Okumaya devam et

Askerin başörtüsü tepkisi!

30 Eki

Manisa’da Cumhuriyet resepsiyonu askerin başörtüsü tepkisine sahne oldu. Manisa Belediye Başkanı başörtülü eşiyle salona geldi, askerler salonu terketti.

Aziz Gül’ün haberi

Manisa Belediye başkanı Bülent Kar başı örtülü eşi Selma Kar ile resepsiyona gelince Manisa Birinci Piyade Er Eğitim Tugay komutanlığı ile İl Jandarma Alay komutanlığından Cumhuriyet balosuna katılan üst düzey rütbeliler eşleri ile birlikte salonu aşamalı bir şekilde terk ettiler.

Manisa valisi Celalettin Güvenç eşi Turan Güvenç ile birlikte Manisa valililiği parkında ki Polis lokalinde bu akşam düzenlediği Cumhuriyetin 85.yıl dönümü nedeniyle verdiği resepsiyonda yaşanan bu olay katılanlar tarafından üzüntü ile izlenildi. Okumaya devam et

Üç Olay ve Derin Organizasyon, Öcalan o kadar masum değil

29 Eki

33 erin şehit edilmesi… Azerbaycan’da darbe… Madımak otelinin yakılması…. Üç büyük olayın kesiştiği noktayla ilgili çarpıcı bir analiz…

Şamil Tayyar/Star

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Aktütün Karakolu’na yönelik PKK saldırısında hiçbir ihmalin ve istihbarat zafiyetinin olmadığını açıkladı.

Katı meslek taassubu burada da galip geldi.

Tarih, 27 Ekim 2008. Koşaner’in bu açıklamasını ajandamıza kaydettik. Umarım yıllar sonra Fikret Bila’ya açıklama yapıp ‘Orada hata vardı’ demez. Okumaya devam et

KARA Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Bayraktepe’de yanlışlık yok

28 Eki

Aktütün incelemesi tamamlandı

KARA Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, 3 Ekim Cuma günü 17 askerin şehit olduğu Bayraktepe’ye yapılan saldırıyla ilgili 2’nci Ordu Komutanlığı’nın yaptığı soruşturmanın tamamlandığını açıkladı. Okumaya devam et

İşte Taraf’ın Genelkurmay’a ‘Yanıt-haberi’:

28 Eki

Kara Kuvvetleri Komutanı Taraf’ın Aktütün haberlerini ayrıntılara boğup yalanlarken bile neler itiraf etti ama, şu soruların cevabını yine vermedi. Ağır silahlı 150 PKK’lıyı nasıl tespit edemediniz? Keritepe’deki hareket sizi neden uyarmadı? Hani Taraf’ın görüntüsü Aktütün’den değildi? Ve asıl soru: O 17 çocuğun ölmesini niye önlemediniz?

• Ağır silahlı 150 PKK’lıyı nasıl tespit edemediniz?

Cevabı Koşaner’in dünkü açıklamasında itiraf olarak var aslında: İlk çatışma geceyarısı oldu. 03.10’a kadar sürdü, başka görüntü almadık. 12’de keşfe çıkıldı. 10 saat sonra iyi gizlenmiş 150 teröristin yoğun ateşi altında kaldık.

• Keritepe’deki hareket sizi neden uyarmadı?

Koşaner, o gün İHA görüntüleriyle Keritepe’de 07.54’te hareketlilik saptandığını ilk kez dün açıkladı. Ama şunun cevabı yok: Bu sizi uyarmadı mı? Bu hareketliliğin baskınla ilişkisi yoksa neden tam dokuz saat sonra orayı vurdunuz?

Okumaya devam et

Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Işık Koşener, TSK’nın saldırıda hiç hatası yok!

27 Eki

Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Işık Koşaner, Aktütün olayı ile ilgili olarak yaptığı basın toplantısında incelemenin tamamlandığını ve güvenlik birimlerinin görevini eksiksiz şekilde yaptığını açıkladı.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, yaptığı basın toplantısında Aktütün Olayı’na ilişkin detayları aktardı. 2.Ordu Komutanlığı’nın yaptığı incelemenin tamamlandığını açıklayan Orgeneral Koşaner, güvenlik birimlerinin görevini eksiksiz şekilde yaptığını açıkladı.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, 17 askerin şehit olduğu Aktütün saldırısıyla ilgili basın toplantısını Genelkurmay Başkanlığı İnönü Salonu’nda yaptı. Orgeneral Koşaner, Aktütün olayına ilişkin Bayraktepe ve diğer bölgelere kuvvet tahsisi, ateş planları, sevk ve idarenin askeri esaslara uygun şekilde yapıldığını, 2.Ordu Komutanlığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında herhangi bir eksiklik saptanmadığını bildirdi. Okumaya devam et

Terörü ‘suda boğacak’ müthiş proje

27 Eki

Adem Yavuz ARSLAN yazdı…

Teröre baraj

Ankara’da, terörle etkin mücadele için alternatif çözüm arayışları sürüyor. Her türlü proje gündemde. Hem askeri yöntemler hem sivil açılımlar tartışılıyor.

Bu çalışmalardan birisi ise bugüne kadar konuşulanlardan çok farklı. Başlangıçta biraz Zihni Sinir projesi gibi algılanıyor. Fakat detaylarına indikçe ‘aslında ilginç bir proje’ dedirtiyor. Hatta bir taşla birden fazla kuş vurmaya da müsait. Özetle terör suda boğulacak. Okumaya devam et

Aktütün baskınında sağ bacağını kaybeden Jandarma Er Bayram Yıldırım çatışma anlarını anlattı.

24 Eki

Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde geçen 3 Ekim’de 17 askerin şehit olduğu Aktütün Sınır Karakoluna yapılan hain terör saldırısında yaralanan ve sağ bacağını kaybeden 8 aylık asker Jandarma Er Bayram Yıldırım, geldiği memleketi Trabzon’un Of İlçesi’nde coşkuyla karşılandı.

Yaralanan 21 askerden Jandarma Er Bayram Yıldırım, tedavi gördüğü GATA’dan taburcu edilerek memleketi Trabzon’un Of İlçesi’ne gönderildi. Uçakla bugün Trabzon’a gelen Yıldırım, ailesi tarafından havaalanında karşılandı. Sağ bacağını dizinden itibaren kaybeden Yıldırım, yaklaşık 25 araçlık konvoyla ailesinin oturduğu Of İlçesi’ne götürüldü. Ailesiyle birlikte sivil hayatında fırıncılık yapan Yıldırım’ın evi ziyaret için gelen akraba ve arkadaşlarıyla dolup taştı. Okumaya devam et

Taraf okuyucusundan özür diledi. Koordinatlarda hata yaptık

20 Eki

Taraf’ın 20 Ekim günü yayınlanan baskısında özür ifadeleri şöyle geçti …

Aktütün’ü basan PKK’lıları izleyen İnsansız Uçak görüntülerini seri halinde yayımladık. Her görüntünün altına tarihini ve mesafesini yazdık. Bunlardan sadece 2 Ekimdeki görüntünün mesafesini bildirirken hata yaptık.Baskından 27 saat önce baskına giden 20 PKK’lının sınırdan girişini gösteren görüntünün altına 16 Ekim Tarihli taraf’ta “Aktütün’e bir kilometre mesafede” diye yazdık. Doğrusu 20 kilometre olacaktı.Bir koordinat kayması yüzünde yaptığımız hata için okuyucularımızdan özür dileriz.Aktütün Karakoluna saldırı anını gösteren görüntü de dahil olmak üzere diğer görüntülerin hepsi tek tek kontrol edilmiştir.Hepsi kesinlikle doğrudur.

Okumaya devam et

Lüks otele para var, Sınır karakoluna yok

20 Eki

https://habermerkezi.files.wordpress.com/2008/10/fenerbahce-orduevi1.jpg“Sınır karakolları parasızlıktan yapılamıyor” iddialarının ortaya atıldığı bir ortamda İstanbul’daki Fenerbahçe Orduevi bünyesinde 16.3 trilyon liralık muhteşem bir tesis yükseliyor.

TÜP GEÇİTLİ, 10 ASANSÖRLÜ

23.000 metrekarelik alana kurulan lüks otelde 10 asansör ve restorana tüp geçitten gidiliyor. Otel 216 odalı. 426 yataklı. Her biri 84 metrekare olan özel odalarda yatak odası, banyo, hazırlık odası, oturma ve çalışma odaları bulunuyor. Otelde 26 adet de süit oda var. Otelin ihtiyacını karşılamak için 192 araçlık otopark mevcut. 2 yıl önce başlanan otel, bu yıl sora hizmete giriyor. 1992 yılından bu yana geçen 16 yıllık sürede sınır karakollarının nakledilememiş olması, otel inşaatındaki bu hızı daha da anlamlı kılıyor. Okumaya devam et